DOLAR 15,8769 0.2%
EURO 16,8435 -0.21%
ALTIN 945,160,54
BITCOIN 466970-3,52%
Hatay
15°

AÇIK

12:37

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Akın Akdalga

Akın Akdalga

01 Ekim 2021 Cuma

Mancınık Kalesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mancınık Kalesi’ne, Hatay ili Dörtyol ilçesine bağlı Konaklı (Rabat) köyü sınırları içinden araçla yaklaşık 6 Km. mesafe ile gidilebilir. Amanoslarda 700 metre yükseklikte hakim bir tepede kayalıklar üzerine kurulmuştur.

Kalenin etrafı uçurumlarla, sarp kayalıklarla kaplıdır. Eski Roma yolu üzerinde bulunan kalenin girişi  kuzeydedir.

İlgisiz ve sahipsiz kalan bu kalenin etrafı makilerle kaplıdır. Kaleye, ana yoldan ayrılan bir patika yol ile gidilir. Mancınık Kalesi kitabesinde: “Bu kale 1290 yılında Ermeni Kralı Hethum tarafından tamamlanmıştır” denilmektedir. Kale içinde, kale odaları, merdivenler, sarnıçlar, kale burçları ve ok atmaya yarayan pencereler, mahkûm odaları, tuvalet odaları bulunmaktadır. Kaleden Akdeniz, Dörtyol ovaları görülebilmektedir.

Devamını Oku

MANCINIK KALESİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mancınık Kalesi’ne, Hatay ili Dörtyol ilçesine bağlı Konaklı (Rabat) köyü sınırları içinden araçla yaklaşık 6 Km. mesafe ile gidilebilir. Amanoslarda 700 metre yükseklikte hakim bir tepede kayalıklar üzerine kurulmuştur.

Kalenin etrafı uçurumlarla, sarp kayalıklarla kaplıdır. Eski Roma yolu üzerinde bulunan kalenin girişi  kuzeydedir.

İlgisiz ve sahipsiz kalan bu kalenin etrafı makilerle kaplıdır. Kaleye, ana yoldan ayrılan bir patika yol ile gidilir.

Mancınık Kalesi kitabesinde: “Bu kale 1290 yılında Ermeni Kralı Hethum tarafından tamamlanmıştır” denilmektedir.

Kale içinde, kale odaları, merdivenler, sarnıçlar, kale burçları ve ok atmaya yarayan pencereler, mahkûm odaları, tuvalet odaları bulunmaktadır. Kaleden Akdeniz, Dörtyol ovaları görülebilmektedir.

Devamını Oku

KİNET HÖYÜK (DÖRTYOL)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İskenderun Körfezinin doğu kıyısında, Dörtyol ilçesinin Yeşilköy mahallesindeki Kinet Höyük, denize 500 m. mesafede yer almaktadır.

KİNET HÖYÜK, doğu Kilikya veya Kizzuwatna’daki (Çukurova’nın antik isimleri) en büyük antik yerleşmedir. Yerleşme, büyüklük veya görünüm açısından sıradışı

değildir; ancak kendisini barındıran İSSOS OVASI, Büyük İskender’in MÖ. 333 yılında Pers Kralı Darius’u burada yenmesiyle ünlenmiştir. Kinet’in ovanın baskın kenti olarak bölgeye adını vermiş olması ve antik Issos (Hititçe Izziya) olduğunun kabul edilmesi mümkündür.

Kinet’teki 5000 yıllık aynı bölgeye yapılanma süreci, 3,3 hektardan daha büyük bir alana yayılan, 20 yerleşme katını içeren ve 26 m. yükseklikte bir höyük oluşturmuştur. Erken Tunç Çağından (M.Ö. 3. binyıl) Orta Demir Çağına (M.Ö. 8. yy.) kadar yerleşme, höyüğün kuzeyindeki alçak arazide yer alan bir kenti de içermektedir.

Antik çağlarda Kinet geçimini, sahip olduğu iki liman sayesinde sağlamaktaydı: kuzeyindeki doğal koy ve güneyindeki, bugün 2,5 km. öteye kaymış olan Deliçay ırmağının antik çağlardaki ağzı. Kinet böylece, bir nehir halicinin kuzey kıyısını korunaklı bir liman olarak kullanmıştır.

Devamını Oku

Antakya’nın Kuruluşu

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şimdiki kentin olduğu bölgede MÖ 4. yüzyılda Antigonia adlı bir başka kent vardı. Seleukos kralı I. Seleucus Antigonia´yı tamamen yıktırdı. Aynı yerde tahta geçişinin 12. yılında, MÖ 22 Mayıs 300 tarihinde törenle yeni bir kentin temelini attı. Bu kentin inşasında Antigonia´nın artık malzemesi kullanıldı, Antigonia halkı yeni kente aktarıldı ve burası Seleukos Devleti´nin merkezi oldu. Seleukos´un babasının adına izafeten“Antiokheia” adını verdiği bu yeni kent, Seleucus tarafından aynı adla kurulan 16 kentten biridir. Antakya diğerlerinden “Asi kenarındaki An­takya” veya “Defne yakınındaki Antakya” adlarıyla ayrılır. 


Bilindiği kadarıyla        Defne´nin      (Harbiye)      kuruluşu Antakya´dan öncedir. Seleukos Nikator; Defne´de güzel caddeler, tiyatro, mesire yerleri kurdu. Tapınakları ve caddeleri, başta Apollon heykeli olmak üzere heykellerle süsledi. 


Aslında Defne´ye bu kadar önem verilmesinin tek sebebi, buranın sayfiye yeri oluşu değil, daha çok mitolojideki konumu (Defne kutsal efsanesi) nedeniyle buranın kutsal sayılmasıydı. 


“lzgara plan” olarak tanımlanan ve Xenarius tarafından çizilen kent planında sokaklar kışın güneşi görecek, yazın ise; Asi Vadisi´nden gelen rüzgarı alacak şekilde düzenlenmiştir. Lazkiye’nin planının da aynı olması nedeniyle Antakya ve Lazkiye uzun süre “kardeş” veya ikiz kentler” olarak tanımlandı. İmparatorluğun başkenti olan Antakya, zamanla dünya çapında önemli bir ticaret ve sanayi merkezi oldu. 


Kent, her biri ayrı surlarla çevrili dört mahalleden meydana geldiği için Antakya´yı “tetrapolis” (dördüz şehir) olarak nitelemiştir: 

İlk iki mahalle krallığın kurucusu Seleukos I.Nikator tarafından Asi kenarında kurul­muş, birine Makedonyalılar ve Yunanlılar, öbürüne Suriyeliler yerleştirilmiş.


Ası nehri içinde bulunan üçüncü mahalle Seleukos II.Kallikinos (MÖ 246-226) tarafından kurulmuştur. Kral sarayı burada idi. 


Epifania adı verilen dördüncü mahalle ise Silpius Dağı eteğinde, kente en parlak dönemi yaşatan Antiokhos IV. Epifanes (MÖ 175-164) tarafından kurulmuştur. 


MÖ 195 yılında Antiokhos III. döneminde Kartacalı Anibal Antakya´yı ziyaret etti. Bu dönemde Antakya´nın bölgede ticari ve askeri yönlerden önemli bir yeri vardı. Seleucos Devletinin başkenti olmanın ayrıcalığını taşıyan kent görkemli yapılarla donatılmıştı. Antiokhos Epifanes kentte su kemeri, kent Kurulu binası, Jupiter Kapitolinus Tapınağı ve daha önceki devlet agorasından başka bir de ticaret agorası yaptırdı. O dönemde sadece Miletos ve Pergamon gibi büyük kentlerde iki agora bulunurdu. Meyve bahçeleri, muhteşem yapıları ve anıtları ile herkesi cezbeden şehirde sık sık şölenler ve olimpiyatlar düzenleniyordu. Başkentin yakınındaki Defne (Daphneia) villalarıyla, caddeleriyle çok güzel bir yazlık kentti. Kent sirk, tiyatro, han, halk hamamları, mermer caddeler, tapınaklar, çeşitli heykellerle süslenmişti. Buraya çoğunlukla hanedan mensupları ve yüksek sosyete gelirdi. MÖ 67 yılında Kilikya Valisi Markius Reks şehirde bir sirk yaptırdı.

Devamını Oku

Önemli Şahsiyetler- Tayfur Sökmen

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hatay Cumhuriyeti´nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı. 1892 yılında Gaziantep´te doğdu. Kırıkhan Rüştiyesi´ni bitirdikten sonra özel eğitim gördü. I. Dünya Savaşı´nda istihbarat görevlerinde çalıştı. İskenderun sancağındaki Fransız işgaline karşı direniş hareketinin örgütlenmesinde öncülük yaptı. 20 Ekim 1921´de TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması´yla İskenderun sancağı, Fransız mandası altındaki Suriye´ye özerk bir yönetim birimi olarak bağlandı. Fransız manda yönetimi arapları ve hıristiyanları kayıran bir tutum izleyince direniş yeniden başladı. Tayfur Sökmen, gıyabında ölüm cezasına çarptırılınca Adana´ya kaçtı. 1924-26 arasında Viyana´da kalan Tayfur Sökmen, Hariciye Vekaleti´nin girişimiyle Fransa´dan İskenderun sancağına giriş izni aldı. Buna rağmen baskıya uğradı ve 1927´den sonra Gaziantep, Adana ve İstanbul´da yaşamak zorunda kaldı. 

1935´te Antalya bağımsız milletvekili seçilerek TBMM´ye girdi. 1936´da Fransa´nın Suriye ve Lübnan´a bağımsızlık vermesi üzerine, Türkiye, İskenderun sancağını da bağımsızlığa kavuşturmak için girişimlere başladı. Ocak 1937´de İskenderun sancağına, Dışişlerinde Suriye´ye bağlı, ama kendi anayasasıyla yönetilen yarı bir sancak statüsü tanındı. Sancağının adı da Hatay olarak değiştirildi. Aynı yıl Türkiye´nin verdiği nota üzerine Fransa sorunun Milletler Cemiyeti´nde çözülmesini istedi. Uluslararası koşulların da dayatması sonucunda varılan anlaşmayla, Milletler Cemiyeti 19 Mayıs 1937´de Hatay için bir anayasa kabul etti. Uzun süren görüşmelerden sonra, Türk ve Fransızlardan oluşan bir kurulun gözetiminde Hatay Cumhuriyeti´nin kurulduğunu ilan etti. Cumhurbaşkanlığına da Tayfur Sökmen´i seçti. Hatay Cumhuriyeti, 29 haziran 1939´da Millet Meclisi kararıyla Türkiye Cumhuriyetine katıldı.

Cumhurbaşkanlığı görevi sona eren Sökmen, 1950´ye kadar Antalya, 1950-54´de Hatay milletvekili olarak TBMM´de yer aldı. 1969´da kontenjan senatörü olarak Cumhuriyet Senatosu´na girdi. 1975´te siyasi hayattan çekildi. Tayfur Sökmen, 1980 yılında İstanbul´da öldü. Eseri:Tayfur Sökmen, “Hatay´ın kurtuluşu İçin Harcanan Çabalar” (1978) adlı kitabında Hatay sorununu ayrıntılarıyla ele almıştır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.