"Halk mı devlet için?” yoksa “Devlet mi halk için?”
Bestami Çevikkol Tüm Yazıları

Bestami Çevikkol

08-12-2017

Dünya üzerinde devletler temel anlamda halkının refahı için var olmuş. Devlet,”Gerek sosyal gerekse manevi talepleri temin edip halkın refahını sağlamak için var olmuştur.” diye bilinir. Hep bunu okuduk bize okutulmasını istedikleri kitaplardan. Biz mi yanlış öğrendik yoksa onlar mı bilmezlikten geliyor? Onlar işte… Onlar tabii ki yanlış bilenler; devletin sorgulanmasına, güven sorununun yaşanmasına sebep olanlar. Bazen taşra yönetimindeki zengin kesim bazen ise kârları çeşitli devletlerce paylaşılan taşeron şirketler ve daha birçoğunu bunun sebebi.   İşte bu devletin güvendiği ve koca halkını teslim ettiği kişi ve kurumlar son yıllarda devletin ne için var olduğunu sürekli sorgulamama sebep oluyor. “Halk mı devlet için?” yoksa “Devlet mi halk için?” sorusu akılımdan bir an olsun çıkmıyor.  Tabii olarak bu soru neden aklımıza kazındı onu da bilmek gerek. Mesela yönetimdeki aksaklıklarda baş gösteren olaylar silsilesine bakmak ve bunların yol açtığı sorunlara değinmek gerek...

Ülkemizde devlet yönetimi demokratik bir şekilde yapılmakta… Birim olarak merkezi yönetim şekli esas alınmış olsa da hükümetin verdiği kararlar yaklaşık 80 milyon insan için geçerli oluyor. Tabii olarak hükümetin başında Cumhurbaşkanımız ve ona bağlı Başbakan ve çeşitli bakanlarla birlikte sözde taşradaki halkı temsil eden yüzünü hiç görmediğimiz, yolda görünce tanımakta zorluk çektiğimiz bazı milletvekilleri ve onların illerinde desteklediği belediye başkanları… Daha da uzayıp gider. Amacım vatandaşlık dersi vermek değil ama bakıldığı vakit yalnız gönül bağladığımız siyasi partinin başındaki kişiyi tanıyor ona güveniyoruz. Peki, geri kalanı kim?

 Mesela ilimizi temsil eden milletvekillerimiz, onları ne kadar tanıyorsunuz acaba? Bir siyasi partiye çeşitli emellerle, kimi zaman iş için kimi zaman ise parasına para katmak için gönül bağlayan kişileri halk hiç sorgulamıyor. Çünkü halk ona küçücük iyilik yapanı sorgulamayacak kadar saf ve iyi düşüncelidir. Bunu  başımıza seçtiğimiz kişi düşünmelidir. Merkezi yönetimi biliyorsun.  Peki, taşradaki il yönetimini, belediye başkanını, belediye meclisindekilerini… Onlar kim ve verdikleri kararlar nelere mal oluyor hiç bunu sorguladınız mı? Hayır! “Ben işimi yaparım büyük işlerle uğraşır, kafamı aşağıya indirmem.” felsefesiyle hayatını devam ettiren yöneticilerin zamanında yaşıyoruz. Ben size söyleyeyim halktan biri olarak bunların kim olduğunu: Milletvekillerinin yüzünü güldüren kodaman adamlar belediye başkanı; belediye başkanının yüzünü güldüren ilçe içindeki tanınmış para babaları ve en çok kim benim sözümden çıkmaz cebimi doldurur düşüncesiyle belediye meclislindeki temsilcileri seçilioyor. Kimi ilçe belediyesinde öyle adamlar var ki nereden mezun ne okumuş kime ne yararı olmuş da ilçe halkına yardımı olsun gibi sorular hiç mi aklına gelmedi acaba onları oraya getirenlerin? Tabii siyaset pragmatist bir anlayış olduğu için kimse sormaz bunu. Ama biz yedi düvele hâkim olmuş bir devletin ecdatlarıyız. Son tahlilde onların kemiklerini sızlatacak bir yanlış ile bu devlet bu hükümet zarar görmez mi? Gördü ama yine görmezlikten geldi. Seçilen kişiler o kadar tecrübesiz ki adeta devlet için değil kendi cebi için yaşar haldeler. Verdikleri kararlarla ülke halkına ne zararlar verdiklerini yine görmezden geliyorlar. İşte anlayacağınız yönetimdeki sorunlarını birkaçı budur.

 Yalnız yönetimsel sorunlar değil bunlarla beraber, tecrübe kazanırlar diye başa getirilen ve bir türlü kendi ve yakınlarından başkasını düşünmeyen bazı yöneticilerin verdiği kararlarla nice sorunlarımız var. Mesela vergi hususu üzerinde düşünelim.

Vergi bir devletin olmazsa olmazı değil mi? İşleyişi içinde farklı unsurlar bulunmadığı sürece” Evet öyledir.” Farklı unsurlar olduğu zaman ise bu vergi farklı şekillerde cebimizi yakıyor. Nasıl mı? Son zamanlarda zenginler bilmez ama elektrik, su, doğal gaz faturaları; benzin, mazot, LPG yüzde elliye yakın zamlarla halka sunuluyor.  Yok, kırtasiye masrafı yok şu vergi yok bu vergi. Bu inanılmaz değişimler de bu adamların verdiği kararla gerçekleşiyor. Biz ise yine bizim seçtiğimiz o adamlara muhtaç… “Sayın Başkanım, kaldırın artık vergileri” diyoruz. Bunlar sizce sadece vergiyi kaldırınca geçip gidecek şeyler mi? Böyle düşünüyorsanız bir kez daha sorgulayın. Ve artık elinizi cebinizden çıkarıp gerçekten vicdanınıza koyun. “Bu yaşananların sebebi sadece kişiler ve yöneticiler mi” Sonra uykuya dalın uyuyabiliyorsanız…

Bu makale 430 defa okunmuştur.