Evangelizm Felsefesi
Bestami Çevikkol Tüm Yazıları

Bestami Çevikkol

16-12-2017

“El Kuds” Semavî dinlerin vazgeçilmez toprağı… MÖ 3000 dolaylarında Ofel tepesinde kurulurken bilmiyorlardı Kenanî’lere yurt olacağını. Ve yine bilmiyorlardı tüm dünyayı bu denli parçalayacağını.

Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer alan ve Hz. Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı yer alıyor. Burası Yahudilik inancının en kutsal mekânıdır.

Hıristiyanlar içinse Kudüs’te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi’nde Hz İsa’nın çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğu düşünüyor. Bu kilise, aralarında Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikliği’nin de olduğu farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetildiğine inanılıyor.

Peygamber efendimiz Hz Muhammed (s.a.v)’in İsrâ hadisesi gerçekleştiğinde, İslam fetihleri devri başladı. Bu hadisede Kâbe ve Mescid-i Aksa’nın aralarında manevi olarak bağlantı kuruldu. İslam Ordusu Ubeyde Bin Cerrah önderliğinde şehri kuşattılar. Patrik Safronyus şehrin anahtarını Hz.Ömer’in kendisine vermek istedi ve Hz.Ömer şehre geldi. Maddi olarak bağlantı Hz.Ömer (r.a)'ın şehre gelmesiyle gerçekleşti (636). Şehri aldıktan sonra bir emaname (güven fermanı) yazıldı ve Hz Ömer (r.a) şehrin ismini İlya'dan Kudüs’e çevirdi. Fetih sonrasında da birçok İslam devletinin himayesinde kaldı. En çok Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesindeyken hakkettiği değeri gördü.

İşte Kudüs’ü vazgeçilmez kılan şey burada gizlidir. Din, dini ritüeller, inanışlar insana her şeyi yaptırabilir. Fakat insanı bu denli kötüye yönlendiren şeyler tamamen insan dogmasıdır. Hiçbir semavi dinde “öldür, katlet ve sahip ol” anlayışı yoktur. Gerek Tevrat gerekse İncil’de bunu göremezsiniz. Ama en çok bu dinlere mensup olanların sebep oldukları yıkımlar tarih sahnesini kana bulamıştır. Canı en çok sıkan yönü ise akan kanların hep Müslüman kanı olmasıdır. Mısır, Filistin, Lübnan, Suriye, Myanmar belki yakında Türkiye… Burada akan kan Müslümanlara ait ya da ait olacak. Bu yaşananlar birkaç büyük şirketin ya da cemaatlerin isteği değil,  bu katliamlar yalnız “Evangelizm” düşüncesinin ürünüdür.

Evangelist kelimesi Yunanca “evangelicel“, yani “iyi haberleri paylaşan kimse” anlamına geliyor. Özgür iradenin "Tanrı" tarafından çizilen kaderin dışına çıkamayacağını öngören Evangelistler, bu kaderi hızlandırmak için Hıristiyanların, ellerinden geleni yapması gerektiğini savunuyor. Ve Armageddon'la, yani "iyi" ile "kötü" arasındaki o büyük savaşla gelecek olan kıyameti ve Mesih'in gelişini hızlandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudilerin, bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar. Dünya’da yaşanan her şey, yapılan her savaş Tevrat’taki efsanelerde, İncil’de anlatılıyor. İsrail’e, vaat edilmiş topraklara, günün birinde tüm Museviler oraya dönüp Evangelist olacak ve beklenen sona, Armageddon Savaşı’nı kazanıp dünyaya hâkim olacakları günü bekliyorlar…

İşte Müslümanlar bu emeller altında ezilip gitmekten başka bir şey yapamıyor. Çünkü ne halifeliği ellerinde tutan Araplar gerçek Müslüman ne de biz o Siyonizm etkisiyle asimile olmuş modern yüzyılın Müslümanları dinimizi tam anlamıyla yaşayabiliyoruz. Ancak kendi içimizde bölünüp başkalarının istediği gibi dünyanın farklı bölgelerine ayrılmış halde mezhep, ırk ya da türlü etkenler yüzünden başımızı kaldıramayacak durumda bize biçilmiş olan senaryodaki sıramızın gelmesini bekliyoruz. Hem de bir uyku halinde bekliyoruz. Sıramız geldiğinde rolümüzü oynayıp tekrar uyutulacağız. Bir daha uyandırılmamak üzere…                                        Bestami Bilal Çevikkol

Bu makale 1216 defa okunmuştur.