AHLAK, ADALET ve BARIŞ TEMASIYLA PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN
Necmettin Çalışkan Tüm Yazıları

Necmettin Çalışkan

06-03-2018

Vefatının sene-i devriyesinde Millî Görüş lideri eski Başbakan Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızı rahmetle anıyoruz. Konuyla ilgili çokça yazı okudunuz ama biz de bir vecibe addederek bu görevi ifa edelim.

Bu yılki etkinlikler seçimlerin yaklaşması ve ittifakların konuşulduğu bir döneme rastlaması hasebiyle biraz daha canlı geçiyor sanki. Herkes bir şekilde merhum Erbakan Hocamıza bağlılığını bildiriyor, anıları, birlikte çekilmiş fotoğrafları paylaşıyor.

Bilvesile her dönemin zeytinyağları -günümüz trolleri- onun yürüttüğü siyaseti yok sayıp bir kenara bırakarak, aslında "mevcut siyasal yapıya gizlice destek olduğu" falan gibi yalanlara başvuruyorlar. Ne yalanlar uyduruyorlar. Sanki yıllarca Erbakan hocanın dizinin dibinde olan bizler duymamış bilmiyormuşuz da o en ağır muhalefeti yaptığı adamlar her şeyi biliyormuş. Aslında bu tür yaklaşımların sevdiklerini söyledikleri Erbakan'ı yalancı konumuna soktuğunu anlayamayacak kadar basit insanlar ve yaklaşımlar…

Son günlerde garip yazarlar, türedi ve ısmarlama yazılar yazıyorlar. Bu tip yazıların tümünde Saadet tabanına bir mesaj verme gayreti çok açık biçimde hissediliyor. Arkadaşlar kendi oluşturdukları kurguya o kadar kendilerini kaptırmışlar ki sabah uyandıklarında bir gün önceki senaryolarına inanacak durumu gelmişler. Yok efendim! Milli Görüş Ak Parti’ye eklemlenmiş ve orada temsil ediliyormuş. Aslında gömleği çıkartmamışlar, dönemin muhalif ulusalcılarını susturmak için takiyye yapmışlar. Merhum Hocamız da bunun farkında kendine düşen rolü gayet başarılı oynayarak ilgili zevatın yükselmesini sağlamış. Yani mesele kuşa bak! deyip baskıyı ortadan kaldırarak güçlenmek.

Daha ileri giden bu yazar güruhuna göre Erbakan Hoca’nın amacı bizzat partiyi böldürmek suretiyle istediği isimlerin ülke yönetimine gelmesini sağlamakmış. Hoca aynı taktiği Numan Kurtulmuş üzerinden de yürütmüşmüş. Bütün bunları Erbakan’ın üstün zekâsı ve feraseti ile gerçekleştiğini de söyleyecek kadar cüretkarlar. Uzun sözün kısası (Hocamızın deyimiyle) “Hadi ordan! Hadi ordan!”

Bu itibarla Abdülhamid'in şahsında canlandırılan şahıslar yakında Erbakan'ın şahsında da canlandırılırsa şaşmamak gerek. Adamlar her kılığa uygun adam sokuyorlar. Ertuğrul, Aliya neme lazım yarın bakarsınız Erbakan olmuş!

Bazı “Milko” yöneticilerimizin bile kafa karışıklığı içinde olması üzücü. Bu durum insanları tereddütte bırakıyor. Daha net tavırlar almanın gerekliliği ortada. Kesin ve açık konuşmak gerekir. Birilerinin merhumun fikri mirası üzerinden siyaset devşirmelerine izin verilmemelidir.

 

***

Anma programlarında bu yıl "Ahlak Adalet ve Barış" teması kullanılıyor. Siyasete ilk çıktığı andan itibaren dillendirdiği "Önce Ahlak ve Maneviyat" sloganının ahlaki yozlaşmanın had safhada olduğu, gasp, çocuk istismarı, cinayet ve vahşet gibi konuların gündemden hiç düşmediği şu günlerde ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılıyor.

  AB uyum yasaları çerçevesinde özellikle aile kurumunu hedef alan birçok yasanın meclisten geçirilerek kanunlaşmış olması ve bunun ortaya çıkardığı birçok ahlaki kriz ortadadır. Eğitim sistemimizin, iş hayatımızdaki çarpıklıkların ve sosyal yaşamdaki problemlerimizin de etkisi yok değildir. Ancak yasalardaki bu boşluklar da bütün bu sistemi besleyen ana damar haline gelmiş bulunmaktadır. Örneğin Avrupai yaşamın en etkili yıkım ve dejenerasyonu kadınlar üzerinde gerçekleşmiştir. Sözüm ona özgürlük adı altında sanayi devrimiyle fabrikalarda canlarından bezdirilinceye kadar çalıştırılan kadınlar, 19. Yüzyılda sağlıkta tekniklerin gelişimiyle farklı bir yöne savrulmuşlardır. Düşük doğurganlık ile gelişmiş yaşam standardı özdeşleştirilmiştir. Sonuç olarak günümüzde birçok ülke kendi nüfusunu koruyamayacak duruma gelmiştir. Bu noktada “ahlak ve maneviyatın” çözüm odaklı yaklaşımı ve insanı önemseyen yapısının ne kadar büyük önem arz ettiği ortadadır.

  Yeni ve adil bir dünya için "önce ahlak ve maneviyat" diyerek “Ağır sanayi" ile milli güçlü bir ekonomi hedeflemiş, eline fırsat geçtiğinde ülkeyi fabrikalarla donatmıştır. Gelin görün ki bu kadar çaba ve proje ile kurulan tesislerin maalesef bugün çoğu ya satılmıştır ya da kapatılmıştır.

Büyük adaletsizlik ve mağduriyetlerin olduğu bir dönemde, Erbakan Hoca; "Hakkı üstün tutmanın adâlet ve saadet, kuvveti üstün tutmanın ise zulüm ve felaket getireceği" gerçeğinin altını çizerek adâletin hak ve batıl mücadelesinde ne kadar önemli olduğunu   göstermiştir. "Adalet mülkün temelidir" ve dinimizin emri olarak da çok önemlidir. Tevhidin aslıdır. Ancak dünya adalet endeksinde geldiğimiz nokta gerçekten iç karartıcı bir durumdadır.

"Barış” onun yaşamının temel ilkelerinden birisiydi. İslam Birliği idealinin bir nüvesi olan D8 işbirliğinin ana ilkeleri arasına koyduğu "Savaş değil; Barış" diyerek sorunları savaşarak değil diyalogla çözülmesini isterdi. Bu politika uygulansaydı Suriye bugün belki de bu duruma gelmezdi. Bu kadar Müslüman kanı akmazdı.

Adaletin ve barışın bir gün herkese lazım olacağını hatırlatarak, yaşadığı zaman diliminde anlaşılamamış olan Erbakan hocamızı rahmet ve minnetle yad ediyoruz.

Bu makale 184 defa okunmuştur.