DOLAR 15,8769 0.2%
EURO 16,8435 -0.21%
ALTIN 945,160,54
BITCOIN 465042-3,92%
Hatay
15°

AÇIK

12:37

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Cengiz Yıldız

Cengiz Yıldız

18 Mayıs 2022 Çarşamba

ENFLASYONLA – HAYAT PAHALILIĞI İLE MÜCADELE!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hepimizin malumu, hakikaten küresel anlamda tüm dünya ekonomilerini küçülten, sıkıntıya sokan faktörleri hep beraberce biliyoruz, burada bu tür konulara, Pandeminin etkisine, Rusya-Ukrayna savaşının vermiş olduğu zararlara, ülkemiz aleyhine oynanan oyunlara girmek istemiyorum.

Bugünkü yazımda maalesef üretim – tedarik zincirlerinin kopmasıyla beraber, aksamaların olması ve neticesinde döviz kurlarındaki artışların neden olduğu Enflasyon adlı sıkıntı ve nasıl baş edebiliriz? Haklı sorusuna yönelik  değerlendirmelerde bulunacağım izninizle..

Öncelikle “Enflasyon” adlı halk tabiriyle, hayat pahalılığına sebep olan, teknik olarak; mal ve hizmet almak için daha fazla paraya ihtiyaç olması ve neticesinde TL nin değer kaybı..

Yakın zamanda Hazine ve Maliye Bakanımız, hem üretim hem de perakende sektör temsilcileriyle bir araya gelerek samimiyetle, hem teknik anlamda hem de sahadaki sıkıntıları  sıcak bir ortamda, karşılıklı fikir teatileri ile görüşerek çözümler bulmaya çalıştığını, gayretlerini gördük.

Öncelikle Sayın Bakanımıza ve ülkenin, milletin refahı ve geleceği için elini taşın altına koymaya hazır olan tüm iş adamlarına, sabreden halkımıza kalben teşekkür ediyoruz.

“BİRLİKTEN BEREKETE, KAZANAN TÜRKİYE” sloganıyla kararlılıkla hep beraber, gıda, giyim, turizm, mobilya, bankacılık, inşaat vb tüm sektörlerde enflasyon ile mücadeleye, hayat pahalılığı ile mücadeleye başlanıldığını her zamankinden daha fazla canhıraş bir şekilde, tüm imkanları devreye alarak bir çalışmalar sürecini görüyoruz.  Rabbim mahcup etmesin.

Peki, ama nasıl?

Öncelikle piyasalar, bazen psikolojik olarak etkilenir. Birlik ve beraberlik olduğu zaman bu olumlu şekilde piyasalar yansır. Ki yansımaları daha ilk günde görüldü bile desem hiç te yanıltıcı olmaz..

Birkaç aydır elbette maliyetlerin artışının etkisi vardır, ama genel itibariyle; maalesef şişirme, hormonlu, hakkı olmayan uçuk, fahiş fiyatlarla vatandaşı üzen, cebini yakan GIDA artışlarıyla ile alakalı, Sayın Bakanımızın yaptığı görüşmelerle Gıda sektöründen “tam destek” alındığını müşahede ettik. Tabi diğer sektörlerle de yapılan görüşmelerle mücadeleye devam edileceğinin bu mücadelede “TAM DESTEK” sinyallerini hep beraber gördük.

Sayın Bakanımız ve yetkililer;  geçen hafta konut kredi oranlarının düşürülerek,  konut sektörü ile alakalı inşaat sektörü temsilcileriyle neler yapılabilir görüşmelerinin yapıldığını, fiyat dalgalanmalarının önüne nasıl geçilebileceğini, maliyetleri nasıl minimize edilebileceğini, vatandaşa uygun fiyatlarda nasıl konutlar sunulabileceğini vb. konularda görüşmelerin yapıldığını ve bu konuda ilerlemeler kaydedildiğini gördük.

Özellikle TOKİ’nin yeni projelerle konut ihtiyacını en ucuz ve kullanılabilir şekilde vatandaşa sunması yönünde çalışmalar içinde olduğunu ve mutlaka bu çalışmaların aralıksız devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Özetle; mutlaka ama mutlaka fiyatların anlamsız artışlarına izin verilmemesi, devletin organları aracılığıyla, gerekli araçları devreye alıp “Enflasyon canavarı, hayat pahalılığı” ile mücadeleden asla pes etmemesi gerektiğini önemle vurguluyoruz.  An itibariyle 30-40 TL olan domateslerin 10 liralara düşmesi,  çift haneli birçok ürünün tek hanelere düşmesi bizleri sevindiriyor.

Hep beraber “TÜRKİYE” diyoruz. Hep beraber “ENFSLASYON CANAVARI İLE MÜCADELEYE TOPYEKÜN DESTEK” diyoruz. Kalın sağlıcakla.

Devamını Oku

ÜRÜN FİYATLARININ YÜKSEKLİĞİ, SEBEPLER VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Öncelikle hep beraber yaşadığımız sıkıntılı, sancılı günlerin geçmesini dileyerek yazıma başlamak istiyorum.

Evet, kabul etmek gerekir ki; piyasalarda fiyatlar yüksek ve el yakıyor! Peki, bu seviyeye neden geldi? Sebepleri nedir? Bu fiyatların bu kadar fahiş bir seviyede olmasına zemin hazırlayan faktörler nelerdir? Çözüm önerileri nedir? Çalışmalar yapılıyor mu? Sorularına cevap vermeye çalışalım..

Malumunuz tüm dünya bir Pandemi, Covid salgını ile karşı karşıya kaldı. Küresel bir sıkıntıya sebep oldu.

Arz ve talep dengeleri hakikaten sarsıldı ve bu dönemde ÜRETİM yapılamadı. Birçok ülke STOK yapmak zorunda kaldı. Üretim ve tedarik zinciri koptu.

Bunlara ilişkin tam önlemler alınmaya ve artık önümüzü görmeye başlarken, Rusya-Ukrayna denen savaşın olumsuz sürecine tosladık..

Rusya-Ukrayna savaşı önemli, çünkü maalesef dünya HUBUBAT (buğday, un, yağ..) üretiminin % 30-40 oranında üreten bu ülkelerin savaş ortamından dolayı BUĞDAY fiyatları bir anda katlandı..

Türkiye olarak kabul etmek gerekir ki ENERJİDE, PETROL-DOĞAL GAZDA dışa bağımlıyız. Petrol de varil fiyatı 30 dolar iken 120-130 dolar seviyesine sıçradı..

Sadece biz değil, Avrupa Birliği ülkeleri dahil bir çok gelişmiş ülkede buradan ithal ettikleri doğal gazla, gündelik hayatlarını idame ettiriyorlar. Onlar da aynı ekonomik sıkıntıları yaşıyorlar..

Bu durum da yani Petrol ve doğal gazdaki artış dolayısıyla LOJİSTİKTE ( Nakliyede, ulaşım giderlerinde) açılımını yapacak olursak; ürün, hizmet ve insan gibi kaynakların, ihtiyaç duyulan yerde ve istenen zamanda temin edilmesi için kullanılan araçlarda müthiş bir maliyet artışı oldu.  

Peki, Biz Tedarik Açısından Ne Durumdayız?

Görebildiğim kadarıyla biz de;  ürünlere ulaşmak konusunda asla bir sıkıntımız yok çok şükür.

Fakat, biz de sizler de takdir edeceksiniz ki; küresel anlamdaki enerji, akaryakıt artışı dolayısıyla lojistik maliyetlerinin artışı ile beraber, elde olmayan sebeplerden Fiyatlarda bir ARTIŞA neden olduğu bir gerçek.. Bunun da haliyle piyasalarda yansımalarını görüyoruz.

Piyasalardaki sıkıntılı stok durumunu gören bir takım iyi niyetli olmayan, bugünlerde milletinin, devletinin yanında durması gerekirken doymak bilmeyen samimiyetsiz, stok fırsatçılarının da bunu fırsata çevirdiğini ifade etmemiz gerekiyor maalesef. Bu konuda da devlet tüm denetim organlarıyla sahada gereğini yapıyor. Bu konuda asla gevşememek gerektiğini düşünüyorum.

Mutlaka ama mutlaka Akaryakıt fiyatlarının düşmesi gerekiyor.

Türkiye’mizin başta Sayın Cumhurbaşkanı riyasetinde, ilgili bakanlıkların girişimleriyle bir barış ortamı sağlanması halinde, piyasalara çok olumlu bir hava vereceğini, rahatlatacağını söyleyebiliriz.  

Zira çiftçi kardeşlerimiz bir ürünü fiyatlandırırken; Mazot fiyatına, Gübre fiyatına bakacak bir maliyet hesaplaması yapacaktır.

Bu esnada, bereketli bir dönemle birlikte ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİNİN artacağı, ARZIN artacağını söyleyebiliriz.

Neler yapılıyor? Önerilerimiz..

Atıl araziler için teşvikler, Ekimlerin son sürat devam ettiği ve takip edildiği,

Hali hazırda SERA döneminde olunduğu, TARLALARDAN HASAD dönemine geçilmesiyle FİYATLARIN daha da aşağıya ineceği,

Ülkemizde stratejik, temel ürünlere ilişkin İHRACAT kısıtlaması kısmen de olsa yapılması gerektiği kanaatindeyim. Bu konuda devlet zaman zaman müdahalelerde bulunuyor. Fakat bunun istikrarlı hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü Üretici, İhracatçı yanına geldiği zaman cazip fiyatları görünce de ürünü ona verebiliyor.

Özeti;  Yurt içi talepler mevcut olduğu müddetçe, ürünlerimiz hassaten temel, stratejik ürünleri yurt dışına vermemenin daha doğru olduğu,

Gübremizi mutlaka ama mutlaka kendimiz üretir hale gelmemiz gerektiği,  yani Yerli üretimi başlatmamızın şart olduğu,

Çiftçimizi verilen mazot desteğini artırmamız, yukarıda izah ettiğim üzere atıl boştaki arazileri Tarıma kazandırtıp, Çiftçinin ürünlerine alım garantisi vermemizin daha isabetli olacağı görüşündeyim.

Yeni gelen Tarım Bakanından çok ümitliyim. Ham masa ham saha tecrübesi olan, önerilerde bulunduğumuz, çiftçilerin beklentilerine yönelik hızlı, bilimsel, teknolojiyi dikkate alarak çalışmaları başlattığını görüyoruz.

Türkiye’miz hamd olsun ki; kendi kendine yeten ender ülkelerden birisidir. Üretim, yatırım, büyüme, ihracat ve tabiki istihdamı önceleyen anlayışla algılara, engellere takılmaksızın çalışmalara devam. .Rabbim mahcup etmesin.

Hep beraber bu sancılı günleri de aşacağımıza dair inancımı koruyor, Türkiye’nin hak ettiği güçlü ve müreffeh günleri göreceğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Kalın sağlıcakla

Devamını Oku

EKONOMİDEKİ SEYRİMİZ VE MUHTEŞEM DİPLOMASİ DERSİ!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son zamanlarda dünyamız, ülkemiz kabuk değiştiriyor. Gündem her an değişiyor ve güncelleşiyor..

Evvela şunu belirterek yazıma başlamak istiyorum. “MARİFET İLTİFATA TABİDİR. İLTİFATSIZ META ZAYİDİR.”   Elbette öz eleştiriler olacak ve olmalıdır da.. Fakat takdir edilmesi gereken ve katkılarla daha iyisine ulaşmak, hedefleri tutturmaya çalışmakta bir o kadar kıymetlidir değerli dostlar..

Ele alacağım konu; Antalya Diplomasi Forumu.. Baştan sona mükemmel ötesi bir organizasyon ve başarı.. Neden mi? Dış İşleri Bakanlığımız yani hariciyemiz başta Sayın Bakanımızın başkanlığında ve değeri ekibiyle hakikaten takdire şayan ve dünyaya örnek olabilecek bir misafirperverlik ve diplomasi dersi sergilediler.. Teşekkürlerimizi arz ediyoruz.

Aynı forumda dünyanın tüm ülkelerine ders konusu ve örneği olarak geçecek nitelikte, dolu dolu ve birçok fikir fırtınasının sergilendiği bir süreç olarak tarihe kayıt düşülecektir. Allah razı olsun. Antalya Diplomasi Forumunun açılışı da kapanışı da mükemmel ve sonuç odaklıdır. Büyük ve güçlü Türkiye’nin sahada olduğu gibi masada da ne kadar etkin ve yetkin olduğunu ispatlamıştır.

Diğer bir konu Yeni Ekonomi Modelimizin gidişatı ile alakalı…

Şahsıma sık sık soruyorlar ve diyorlar ki; Üstad lütfen söyler misin? Bazı Tarım ürünlerindeki bu stok sıkıntısı nedendir ve hangi seviyededir? Şeklinde… Cevaben;

Soru soran kardeşlerime, vatandaşlarımıza diyorum ki; “ Değerli kardeşim; “İnanın tarım ürünlerinde sosyal medyada, sahada sağda, solda iddia edildiği gibi asla tarım ürünlerinde bir sıkıntı falan olduğu vs.. söylentilerin aslı astarı yok! Tamamen manipülasyon ve şehir efsanesi.. Tarım Bakanlığı sık sık ifade ediyor ve diyor ki; Gıda stoklarımız % 90 küsur stok durumumuz gayet iyi ve bir sıkıntı yok.. Ki bunu net görebiliyoruz. İyi niyetli olmayan bazı firmaların stok fırsatçılığı yaparak, fiyatları artırma telaşından başka bir durum yok.. Devlet gerekli tedbirleri alıyor.. Bunu da Ortaya atılan yalan ve algı operasyonlarının anında çürütülmesiyle hep beraber görebiliyoruz..

Yeni Türkiye Ekonomi Modelinde Enflasyon ile mücadelede Arz sıkıntısı çekmemek adına devletin tüm kurumları gerekli tedbirleri almış ve almaya da devam ediyorlar.

Arz ve talep miktarını dengede tutmak adına hububat ve Ayçiçek ithalatı devam ediyor tabi bunu yaparken özel sektöre yönelik gümrük vergileri sıfırlanmış durumda.

Ayrıca Et, pirinç, un, yağ gibi ürünlerde Tarım Bakanlığına ihtiyaç duyulması halinde İhracat kısıtlaması yetkisi verildiğini, Kırmızı Mercimek, fasulye ve zeytinyağın da ihracat kısıtlanmasına ise başlandığını ifade etmek isterim.

Geçen hafta yani 8 Mart 2022 tarihi itibariyle soya yağı, Ayçiçek yağı, Mısır yağı ve margarin de ihracat durdurulmuştur.

KDV % 8 den % 1’e indirilmiş ve gübre fiyatlarında indirim yapılmış ve bunlarla alakalı bakanlıklarla koordinasyon halinde, denetimler tüm hızıyla devam ettiğini şahsım da bir denetçi ve Mali Müşavir olarak yakinen biliyorum. Özetle tedbirler tüm hızıyla devam etmektedir.

Sorulardan bir tanesi de AKARYAKIT İLE alakalı gelen soru:  “Neden Akaryakıt fiyatları yüksek? Diye” Cevaben; Şunu ifade etmeliyiz ki; Petrol ürünlerinin % 90 lık kısmı maalesef ithal.. AKARYAKIT FİYATLARI DA ULUSLARARASI FİYATLARA GÖRE ŞEKİLLENMEKTE.. Özellikle Rusya – Ukrayna arasındaki savaş bunu daha bir tetiklemiş ve 75 dolardan bir anda 130 dolara kadar çıktığını hep beraber gördük.  Gönlümüz ateş çemberi içindeki Türkiye’mizin etrafındaki sıkıntıların, dünyadaki sıkıntıların azalmasıdır. Türkiye’nin bu konuda samimiyetle tüm ekipleriyle gerekeni yaptığını, saha denetimlerinden, firmaları yakinen takibinden anlıyoruz.

Özellikle fahiş fiyat uygulayan, stok fırsatçılığı yapanlara karşı sert tedbirlerle karşılık vermektedir.

Bu konuda da firmaların da devletin, ülkemizin geçtiği bu sancılı dönemde kar marjlarından fedakârlık yapmaları ve hep beraber devlet /millet el ele, birlik ve beraberlik ruhu içinde; Enflasyonla mücadele de atılan olumlu adımlarda devletimize yardımcı olarak bu süreçleri atlatmasına yardımcı olmalarıdır.

Hali hazırda YENİ TÜRKİYE EKONOMİ MODEL’İNİN özü; Üretime, yatırıma, büyümeye, ihracata ve tabiki istihdamı artırmaya odaklanmak, olumlu anlamda istikrarı, dengeli büyümeyi disiplinli şekilde yürütmektir. Ekonomideki seyrin Mali Disiplinden kopmadan, imkânların sonuna kadar kullanılarak istikrarlı şekilde, kontrollü ve vatandaş lehine yapıldığı kanaatindeyim. Allah yar ve yardımcımız olsun. Hürmetle

Devamını Oku

SAVAŞLARIN ORTASINDA TÜRKİYE’NİN DİPLOMASİ SANATI!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Köşe yazıma başlarken, öncelikle üç aylardan Şaban ayımızı ve mübarek Cuma günümüzü canı gönülde” kutlayarak başlamak istiyorum.

Bu hayırlı günler hürmetine, dünyadaki tüm sıkıntıların, nefsi çekişmelerin bir an önce bitmesini, huzur, sağlık ve mutluluğun hakim olduğu günlerin gelmesini temenni ediyorum.

Sanat, bir faaliyeti kuru kuruya icra etmek değildir. Sanat, planlama, programlama, istişare ve hassaten akılcı stratejiler ile gemiyi sahili selamete ulaştırmaya çalışabilmektir.

Hakikaten ülkemiz ve tabiki devletin başında olan Sayın Cumhurbaşkanımız, an itibariyle ve öteden beri yürüttüğü, ülkesinin, milletinin menfaatlerini koruyan bakış açısıyla, politikasıyla, muhteşem “Diplomasi Sanatı” anlayışı ile dengeleri gözeterek yol yürüdüğünü hep beraber görüyor ve buna şahitlik yapıyoruz.

Mesela son Rusya – Ukrayna savaşında, bizi de yani stratejik bir konuma, hassas bir yere sahip olan ülkemizi de savaşın içine çekmeye çalışan taktikler, manevralar, algılar yürütüldü ve halen de yürütülmeye devam ediliyor.

Çok şükür, tecrübeli bir liderin riyasetinde “İki taraftan da vazgeçmeyiz” diyerek net bir mesajla bu oyunları bozmuştur.

Peki, Rusya Türkiye’nin Ukrayna’ya silah satışından memnun mu? Elbette memnun değil. Fakat Türkiye’de terör örgütlerinin ellerindeki silahların Rus ve ABD silahları olduğunu ifade ederek kendini rahatlıkla savunabiliyor.

Bu süreçlerin yönetilmesi esnasında muhalefetimiz ne yapıyor? Yerli ve Milli bir duruş sergileyebiliyor mu? İnanın sergileyemiyor.. Neden mi? Onların tek derdi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan gitsin de bir bakalım.. Derdindeler.. Bu şekilde mi ülkeyi yönetecekler. Böyle zamanlarda milli bir duruş sergilenmesi ve hükümetin doğru hamlelerinin yanında durulması gerekmez mi?

Türkiye’yi şu anda yöneten iktidar; Milli savunma sanayisini geliştirerek “Dosta güven, düşmana korku salmıştır.” Zira düşmanı savaştan, karşı ataktan caydırmanın en kısa yolu her açıdan özellikle silah sanayinin güçlü olmasından geçiyor. 

Türkiye hamd olsun güçlü bir ülkedir. Milleti devletinin, samimi liderinin yanındadır. Bizler darbeler tarihini yaşayan ve onları atlatan, milletin özgürlüğünü kısıtlayan ve insanların ekmek, şeker, un, akaryakıt, doktor, ilaç kuyruklarında bekletildiği yılları yaşayan ve bu sıkıntıları bu iktidar döneminde bir şekilde aşmayı becerebilen bir ülkeyiz, milletiz.

Güçlü ve müreffeh olmanın sırrı; Söz konusu “TÜRKİYE” olunca her şeyin teferruat olduğu şuuruyla, Bir ve Beraber olmaktan geçiyor. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Hürmetle..  

Devamını Oku

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hepimizin yakinen takip ettiği üzere, Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerilimin uzun yıllar öncesine dayandığını, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılması ile birlikte Rusya, Ukrayna ve Belarus Bağımsız Devletler Topluluğu kurulduğunu o günleri yaşayanlar olarak biliyoruz.

Bu ayrılmanın ardından Belarus devleti, Rusya ile yakın bir ilişkilerini korumaya çalışırken, diğer birlikten ayrılan Ukrayna, Batı ülkelerine yanaşmış ve yakın ilişkiler içerisinde bulunmuştu.

Rusya tabi bu durumu kendi için bir tehdit olarak görmüş ve hepimizin o günleri hatırlayacağı üzere 2014 yılında Ukrayna’nın otorite boşluğunu fırsat bilen Rusya ise Kırım’ı ilhak etmişti. Bir yandan da Ukrayna ile Rusya arasında ise sınır bölgelerinde zaman zaman çatışmaların olduğunu tüm dünya ekranlardan, gazetelerden izledi ve takip etti.

2014 yılında yaşanan gerginlik ise Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan Minsk anlaşması ile birlikte son bulmuştu. Fakat yakın zamanda Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın, sabah saatlerinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon düzenlemesi ile birlikte resmen başladığını üzülerek izledik ve halen takip ediyoruz.

Minsk kentinde imzalanan o ateşkes anlaşmasının asıl amacının Donbas’taki çatışmayı durdurmak olduğu herkesçe bilinen bir gerçekti.

Peki, şimdi ne olacak?

Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini her şartta savunacağını ve Boğazların Montrö Boğazlar anlaşması gereği kimseye savaş halinde de açık olacağını belirtiyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky; maalesef halkı  tarafından da, batılı ülkeler ve NATO tarafından da yalnız bırakılan üzgün, ne yapacağını bilemeyen bir devlet adamı pozisyonunda..

Türkiye olarak iktidarı ve muhalefeti ile gözümüzün önünde cereyan eden ve ders alınarak Büyük ve Güçlü bir Türkiye için her tür ülke menfaatine yönelik tedbirlerin, kararların alınması gereken bir süreci yaşıyoruz. Birilerinin bundan iç siyasete malzeme taşımaya çalışmasına anlam veremiyorum.

Uluslararası Hukukun ihlal edildiği, 2014 yılındaki anlaşmanın yırtılıp atıldığı, pervasız ve acımasız Putin gibi zayıf bir tarafı gördüğü anda saldıran, eski SSCB gücüne, imparatorluğuna dönmeye çalışan birisi ile çok akılcı, stratejik ve her yönden gücümüzü artırarak, ülkemin, milletimin menfaatlerine zarar gelmemesi adına mücadele etmemiz gerekmektedir. Ki hükümet Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Külliye ’de Güvenlik Zirvesi yaparak, gereken tedbirleri istişare ile yapıyor ve yapmaya devam etmektedir.

Allah yar ve yardımcımız olsun. Ukrayna halkına geçmiş olsun diyorum.

Hürmetle…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.