Bir gün değil, bir ömür Cumhuriyet…
Mehmet ÇARDAK Tüm Yazıları

Mehmet ÇARDAK

02-11-2018

Anadolu işgal altındaydı!

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı, Erzurum ve Sivas kongrelerini yaptı, Ankara’da Büyük Meclis’i topladı. Ardından da Milli Mücadele ateşini yaktı.

Mustafa Kemal’in önderliğinde millet, vatanı ve bağımsızlığı için tek yürek oldu. Kadınlar kucağında bebekleriyle cepheye gitti.

Mustafa Kemal, Kocatepe’de tarihi emri verdi: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz, ileri” dedi. Büyük taarruz başladı, Kurtuluş Savaşı’nda yedi düveli dize getirdi, düşman denize döküldü. Meclis, milli egemenliği kalıcı kılacak adımları attı. Saltanatı ve hilafeti kaldırdı. Sıra ülkeyi aydınlığa, çağdaşlığa kavuşturmaya gelmişti. Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim 1923’te çalışma arkadaşlarını Çankaya Köşkü’ne çağırdı: “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” dedi. İsmet İnönü ile ilk taslağı yazdı. 29 Ekim 1923’te, ilk defa bir Müslüman toplumda Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyet’in ilan edilişi başlı başına bir devrimdi.  Cumhuriyet coşkusu tüm Anadolu’yu sardı, sokaklar ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diye çınladı. Sıra cehaletle savaşa gelmişti. Cumhuriyeti taçlandıracak devrimlerdi. İlk adımlar, kadın hakları ve eğitimde atıldı. Cehalete savaş açıldı. Hedef, üreten toplumdu…

Atatürk, çağdaşlık yolundu durmadan çalıştı. Kılık Kıyafet Devrimi de onlardan biriydi. Taktığı şapkayla yeni bir dönem başlattı. Cumhuriyet, kadınları toplumda hak ettiği yere taşıdı. Medeni Kanun ile seçme ve seçilme hakkı ilk kez Türk kadınına verildi. Aslında Cumhuriyet’ten önce kadın; köle, kuma, cariye ve muta olurdu. Cumhuriyet’ten sonra ise; pilot, doktor, öğretmen, hâkim, savcı, avukat, akademisyen, muhtar, belediye başkanı, vekil, başbakan ve hatta cumhurbaşkanı adayı olabiliyor.  Cumhuriyet 10 yılda, fabrikalar, okullar, demiryolları ve limanlar kurdu. Tarımda da devrimler yapıldı. Öncüsü de Atatürk oldu…

Cumhuriyet’le birlikte Türkiye’nin çehresi değişti. Ulu Önder’in olağanüstü devrimleri ve başarısı tüm dünyayı hayran bıraktı. Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet, 1925’te bayram oldu. Cumhuriyet ve Atatürk sevdası her geçen gün arttı.

Ulu Önder Atatürk ile birlikte Türk ulusunun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin 95. yıldönümü de tüm yurtta heyecan ve coşkuyla kutlandı. Atatürk sevdalıları tarafından, en başta başkent Ankara olmak üzere,  tüm yurtta heyecan ve coşkuyla kutlanan Cumhuriyet fazilettir. 29 Ekim’de açılışı yapılan İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nin bulunduğu alanda Devlet protokolü ile kutlanan Cumhuriyet ise, ganimettir.

HANGİ CUMHURİYET?

Cumhuriyet demek; umudunu yitirmeden mutlulukla huzur ve barış içinde uygar bir toplum olarak renk, ırk, inanç, cinsiyet ayrımı yapmadan, yasaksız, demokratik hukuk devletinde eşit halklar olarak Türkiye’de birlikte yaşamak demektir.  

Dolayısıyla da Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir. İstanbul Havalimanı’nda kutlanan Cumhuriyet ise, müteahhitlerin kimsesidir. Bu sebeple de, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ile 29 Ekim’de İstanbul Havalimanı’nda kutlanan Cumhuriyet, aynı Cumhuriyet değildir. İstanbul Havalimanı’nda Devlet protokolü ile kutlanan Cumhuriyet; yönetimi bir kişinin iradesine bırakan paragöz müteahhitlerin ve köle ruhlu yandaş ve yardakçıların Cumhuriyeti’dir. Çünkü Atatürk’ün kurduğu rejim, her kararın bir kişinin iradesine bırakıldığı rejim değildir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; barışa, özgürlüğe, eşitliğe, adalete ve evrensel değerlere giden yolun ana kapısıdır.

Çünkü Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet,  karakteri ulusal bağımsızlık ve halk egemenliği; rehberi akıl ve bilim; hedefi uygarlık olan, soysuz zorbalar ve köle ruhlu yandaş ve yardakçılar dışındaki herkese lazımdır. Çünkü Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’ten geriye dönüş esaret ve zillettir.

Tekrarlamakta fayda var: Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin var oluşunun simgesel adıdır. Sömürgeleştirilmek istenen bir coğrafyanın bağımsız vatana dönüştürülmesidir. Ekonomik gerilik ve siyasi bağımlılık kıskacından kurtuluşun yol haritasıdır. Kulluktan vatandaşlığa, ümmetten millete geçiştir. Ortaçağ karanlığından uygarlığa yürüyüştür. Bilimle tanışmanın, bilimi rehber edinmenin ön koşuludur. Hanedan saltanatı ve teokratik kurumların yerini millet egemenliğinin almasıdır. Siyasi coğrafyanın ekonomik olarak da vatanlaştırılmasıdır. Askeri zaferlerin ekonomik zaferlerle taçlandırılmasıdır. Ekonomik, siyasal, hukuksal, kültürel alanlarda çağdaşlık çıtasıyla eşitlenmektir. Evlatlarımıza, yeteneklerinin son sınırına kadar yükselebilme olanağının tanınmasıdır. Karada, havada ve denizde milli ulaşım egemenliğidir. Ülkenin doğal kaynaklarının halkın yararına ve ülkenin çıkarına uygun kullanımıdır. Çağdaş hukuk ve demokrasi güvencesi altında yarınlardan emin olarak yaşamaktır. Yargı bağımsızlığıdır, vesayetsiz yargıdır, hukuka saygıdır. Milli çıkarların ödünsüz savunulmasıdır. Milli devlet ve güven içinde yaşamaktır. Yurtta ve dünyada barıştır. Ülkesiyle, halkıyla ilelebet payidar kalmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ün ‘En büyük eserim’ dediği Cumhuriyet kolay kurulmamıştır. Bu Cumhuriyet’i Atatürk ve arkadaşları kurdular, onu yaşatacak olan Türk Milleti’dir. Türk sözü, ırk değil milletin adıdır. Çünkü bu memleket tarihte Türk’tü, bu gün de Türk’tür ve ebediyen de Türk olarak yaşayacaktır. Milli kahramanlık ve bilincin kıymetli eseri olan Cumhuriyet, bugünkü ve yarınki neslin demir ellerinde her an yükselip sağlamlaşacak ve demokrasi ile taçlanacaktır.  Ne Mutlu Türküm Diyene!

Bu makale 120 defa okunmuştur.