Vicdanların sesine kulak verin!
Mithat Kalaycıoğlu Tüm Yazıları

Mithat Kalaycıoğlu

11-07-2018

Hatay’da her yer binalarla yükselmekte olup, her geçen gün binaların yapıldığı yerler oldukça artmaktadır.

Özellikle artık büyük şehir statüsünde olan Hatay’a, Antakya’ya kuş bakışı baktığınız da boş alan bulmanız mümkün değil.

Her yerde binalar ve bu binaların içerisinde yaşayan insanlar..

Peki, yeşil alana insanlar da ihtiyaç duyuyor mu? Belki çoğunluk olmasa da aslında her insanın yeşil alana ihtiyacı vardır..

Yeşil alan yapılmasını da en çok resmi kurumların teşvik etmesi gerekiyor.. Yeşile, yeşil alan sayısına en çok onların önem vermesi gerekmiyor mu?

Güzelim Mehmet Şah Vakıf İşhanı, 22 yıl aradan sonra yeniden yıkılarak, yeniden inşa edilecek..

Yıkmada üzerimize yok zaten..

Vakıflar Bölge Müdürlüğü, esnafın uzun süre direnmesine rağmen yıkım kararı alarak burasının yeniden inşa edilmesini mahkeme kararıyla tescilledi..

Kimsenin bu saatten sonra bu karara itiraz etme şansı yok zaten..

Benim itirazım burasını illa ki yine bina mı yapılacak olması..

Neden yeşil alan olarak düşünülemez Mehmet Şah Vakıf İşhanı??

Yaya trafiğine kapatılan Saray Caddesi ile birleştirilerek Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait Mehmet Şah Vakıf İşhanının olduğu alan da yeşil alan olarak değerlendirilemez ki!!

Her tarafı bina ve beton yığını olarak görmekten ne zaman vazgeçeceksiniz??

Şunu da hatırlatırım size;

Siz burayı yıkacaksınız ya, yerine yenisini yapacaksınız ya..

Peki burayı yıktığınızda inşaatın altında tarihi eserler çıkabileceğini hesapladınız mı?

Çünkü iki adım ötesinde Fransızlardan kalma tarihi su kemeri ve tüneli bulunduğunu unutmadınız değil mi?

Daha önce yeşil alan olması düşünülen bu yapının dönemin belediyesi imara açtı. Yapının altında tarihi yapıların olduğu iddiası da var. Yapılarla sıkışmış kentin Kent meydanında iş merkezinin olması vakıfların misyonuna ve vizyonuna uymamaktadır.

Kazacağınız yerlerden tarihi eser çıkma olasılığı yüksek..

Gelin bu sevdadan vazgeçin, Saray caddesi ile birleştirerek, burayı yeşil alan olarak Antakya’ya kazandıralım..

Hatırlayanlarız olacaktır sanırım;

Antakya Belediye Meclisi üyesi görevini yürütüyor iken, şu an Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Antakya Kaymakamlığına ait yerin de yeşil alana kazandırılması için tek başıma büyük uğraşlar vermiştim..

Dönemin meclisinde bu konuyla ilgili hararetli konuşmalar yapmış ve bu yanlıştan dönülmesi için çağrıda bulunmuştum..

Muhalefet partisi olduğumuz için oylarımız yetmedi ve yine Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait alan imara açılarak beton yapıya dönüştürülmesi kararlaştırıldı.

Ben ısrarla o dönemde olayın peşini bırakmadım ve konuyu yargıya taşıdım..

Fakat mahkeme benim talebimi kabul etmeyerek, buraya bina dikilmesinde bir sakınca olmadığına karar verdi!!!

Ne yazık ki o dönemde kimseden destek göremedim, yalnız bırakıldım..

Şimdi de buradan tüm sivil toplum kuruluşlarına seslenmek istiyorum!!!

Antakya Atatürk Stadı’nın yerinin önce TOKİ’ye verileceği açıklamasının ardından nasıl bir ayaklanma yaptıysanız ve bu görüşe karşı geldiyseniz, aynı mücadeleyi neden Vakıflar İşhanı’nın yerinin yeşil alan olması için yapmıyorsunuz?

Ya da şehrin göbeğinde bulunan Büyük Antakya Oteli’nin yıkılıp yerine yine beton yığın olacak Polisevi’nin yapılmasına neden itiraz etmiyorsunuz?

Tepkilerinizi işinize geldiği gibi mi yapıyorsunuz?

Neden bu kadar iki önemli konu hakkında sessiz kaldınız anlamış değilim!!

Alın size işte iki konu!!

İkisi de şehrin göbeğinde, aralarında 100 metre bile yok..

Şehrin göbeğine iki tane beton yığını dikilecek..

Bu alanlar yeşil alan olsa, insanların aileleriyle rahatça gelip dinlenebileceği ve kültürel, sanatsal etkinliklerin açık havada rahatlıkla yapılabileceği, yeşil alanın üzerinde oturup izleyebileceği bir yer olsa kötü mü olur?

Konuyla ilgili olarak HBB Meclis Toplantısında, CHP Grubu adına meclis üyelerini bilgilendirmek amacıyla yazılı bir temennide bulunan Ömer Dolar’ın ifadeleriyle görüşlerim birebir örtüşüyor..

Ne demiş sayın Ömer Dolar, aynen yayınlıyorum:

“Hepiniz de biliyorsunuz ki, Antakya’nın eski yerleşim bölgesi olmasından dolayı, merkezde yeteri kadar açık alanlar, dinlenme alanları, bulunmamakta olup, mevcuttaki açık alanlarda kent halkının talebini karşılamamaktadır.

Kentimizi daha sağlık ve yaşanabilir bir yapıya kavuşturmak, halkın her türlü dinleme ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için bu tür alanların arttırılması gerekliliğin bilinen bir gerçektir. Bundan dolayıdır ki, bazen kentin geleceği ile ilgili fırsatlar karşımıza çıktığında bunun en iyi biçimde değerlendirilme gerekmektedir. Bu tarihi bir fırsat konusunda da Antakya İlçemiz Atatürk caddesinde bulunan ve yıkılan eski Büyük Antakya Oteli ile köprü meydanı dediğimiz yerde bulunan ve yıkılmaya başlanan Vakıf İşhanı’nın bu tür açık alan, dinlenme alanı gibi vatandaşın yararlanıp nefes alacağı bir alana dönüştürülmesi telafisi mümkün olan bir fırsat olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu iki yerde de inşaat yapılmaması ve açık alan olarak kalması konusunda kent halkından da çok ciddi ve yoğun bir talep geldiği de gözlenmektedir. Aynı zamanda buraların açık alan bırakılması sonucunda kent merkezi siluetine olumlu bir katkıda sağlayacaktır. Sosyal anlamda Atatürk Caddesi ve Saray caddesine de ciddi anlamda hareketliliği getireceği kuşkusuzdur.

Aksi takdirde, eski Antakya Oteli yerine yeri (7) katlı bir binanın, vakıf İşhanı yerine de beş (5) katlı bir binanın yapılması kentimize fayda sağlamak yerine bu bölgeye bir yoğunluk ve trafik yükü getirecektir.”

Bu temenniye ve görüşe katılmamak elde değil, hatta altına imzamı da atarım.

Bu şehrin göbeğine AVM yaparak, şehrin kalbine hançer vurduğunuz yetmedi mi?

Bu şehir artık kendi yükünü taşıyamıyor..

Daha fazla geleceğimizi karartmadan, birazda vicdanların sesine kulak verin..

Bu makale 215 defa okunmuştur.