Dikkat: Pazar günü seçim var!
Mehmet ÇARDAK Tüm Yazıları

Mehmet ÇARDAK

21-06-2018

Saygıdeğer okurlarım! Dikkat: Pazar günü seçim var! Sadece iki kişinin, kendi partilerinin dâhi etkisiz eleman yerine koyarak, önceden aldığı ve sır gibi sakladığı bir kararla Türkiye, çok erken ‘baskın’ seçime götürülüyor. Bu seçim, siyasi iflas ve korku neticesinde kendisini dayatan bir seçimdir. Bu Pazar yapılacak seçim, müflislerin yalan dolanı üzerine kurulmuş ve tüm demokratik kurallar çiğnenerek formüle edilmiş bir seçimdir. Bu seçimde, sözüne ve eylemine güvenilmez olduğu defalarca tescil edilmiş unsurların, seçim sürecinde her türlü kirli kampanya ve sandık hilesini sergileneceği de beklenen bir şeydir. Bu seçimler, normal seçimler değildir. Aslında bu bir seçim değil,  var olma ya da yok olma davasıdır. Bunu bilmeyen kalmamıştır.

Türkiye tarihinin en kritik seçiminin yapılacağı 24 Haziran Pazar günü Cumhurbaşkanı ve 600 milletvekili seçilecektir.  Bu seçimde Türkiye’nin rejimi değişecektir. Türkiye, 24 Haziran Pazar günü akşamı ya demokrasi yolunda ilerleyecek ya da yeni sisteme geçecektir.  Sandıkta ‘Cumhur İttifakı’ ile ‘Millet İttifakı’ yarışıyor.

Cumhur İttifakı’nın seçimi kazanması halinde Türkiye demokrasi rayından çıkacak ve ‘tek adam’ yönetimine geçecektir. Millet İttifakı’nın seçimde başarı göstermesi halinde,  Türkiye demokrasi yolunda ilerleyecek ve kuruluş ayarlarına geri dönecektir.  Bu yüzden,  Pazar günü yapılacak seçimler çok kritik seçimlerdir. Seçim sonuçlarına göre, Türkiye’nin kaderi değişecektir.

Türkiye, bugün bambaşka bir yerdedir. Bu seçimlerin iki püf noktası var: Birincisi, şimdiki ‘Tek Adam’ın kalıcı, dinci-ayırımcı, şoven ve soyucu diktatörlüğüne asla geçit vermemektir. Doğrudan ya da dolaylı olarak O’nu Cumhurbaşkanı seçtirmemektir. Bu hedef hafiflendiği, es geçildiği, en şık laflarla süslü gerekçeler uydurarak ikinci plana atıldığı müddetçe partilerin milletvekili listesinin de hatta sayısının da hükmü yoktur. Ucube ‘Başkanlık’ sisteminde partilerin ve Meclis’in yeri dış kapının mandalı hükmündedir.

İkincisi ise, HDP’nin mutlaka barajı aşmasıdır. Çünkü HDP’nin barajı aşamama riski vardır. HDP Mclis’e giremezse, bütün umutlar çöpe gidecektir. HDP’nin baraj altında kalması durumunda AKP havadan 60-70 milletvekili kazanabilir. Bu iki noktada kesinlikle tongaya basmamak şarttır.

                Baskın şeklindeki bu tehlikeli kumar onları kurtarır mı? Hiç sanmıyorum! Çünkü 2 kişinin yok saydığı 80 milyon insanın gayrimeşruluğa ‘evet’ demesi Türkiye için zül sayılır. AKP ve MHP kitlesi her dayatmaya ve arsızlığa ‘evet’ diyecek kadar da düşmüş olamaz! Bu nedenle,  24 Haziran ‘baskın’ seçim gününü bayram şölenine çevirmek seçmenin elindedir.

               

                DEMOKRASİ YOLU

 

                Hatırlatmakta fayda var: Demokrasi, yalana inanan insanların değil, akıllı insanların rejimidir.  Türk seçmeni zekidir! 24 Haziran seçim günü Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve demokrasiye sahip çıkacaktır. Bu seçim kampanyası, Türk siyasi tarihinin kara lekelerinden biri olarak anılacaktır.

AKP ‘Millet İttifakı’ndan korkuyor. Cumhur İttifakı’nda birleşenler muhalefete iftira atmayı mertlik sanıyorlar. Şatafatlı ve lüks yaşamlarını, iktidarlarını kaybetmemek için açıkça yalan söylemekten ve iftira atmaktan çekinmiyorlar. Rakiplerine ‘hain’ diyorlar.  Ahlakını ve vicdanını bir kere yitirmiş olanların,  ülkeyi hangi yüzle yönetmeye talip olduklarını anlamak zordur.

 Hayatımızın her anı büyük bir trajediye dönüşmüştür. Toplumun tamamını esir almaya çalışan derin bir umutsuzluk, korku ve karamsarlık var. Kamplaşma, kutuplaşma ve gerilim ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Komşu komşusundan, kardeş kardeşten şüphelenir,  korkar hale gelmiştir. AKP yönetimi saraylarda, köşklerde, villalarda lüks içinde gününü gün ederken, milyonlarca yurttaşımız ekmeğe muhtaç hale getirilmiştir. Soğanın fiyatı, dolar kurunu geçmiştir. Siyasi çıkarları uğruna içerde ve dışarıda ölümü kutsayan savaş politikaları, Mehmetçiğin canı pahasına sürdürülüyor.

Elbette demokratik rejimlerde seçimler son derece önemli karar aşamalarıdır. Türk seçmeninin vereceği oylarla yasalarımızı yapıp, ülkeyi yönetecek temsilcilerimiz seçilecektir. Seçmenin alacağı karar sadece bugünü değil, yavrularımızı,  çocuklarımızı ve torunlarımızı da ilgilendiriyor.  24 Haziran seçimlerinde oldukça kritik bir kavşağa gelmiş olan ülkemizin, bundan sonra hangi istikamete doğru yol alacağına seçmen karar verecektir.

Seçmenin tercihini AKP ve Erdoğan’dan yana kullanması halinde, bundan sonra ülkenin tamamının kaderi tek kişinin iki dudağı arasında olacaktır. Yasama, yargı ve yürütme güçlerinin çok önemli yetkileri tek bir kişide toplanmış olacaktır. O tek kişinin yapacağı en küçük hatayı bile denetleyecek, kontrol edecek ya da sınırlayacak hiçbir kurum olmayacaktır. 81 milyon vatandaşın kaderi, tamamen bir kişinin insafına terk edilmiş olacaktır. Dünyanın geri kalan ülkeleri demokrasi yolunda ilerlerken, Türkiye çağ dışı bir yönetim anlayışıyla yalnızlaşacaktır;  Otoriter, baskın demokrasiden kopmuş bir ülkeye dönüşecektir. Cumhuriyetin artısıyla,  eksisiyle bütün demokratik kazanımları bir gecede ortadan kalkmış olacaktır. Tek adam rejiminde karşı karşıya kaldığımız adaletsizlikler, haksızlıklar için başvurabileceğimiz hiçbir yer kalmayacaktır. Ne mahkemeler ne de diğer devlet daireleri vatandaşın derdine derman olmayacaktır. Her şey ‘Tek Adam’ın isteğine, keyfine, çıkarlarına göre düzenlenecektir. Bir korku ve istibdat rejiminde insanlar nefes alamaz hale gelecek, boğulur gibi hissedecektir.

Bugünlerde yaşadıklarımız ‘Tek Adam’ rejiminin sadece frağmanıdır. Filmin asıl korkunç bölümü henüz başlamamıştır. İşte 24 Haziran’da, bu korkunç atmosferin başlayıp başlamayacağına seçmen kendi oylarıyla karar verecektir. Seçmen, vatandaş sorumluluğu ve bilinci içerisinde oyunu doğru bir şekilde kullanacaktır.  Seçmenin vereceği kararın demokrasiden ve özgürlüklerden yana olması çok değerlidir. Seçmenin bunca zulüm ve tehdide rağmen boyun eğmeyip dik durması; Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacaktır.

Bu karanlık tablo karşısında umutsuzluğa, korkuya, yılgınlığa düşmeye gerek yok! Atatürk’ün en büyük emeli, Cumhuriyet’in milletin kalbinde kök saldığını görmektir. Hiç şüphesizdir ki Cumhuriyet, Türk Milleti’nin kalbinde kök salmıştır. Sonu belirsiz karanlık bir tünele girmeden önce Türk Milleti’nin önünde önemli bir fırsat var! Seçmen bu fırsatı doğru değerlendirecek ve ülkemizi bu uçurumun kenarından çekip alacaktır.  Seçmen,   kendini dünya lideri zanneden bu üçüncü sınıf kasaba politikacısına güzel bir ders verme fırsatını kaçırmayacaktır.   Bu Pazar günü milletin önüne konacak sandıktan ‘Milli İrade’  çıkacaktır. Seçim sonuçlarına herkes saygılı olacaktır. Seçim sonuçları, şimdiden Türk Milletine ve ülkemize hayırlı olsun!

 

Mehmet ÇARDAK

Gümrük Müşaviri / Araştırmacı-Yazar

m-cardak@windowslive.com

Bu makale 432 defa okunmuştur.