Yeni yönetim sistemi ve CHP
Mehmet ÇARDAK Tüm Yazıları

Mehmet ÇARDAK

02-08-2018

Çok değerli okurlarım! Her ülkede toplum sıradan insanlardan oluşur. Onlara yön veren zekâ düzeyi yüksek sıra dışı insanlardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diploması tartışmalı olsa da, aslında O güzel kaval çalan iyi bir çobandır.

Yıllardır sırf CHP söylüyor diye insanlar inanmadılar! Artık kararnameler Cumhurbaşkanının tek imzasıyla çıkıyor. Tek adamın tek başına verdiği karar Resmi Gazete’de yayınlanıyor ve Meclis’e gitmeden yürürlüğe giriyor. Yeni dönemde Cumhurbaşkanının tek imzası kanun oluyor. Türkiye artık kararnamelerle yönetiliyor.

Meclis’in itiraz, soru sorma yetkisi yok. Meclis’teki 600 vekilin adı var, denetim gücü yok! Aldıkları maaşın karşılığını veremiyorlar. Tanrı bu tek adamı Türkiye’ye sanki ‘ibreti âlem’ için göndermiştir. Zira bu millet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini bilmemiştir. Oysaki Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlardır. Emperyalist devletler hükümeti ikna ettiğinde Meclis, Meclis’i ikna ettiklerinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Türk Silahlı Kuvvetlerini ikna ettiklerinde bağımsız yargı karşılarına çıkabiliyordu. Emperyalist ülkelerin çıkarları için Türkiye’de ‘rejim’ değiştirilmiştir. Öncelikle yargı, TSK, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan ‘başkanlık’ rejimine geçilmiştir.

Çünkü emperyalist güçlerin bir kişiyi ikna etmesi, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolaydır. Eğer o bir kişi emperyalist ülkelerin çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak emperyalist güçler için sorun olmaz! Hele şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketine dönüşen Türkiye Cumhuriyeti’ni ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yönden yıkmak;  emperyalist güçler için çok daha kolay olacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, Türk Milleti kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz! Bu ülkenin asıl sorunu ahlaksızlar değil, ahlaksızları alkışlayan onursuzların çok olmasıdır. O yüzden ve yeniden, hâkimiyet kayıtsız ve şartsız milletin olmalıdır. Kuvvetler birliğinden,  kuvvetler ayrılığına dönülmelidir.

 

LAİKLİK VE DEMOKRASİ

 

Türkiye ekonomisi son 9 yıldır sürekli büyüyor ama bu süreçte finansal riskler de birikiyor. Türkiye’nin uzun vadeli borçlanma maliyetlerini düşürebilmesi için enflasyonu düşürmesi gerekiyor. Dünya âlemin de bildiği gibi, bu yaz sadece yaz sıcakları değil, siyasi sıcaklar da mevsim normallerinin bir hayli üzerinde seyrediyor. Ekonomideki hararet düşmüyor! Çünkü Türkiye’nin basın özgürlüğü, hukuk, insan hakları alanında önemli yapısal sorunları var.

Türkiye’nin artık toplumsal uzlaşma ve reform dönemine geçmesi gerekiyor. Kur riski özel sektör üzerinde ciddi kırgınlıklar yaratıyor. Finansal istikrarın sağlanması en önemli konudur. Bu yüzden küresel ilişkiler iyileştirilmelidir. Bağımsız bir araştırmacı-yazar olarak bir gözümüz ekonomide, diğeri dış ilişkilerdedir.

Yine hatırlatmakta fayda var: Tek adam değil, laiklik ve demokrasi bu ülkenin sigortasıdır! Devlet makamları mukaddestir ama onu sadece layık olanlara vermek gerekir. Türkiye Cumhuriyetini kuran Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yöneticilerinin 24 Haziran seçimlerinden buyana kafası çok karışık! CHP yöneticileri; milyonların değişim istemine karşı direniyorlar ama tek adam yönetimine karşı direnemiyorlar; rejim değişikliğini ve Devlet teşkilatının yeniden yapılandırılmasını kabulleniyorlar.

Hani ‘Ağaca bakarken ormanı görememek’ diye bir söz vardır ya! İşte bu sözün tam da şu CHP için söylendiğini düşünüyorum. Atı alan Üsküdar’ı değil,  Ortadoğu’yu geçti hatta Güney Afrika’ya ulaştı. CHP yöneticileri ise haftalardır nelerle uğraşıyorlar? Ağızlarından düşürmedikleri ‘hak, hukuk, adalet’ sözcüklerinin hepsi hikâye! Atatürk’ün CHP’si mevtadır!

Benim ‘Kemal Kılıçdaroğlu’ diye bir derdim yok ama ‘Türkiye’ diye bir derdim var! Türkiye’nin işsizlik, enflasyon, adalet, insan hakları, çevre, eğitim sağlık ve güvenlik gibi daha nice dertleri var. İnsanların ‘özgür Türkiye’, ‘konuşan Türkiye’, ‘demokratik ve laik Türkiye’  diye dertleri var. Ancak bakıyorum da CHP yöneticileri ‘tek adam’ yönetimine çabucak alışıverdiler, Türkiye’yi unuttular,  koltuk derdine düştüler. Hatta mağlubiyetten galibiyet çıkaranlar da var.

Bazı CHP’li delegeler de belediye meclisi üyesi, hatta ilçe, il ya da Büyükşehir belediye başkanı adayı olmak istiyorlar. Bazıları da CHP Genel Başkanı adayı olmak arzusundalar. Parti ve ülke sorunlarını dert edinenler yok! Koyun can derdinde, kasap et derdinde. Hep çıkar meselesi! CHP delegeleri ‘cüzdan ile vicdan’ arasında sıkışıp kalmışlar. Dünyasını bu siyasi duruşa göre ayarlamak ayıptır, günahtır. Amerika güney sınırlarımıza askeri sığınak yapıyor, gören yok. Türkiye gırtlağına kadar dış borca batmış, düşünen yok. Vatandaş ekmek derdinde, CHP’liler olağanüstü kurultay derdinde. CHP sürekli patinaj yapıyor; ülkeyi iyileştirmek yönünde umut vermiyor! 

Kaldı ki önümüzdeki Mart ayında yerel seçimler yapılacak ve Türkiye’nin yüzlerce sorunu var! Anadolu’da kavgalı eve kız da, oy da vermezler. Şu CHP’liler bu gerçeği anlamalı artık. Temel’i idama götürmüşler; “Bu bana büyük ders oldu...” demiş.  CHP yöneticileri ise,  kaybettikleri hiçbir seçimden ders almadılar. Değişime direnenlerin kulağına küpe olsun: Hayat size hatanızı düzeltecek fırsat vermeyebilir. Türkiye sadece ‘tek adam’dan büyük değil, CHP’den de büyüktür!

Osmanlı İmparatorluğu dış borçları yüzünden battı, aman Türkiye’de batmasın! O yüzden iş, Türk Solu’na, vatansever Türk gençliğine düşüyor. Çünkü Türk geçliği, dünyanın kaderini değiştiren bir liderin gençliğidir. Mustafa Kemal Atatürk, Türk geçliğinin yönü ve özüdür. Türk gençliği,  Türkiye ile ilgili hayallerini çoğaltmaktan çekinmemelidir. Türk gençliği hayatta seyirci değil, oyuncu olmaya mecburdur! Türk gençliği, elini taşın altına koymaktan korkmamalıdır. Türk gençliği, milli mücadeleden asla vazgeçmemeli, pes etmemeli ve karamsar olmamalıdır. Çünkü umut, korkudan daha güçlü olan tek duygudur.

Türk gençliğinin bu güzel ülkeye, bu topraklara borcu var! Bu nedenle de sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi partilere daha aktif görevler düşüyor. ABD-Türkiye ilişkilerindeki gerginliğin gerçek sebebi Papaz değildir, kamuoyunun bilmediği daha başka sebepler de var! Adalet ve İçişleri Bakanları hakkında alınan skandal yaptırım kararının da gerekçesi açık değildir. Türkiye’nin dostu kim, düşmanı kim belli değildir. Türkiye üzerinde karabulutlar dolaşıyor, Türkiye sıkıştırılıyor! Türkiye’de emperyalist güçlere karşı yeniden milli mücadeleye ihtiyaç var! Ülkemiz üzerindeki karanlıklar nasıl dağıtılacak? Bu ülke insanları ne zaman iyi günler görecek?

Türk gençliği umudunu kaybetmemelidir! Turizmde istihdam 1 milyonu aşıyor. İmar barışı ve bedelli askerlikten milyarlar bekleniyor. Sektörel güven endeksleri Temmuz’da yükseliyor. Hazine ve Maliye Bakanı’nın dünya temsilcileri ile yaptıkları toplantılar son derece faydalı ve verimli geçiyor. İhraca merkezli büyüme olacağının altı çiziliyor. Sıkı bütçe disiplininden vazgeçilmeyeceğine, sıkı para politikalarının ve tasarruf tedbirlerinin uygulanacağına dair bilgiler var. Türkiye duvara toslamadan gelişme yönünde yoluna devam etmek zorundadır.

CHP yöneticileri olağanüstü kurultay’a gitsin ya da gitmesin, hiç fark etmez! Çünkü CHP’de lider değişikliği var olan hiçbir sorunu halletmez. Devlette olduğu gibi siyasette de liyakat esastır. Mevcut CHP yöneticilerinin iktidar hedefi, Türkiye’yi yönetme hedefi yok! Milliyetçi ve İslamcı AKP’nin 16 yıldır iktidarda kalması CHP liderleri Baykal ve Kılıçdaroğlu’nun katkılarındandır. Çünkü koltuk sevdası ülke sevdasından daha ağır basıyor.  AKP iktidarına karşı alternatif politikalar üretemediler, geliştiremediler. Çünkü CHP lideri yeni yönetim sisteminin farkında bile değil! Cumhurbaşkanı adayı olamayanların Türkiye’yi yönetme iddiası da olamaz. Ayrıca milyonların kurultay talebi karakolda bitmemelidir!

 Kılıçdaroğlu, her seçim yenilgisinin ardından, kendine göre mağlubiyetten galibiyet çıkarıyor ama kimseyi inandıramıyor. Çünkü Türkiye’yi artık Meclis’ten çıkan hükümetler değil, halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı tek başına yönetiyor. O yüzden, CHP yöneticilerinin seçimlerde gösterdikleri başarısızlıklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a daha da kuvvet veriyor! CHP’de olağanüstü kurultaydan korkanlar, değişime direnenler partiye zarar veriyor! Ülkenin bin bir sorunu varken devam eden post kavgası, mutedil vatandaşlar arasında CHP’ye olan güveni biraz daha azaltıyor.

Bu haftaki yazıma çok sevdiğim bir sözle nokta koymak istiyorum: Köpeklerin en büyük korkusu, sahipleri ölünce aç kalma korkusudur. Kusura bakmasınlar ama bu söz;  seçimli kurultaydan korkan, CHP’yi günlerdir yandaş medyada tartıştıran, 80 milyona umut veremeyen ve değişime direnen CHP delegelerinin, yöneticilerinin ve milletvekillerinin kulağına küpe olsun!

Bu makale 232 defa okunmuştur.