DOLAR 15,8769 0.2%
EURO 16,8435 -0.21%
ALTIN 945,160,54
BITCOIN 465746-3,78%
Hatay
15°

AÇIK

12:37

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Uğurcan Dönmez

Uğurcan Dönmez

08 Eylül 2021 Çarşamba

SKOLYOZDA 3 BOYUTLU SCHROTH YÖNTEMİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Skolyoz; omurga eğriliği olarak adlandırılır.Eğri genellikle “S”  veya “C” şeklindedir. Omurlar öne-arkaya, sağa-sola ve kendi eksenleri etrafında olmak üzere 3 eksende yer değiştirirler. Omurgadaki bu 3 boyutlu değişiklik; kas kuvvetsizliğini, postür bozukluğunu ve en önemlisi de solunum problemlerini (akciğer kapasitesinin azalması, solunum yetmezliği vb.) beraberinde getirir. Bundan dolayı erken tanı ve tedavi, çoğu hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da son derece önemlidir.

Sağlıklı bir omurgaya arkadan bakıldığında tüm omurlar aynı eksen üzerinde olması gerekir iken; skolyozu olan bir kişide omurlar farklı eksenlerde ve rotasyona uğramışlardır. Sırtta, omuzlarda ya da gövdede herhangi bir asimetri var ise en kısa zamanda konunun uzmanlarına başvurulmalıdır. Gerekli tetkiklerden sonra omurların sapma açısı belirlenir. Sapma açısı (Cobb açısı) 10 derece ve üzerinde ise skolyoz tanısı konur. Ve vakit kaybedilmeden skolyozun tedavisine başlanmalıdır.

Skolyoz vakalarının yaklaşık% 65’i idiyopatiktir (nedeni bilinmeyen) ,yaklaşık % 15’i konjenitaldir (doğuştan gelen) ve yaklaşık% 10’u bir nöromüsküler hastalığa ikincil olarak ortaya çıkar. Skolyozun seyri kişiden kişiye göre değişmekle birlikte; ilerleyebilir (hızlı veya yavaş) ya da sabit kalabilir.

Skolyoz erken dönemde hastada belirti göstermeyebilir. Şikayet varsa bile çok az düzeydedir. Bu nedenle ya okul taramaları sonucu ya da herhangi bir nedenle çekilen röntgen grafilerinde tesadüfen tespit edilir. Aileyi hekime götüren ilk bulgu genellikle görüntü bozukluğudur. Nedeni bilinmeyen skolyozda ilk fark edilen bulgu bir omuzun diğerine göre daha yüksekte olmasıdır. Kürek kemiklerinde, meme seviyesinde, bel kıvrımlarında ya da gövdede asimetri ilk göze çarpan görüntü bozukluklarıdır. %40 olguda sırt ve bel ağrısı mevcuttur. 50 derecenin üzerindeki eğrilikler solunum sıkıntısına neden olabilir.

Schroth egzersiz tedavisi yöntemi ile belirli açılara kadar olan omurga eğrilikleri tedavi edilebilmektedir. Uluslararası düzeyde öğretilen bu yöntem ile özellikle 40 derecenin altındaki skolyozlarda korse kullanımı ile beraber ve 25 derecenin altında da korse kullanımı olmadan uygulanabilmektedir.

Skolyoz için özelleştirilmiş 3 boyutlu Schroth yöntemi başlıca; rotasyonel solunum,pelvik düzeltme,core stabilizasyon, doğru pozisyonlama, uygun mobilizasyon, masaj, stretch (germe) uygulamaları,simetrik farkındalık odaklı günlük yaşam aktivitelerini içermektedir.Rotasyonel solunum skolyozdan etkilenen göğüs kafesinin tekrar düzeltilmesi için kullanılır ve Schroth yönteminin en önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Nefes tekniği, eğriliğin şekline ve yönüne göre özel olarak belirlenir.

Yetişkin dönem skolyozunda Schroth yöntemi vücut algısının iyileşmesinde ve ağrıların azalmasında  etkilidir.Bu dönemde omurganın büyüme dönemi sona ermiştir ve  kişiler özellikle ağrıdan çok yakınmaktadır. Ağrı var ise hekim tarafından tanı alınıp Schroth yöntemi, manuel terapi veya fizik tedavi programları birlikte planlanarak tedavi yapılır. 

Skolyozda erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Birçok skolyoz ilerlemeden tespit edilirse cerrahiye gerek kalmadan Schroth yöntemi ile tedavi edilebilmektedir.

Bilimsel literatürdeki klinik çalışmalar Schroth yönteminin eğriliğin ilerlemesini durdurabileceğini, azaltabileceğini, cerrahi gereksinimini ve ağrıyı azalttığını, vital kapasiteyi arttırdığını göstermiştir.

Devamını Oku

FİBROMİYALJİ SENDROMU

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fibromiyalji sendromu(FMS) olarak da nitelendirilen fibromiyalji, kaslarda ve kemiklerde ağrıya sebebiyet vermekle beraber uyku düzenini altüst eden ve bilişsel bozukluklara yol açan kronik bir yumuşak doku romatizmasıdır. Toplumun yaklaşık %3’lük bölümünde rastlanan ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen fibromiyalji sendromunun, istatistiklere bakıldığında kadınlarda daha sık görüldüğünü söylememiz mümkündür. Nedeni halen tam olarak bilinmemekle birlikte modern hayatın getirdiği stres ve şehir insanının bilinçsiz spor aktivitelerin de bulunması suçlanmaktadır.

Fibromiyalji sendromunda tetik noktalar ya da hassas noktalar olarak tanımlanan vücut alanları mevcuttur. Hafif baskı uygulandığında dahi ağrıya sebep olabilen bu noktalar, 18 farklı alanı kapsar. Tetik noktalarına bağlı olarak vücuttaki pek çok bölgeye tesir eden bu ağrılar, künt bir ağrı olarak nitelendirilebilir.

Ağrı en belirgin fibromiyalji belirtisi olmakla beraber, fibromiyalji ağrısı vücudun çeşitli bölgelerinde bulunan kaslarda ve yumuşak dokularda sürekli ve donuk bir şekilde hissedilir. Ağrının şiddeti ise sabit olmadığı için her gün daha şiddetli bir şekilde hissedilebilir. Göğüs bölgesinde meydana gelen fibromiyalji ağrısının kalp krizi ağrısına benzediğini söyleyebiliriz. Delici, keskin veya yanma hissine benzeyen bu ağrı, tıpkı kalp krizi anında yaşandığı gibi nefes alamama hissine neden olabilir. Fibromiyalji ağrısının sık yaşandığı bölgelerden biri de sırt bölgesidir. Sırt bölgesinde ağrı olduğunda söz konusu ağrının bel fıtığı, romatizma veya çekilmiş bir kas ile arasındaki farkı anlamanın zor olduğunu söyleyebiliriz.

Bacak bölgesinde bulunan kaslarda ve yumuşak dokularda da fibromiyalji ağrısına rastlanabilir. Sıklıkla derin, zonklayan ya da yanma hissi uyandıran bir ağrı olarak tanımlayabileceğimiz bu durum, romatizma ağrısı ve kramp ağrısı ile benzerlik gösterebilir. Bacak bölgesinde yaşanan fibromiyalji ağrısı bazı vakalarda uyuşma ve karıncalanma gibi hissedilmekle beraber, yorgun hissetmenize yol açabilir ve uzuvları hareket ettirirken sanki bir ağırlık taşıyormuş hissine kapılabilirsiniz.   

Fibromiyaljinin tedavi uygulamalarında çeşitli yöntemlere başvurulmaktadır. Fibromiyalji fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında birbirinden farklı uygulamalarla kontrol altına alınabilir.

Fibromiyalji’de tedavinin en önemli kısmı düzenli egzersiz yapmaktır. Egzersiz ile ağrıda ve yorgunlukta azalma olduğu, uykunun düzeldiği gösterilmiştir. Vücudun düzgün duruşunu sağlayan, kasları güçlendiren ve dayanıklılığını arttıran egzersizler, hayatınızın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Egzersizlere kasları esneten germe egzersizleri ve yüzme, su jimnastiği, yürüyüş veya sabit bisiklet gibi hafif yoğunlukta aerobik egzersizler ile başlanmalı, egzersizler yavaş yavaş arttırılmalıdır. Başlangıçta yapılan ağır egzersiz ve tenis gibi sporlar ağrılarınızı arttırabilir. Bu nedenle egzersizlere günaşırı 5 dakika ile başlanır, egzersiz öncesi 5 dakika kasları esneten germe egzersizleri yapılır, zamanla haftada en az 4 gün 30-60 dakikaya kadar çıkılır. Bu noktaya ulaştıktan sonra koşu, tenis gibi daha ağır tempolu sporlara geçilebilir.
İlaca ve egzersizlere rağmen ağrılar devam ederse fizik tedavi yapılır.Fizik tedavide uygulanan yüzeyel ve derin ısıtıcılar, elektroterapi ve kişiye özel hazırlanan egzersiz programları; kas ve eklem ağrılarının geçirir, kasları rahatlatır, yorgunluğu azaltır, duruşu düzeltir. 

Egzerizler kişiye özgüdür. Her hasta için ayrı değerlendirme yapılarak egzersiz programı hazırlanmalıdır.

Devamını Oku

OTİZMLİ ÖZEL ÇOCUKLAR

0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘’ Benim oğlum gözlerime bakmıyor,birşeyler eksik biliyorum.Ama ne olduğunu anlamlandıramıyorum.Diğer çocuklar gibi değil biliyorum.Ama bir anne olarak olarak kabullenmekte zorlanıyorum. ‘’ ( Otizmli bir çocuğu olan annenin sözleri )
Otizm; doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan bir nörogelişimsel farklılıktır.Otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır.Erkeklerde kızlara oranla daha sık görülür.
Otizmin tanı sıklığı son yıllarda ciddi oranda arttı.1985 yılında her 2500 çocuktan 1’ine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250 , 2006 yılında 150 çocuktan birine denk gelirken , günümüzde 54 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya gelmektedir.
Otizmli çocuklarda çeşitli belirtiler görülebilir. Otizmli çocukların konuşma dili gelişiminde gecikme ya da hiç konuşmama görülebilir.Konuşması yeterli olan çocuklarda,başkaları ile sözel iletişimi başlatma yada sürdürmede belirgin bir bozukluk vardır.Kendilerini anlatamadıkları için,çevrede onları rahatsız eden ses,koku olduğunu öfkeli davranışlar ortaya çıkarabilirler.Amaçları başkalarına zarar vermek değil aksine anlaşılmaktır.Çoğu otizmli çocuk adının söylenmesine tepki vermez.Genellikle televizyon reklamlarından,şarkılardan , müzik kliplerinden yada tanıdıkları yetişkinlerden duydukları kelime ve cümleleri tekrarlarlar.Ekolali denilen bu sözel tekrarlayıcı taklitte çocuk genellikle ifadeyi nasıl duyduysa aynı ton ve ahenk ile tekrar eder.
Çoğu otizmli çocuk kalabalık ortamlardan hoşlanmaz.Yaşıtları ile sosyal etkileşime girmezler ve yalnız başlarına oynamayı tercih ederler.Ellerini kanat gibi çırparak ileri geri koşma veya kendi etrafında dönme,ellerini sallama,bir nesneye sürekli vurarak ses çıkarma, sallanma, oyuncak bir arabanın tekerleklerini döndürme ve bu hareketi izleme , nesneleri sıralama gibi yineleyici davranışlarda bulunurlar.
Bu tip davranışlarda yoğun bir içsel tatmin elde ettikleri görülmektedir.Otizmli çocuğun yanındaki ailesi , öğretmeni veya arkadaşı çevredeki herhangi bir kokudan haberdar dahi değilken , bazı otizmli çocuklar bu kokuları tolere edemezler.Aşırı duyarlılık gösterebilirler.Sizler için rahatsız edici olmayan kokular onlar için bir panik yaratabilir.
Bazı otizmli çocuklar kendilerine dokunulmasını istemezler.Anne babaları dahi onlara sarılmaya çalıştıklarında kendilerini geri çekerler çünkü bu onlara rahatsızlık verir.En ufak bir dokunuş bile onların panik olmasına yeter.Dolayısıyla çoğu ailemizden saç yıkamak, tırnak kesmek gibi şeyleri yapmakta zorlandıklarını duyarız.
İşitsel olarak aşırı duyarlılığa sahip olan otizmli çocuklar etraflarında ses arayabilirler.Elektronik cihazlara eğilip en tiz sesi dahi duymak isterler.Kapıyı çalmak ,kağıdı yırtarak ses çıkarmak gibi işitme duyularını arttıracak hareketlerde bulunurlar.
Nedeni tam olarak bilinmeyen otizm için daha bir çok belirti mevcuttur.
Otizmin tam olarak iyileşmesi mümkün olmasa da erken başlanan ve yoğun olarak sürdürülen tedavinin bir çok çocuğun hayatında büyük ve önemli fark yaratacağı kesindir. Otizme sahip bütün çocuklara uyan tek bir tedavi yoktur.
Ancak şunu söyleyebiliriz ki otizmde görülen çoğu belirti duyusal problem kaynaklıdır. Duyusal problemler bireyin çevre ile uyumunu azaltmakta ve yaşa uygun davranışları sergilemesine engel olmaktadır.Çocuğun hayata adaptasyonunu azaltmakta ,günlük yaşam becerilerinde engel yaratmakta ve eğitim -öğretim hayatını engellemektedir. Duyu bütünleme tedavisinin bütünleyici yaklaşımı ile birlikte bireyin davranışlarında düzelme kaydedilmektedir.

LÜTFEN UNUTMAYIN.OTİZM BİR HASTALIK DEĞİL FARKLILIKTIR.

Devamını Oku

COVİD -19 SONRASI FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çağımızın en büyük sağlık problemlerinden biri haline gelen Covid-19 virüsü neredeyse tüm vücut sistemlerini etkileyen bir virüstür. Covid-19’a yakalanan bireylerde görülen semptomlar merkezi sinir sistemi, solunum sistemi, kas-iskelet sistemi gibi birden fazla sistemi etkileyen problemler yaratabilmektedir. Özellikle uzun süre yoğun bakımda kalan hastaların kas kuvvet ve enduransında azalma, yürüme ve denge fonksiyonlarında bozulma, akciğer kapasitelerinde ciddi azalma meydana gelmektedir. Bu hastalık kimi bireylerde fiziksel olarak aktif kalmayı zorlaştırmakta, hareketsizliğe neden olmaktadır. Hareketsizliğin vücudun tüm sistemleri üzerine olumsuz etkileri vardır. Kronik hastalığı olanlar, ileri yaştaki bireyler, engelli bireyler hareketsizliğin olumsuz etkilerine karşı en hassas gruptadırlar. Geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü, evden çalışma uygulamasının yanı sıra, sokağa çıkma kısıtlamaları, spor salonlarının kapatılması gibi önlemler nedeniyle insanların giderek daha az hareket ettiği uyarısında bulunmuştur.

Dolayısıyla Covıd-19 kaynaklı pandemi süreci sadece hastalığı geçirenler için değil, diğer tüm bireyler için bir hareketsizlik yaratmıştır.

Hareket azlığıyla birlikte kas gücü azalmaya başlamaktadır. Örneğin hiç bir fiziksel rahatsızlığı olmayan bir kişinin bir haftalık kesin yatak istirahatinden sonra eldeki kavrama gücü % 20 oranında azalır. Kas gücündeki bu azalmaya parelel olarak, kişinin dayanıklılığında da azalma olur. Diğer taraftan hareketsiz kaslarda, kısa süre içinde atrofi (kas kaybı) gelişir. Atrofinin derecesi, hareketsizliğin süresine bağlıdır.

Ayrıca hareketsizlik,  fiziksel görünümün bozulması, kas – iskelet problemleri, artan kemik erimesi, bel ve sırt ağrıları gibi problemlerin yanısıra, yüksek tansiyon, kolestrolde artış, damar  hastalıkları, kalp ve akciğer hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır.

Saydığımız tüm bu olumsuz gelişmeler, hareketsizliğe bağlı problemlerin yalnızca bir kısmıdır.

Covid -19 sonrasında tüm vücutta hassasiyet ve dokununca acıma şeklinde çok şiddetli ağrılar meydana gelebilmektedir. Bu ağrılar egzersiz sonrası ağrılara benzemektedir. Fakat egzersiz sonrası ağrılar 48-72 saatte geçerken Covıd-19 da eklem ve kas ağrıları enfeksiyondan sonra da günlerce devam edebilmektedir. Covid -19 sürecinden sonra bahsettiğimiz kas iskelet sistemi problemleri, solunum problemleri, ve ağrı durumlarını yaşamamak adına fizik tedavi hekimi ve fizyoterapistlerin uygun değerlendirmeleri sonrasında, bireylere düzenli ve kişiye özel egzersiz programları hazırlanmalıdır.  Bireyin problemine yönelik.olmayan , Uzman kişi tarafından yapılmayan egzersizlerin de sağlığınızı olumsuz  etkileyeceğini lütfen unutmayın.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.