BAY KEMAL’İN KAYIĞI..
Erdal Akalın Tüm Yazıları

Erdal Akalın

10-07-2018

 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan uyardı; “Bay Kemal’in kayığına binmeyin!”

 

Bu uyarının nedeni artık biliniyor.   696 sayılı KHK ile ilan edilen yeni bir karar sonrası, maddenin yazılımında hukuken bir muğlaklık olduğu belirtilmişti.   Bu muğlaklığın ileride haksızlıklara neden olabileceğini yetkin hukukçularımız ifade etmişlerdi.  Hemen arkasından eski cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül de, aynı konuya değinerek basit bir yeni yazım yapılarak bu muğlak ifadenin düzeltilmesinin doğru olacağını ifade buyurmuştu. 

 

İşte sorun böylece ortaya çıkıverdi.  Sayın Tayyip Erdoğan, Sayın Gül’ün bu uyarısını kendisine yönelik bir muhalefet olarak kabul ederek karşılık verdi.  Sanırım aklından geçen önemli bir konu, 2019 yılının beklenen seçiminde Sayın Gül’ün kendisine karşı aday olabileceği endişesinin ağır basması olmuştu.  Ancak Sayın Erdoğan’ın karşılık vermek tarzı bir tür siyasi saldırı görüntüsünde olduğundan demeçler ağırlaştı.  Bu kez Sayın Gül, kendisini halka karşı sorumlu kabul ettiğini ve gerekince aynı düzeltmelerin yapılması için uyarılarda bulunmasının bir görevi olduğunu ifade etti.

 

Tartışmalar Sayın Gül ve Erdoğan arasında da kalmadı.  AKP bazı üst yöneticileri ve bazı milletvekilleri de durumdan vazife çıkararak dün önünde eğildikleri Sayın Abdullah Gül’ü hedef alarak laf atmaya başladılar.  Ki, kanımca siyasi nezaket sınırını da hayli aşmış oldular.

 

Sonunda da Sayın Tayyip Erdoğan tekrar seslendi başta Sayın Gül olmak üzere kendisine muhalefet yaptıklarını düşündüklerine yönelik olarak ve yazı başında zikrettiğim gibi konuyu sertçe bağladı; “Bay Kemal’in kayığına binmeyin!”

 

Bay Kemal’in kayığı derken, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarla altını çizdiği ikili şablonu hedef aldığını anlıyoruz.   Zira Bay Kemal ne demekte idi; “ İki seçim hakkınız var, ya parlamenter demokrasiyi ya da tek adam diktasını seçeceksiniz!”

 

Bendeniz meraklıyım ya, Bay Kemal’in kayığını merak ettim.   Hemen de buldum bu kayığı.  Aslında bir gemi boyutunda değil, hatta gemicik bile sayılmayan bu kayık karşımızda harekete hazır olarak duruyordu.   Bordasına yazılı isminden de kolayca tanıdım onu.   İsim olarak ‘Adalet’ sözcüğünü seçmiş Bay Kemal.  Böylece ilgi duyanlar, yani hepiniz bu kayığı kolayca tanıyabilirsiniz!

 

İçine adım atınca, kaptan köşkünün hemen ön tarafında da benzeri bir yazı dikkatinizi çekiyor zaten; “Hak, Hukuk, Adalet!” 

 

Bu yazıyı okuyunca artık eminsinizdir, bu Bay Kemal’in kayığıdır!

 

Bu yazının altına da bu kayığa binecekler için ana kurallar madde madde yazılmış;                                                                 

 

Bu kayığın rotası hiçbir şekilde sapmayacak şekilde ‘Parlamenter Demokrasi’ yönüne ayarlıdır;

Bu rotayı tercih etmeyerek ‘Tek Adam Yönetimini’ arzu edenler kayık hareket etmeden hemen insinler;

Bu kayığa binmeyi kabul edenler, kayığın varacağı noktanın rant elde etmeye değil, halka hizmet olacağını peşinen kabul etmiş sayılırlar;

Bu kayığa binerek kendisine manevi ve maddi bir çıkar beklentisi içinde olanlar varsa, henüz demir almadan hemen kayığı terk etsinler;

Bu kayıkta yolculuk etmeye kararlı olanların en birinci yol göstericisi T.C. Anayasası ve özellikle ilk dört maddesidir;

Bu kayıkta yolculuk etmeyi düşünenler, yolculuk sırasında kayığın kaptanlık hizmeti dışındaki her görevini, liyakatleri dikkate alınarak ve demokratik bir sıralama ile yapmaya karar ve söz vermiş sayılırlar;

Bu kayığın seferi sırasında akraba ve adam kayırmak yani nepotizm ve kendi çıkarını sağlama almak için rüşvet almak veya dağıtmak gibi abukluklar yapılamaz.

Aslında birkaç madde daha yazılmıştı kaptan köşkünün olduğu kabinin ön duvarına.   Ama ben yeteri kadar bilgi sahibi olduğumdan diğerlerini okuyarak vakit kaybetmek istemedim.  Anladım ki, ben bu kayıkta olmalıydım.   Bana işaret edilen ilk görev yerim olacak noktaya hemen yollanarak kayığın demirini almak için hazırlık yapanlarının sırasına girdim.

 

Ve hep birden bağırarak kendimizce gemiciliğin imece kuralını uyguladık; “Vira Bismillah!”.

 

Kıssadan hisse: “Saklanacak yeri kalmayan, artık fırtınadan korkmamayı da öğrenir!”

 

(Moğol Atasözü).

Bu makale 94 defa okunmuştur.