Uzmanlar, geçmişte uygulanan geleneksel ebeveynlik yöntemlerinin günümüz çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamada her zaman yeterli olmayabileceğine dikkat çekerek, aile içi iletişimin değişen koşullara göre geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Dijital dünyanın hızlı temposu ile gerçek yaşamın doğal akışı arasında kalan çocukların ekran bağımlılığı nedeniyle birçok temel beceriyi kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Özellikle kendi oyununu kuramayan çocukların yaratıcılıklarının zayıfladığı, duygusal rahatlama ve kendini ifade etme becerilerinin olumsuz etkilendiği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre dijital çağın tüm değişimlerine rağmen çocukların en temel ihtiyacı ise değişmiyor. İlgi, sevgi ve güven duygusunun sağlıklı gelişimin temelini oluşturduğunu belirten uzmanlar, ebeveynlerin gün içerisinde yalnızca 15-20 dakikayı bile tamamen çocuklarına ayırmasının önemli katkılar sağlayacağını dile getiriyor.
Bu süreçte teknolojiden uzaklaşıp çocuklarla göz teması kurmanın, birlikte oyun oynamanın ve onları dikkatle dinlemenin, çocukların duygusal gelişimi üzerinde kalıcı etkiler bıraktığına dikkat çekiliyor.
Uzmanlar, çocukluk döneminde yaşanan her deneyimin bireyin gelecekteki kişiliğini şekillendirdiğini belirterek, aile içinde sevgi, saygı, empati ve sağlıklı iletişim ortamında büyüyen çocukların ileride mutlu bireyler, güçlü aileler kuran ve sağlıklı ilişkiler geliştiren yetişkinler olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle dijital çağın getirdiği yeniliklere uyum sağlanırken, çocukların duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.



