Okulların açılmasına sayılı günler kala ailelerin gündeminde yalnızca ders kitapları ve okul kıyafetleri yok. Servis ücretleri, okul çantası, kırtasiye malzemeleri, beslenme çantası ve günlük yiyecek giderleri de aile bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Eğitimin devlet okullarında ücretsiz olduğu ifade edilirken, bir çocuğun okula başlayabilmesi için ailenin karşılamak zorunda olduğu görünmeyen masraflar her yıl biraz daha büyüyor.
Ülkem Okuyor Derneği Başkanı Havva Ertuğrul, eğitim masraflarının yalnızca okulda alınan eğitim üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bir çocuğun eğitim hakkından söz ediyorsak, o çocuğun okula nasıl gittiğini de konuşmak zorundayız. Servisi yoksa kilometrelerce yolu yürümek zorunda kalan, çantası olmadığı için eski bir çantayla okula giden, beslenmesine yiyecek koyamayan bir çocuğa ‘eğitim ücretsiz’ demek bana çok gerçekçi gelmiyor” dedi.
BİR ÇANTANIN İÇİNİ DOLDURMAK BİLE BAŞLI BAŞINA MASRAF
Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde ailelerin ilk karşılaştığı giderlerden biri okul çantası. Ancak mesele yalnızca bir çanta satın almakla bitmiyor.
Bir öğrencinin çantasını hazırlamak için defter, kalem, silgi, kalemtıraş, kalem kutusu, boya malzemeleri, cetvel, matara ve sınıf seviyesine göre farklı kırtasiye ürünleri gerekiyor. Bunlara beslenme çantası da eklendiğinde okul başlangıcının maliyeti hızla yükseliyor.
Ertuğrul, “Çocuğun sırtındaki çantaya baktığımızda sadece bir çanta görüyoruz. Oysa o çantanın içinde onlarca kalem, defter, boya, matara, beslenme kabı ve başka ihtiyaçlar var. Bunların her biri ayrı ayrı küçük bir masraf gibi görünüyor ama hepsini topladığınızda aile için ciddi bir rakama dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
EN UCUZ SERVİS 5 BİN LİRADAN BAŞLIYOR
Ailelerin karşılaştığı en büyük giderlerden biri de okul servisi.
Servis ücretleri gidilecek mesafeye, güzergâha ve bölgeye göre değişiklik gösterirken, en düşük servis ücretlerinin dahi 5.000 TL’den başladığı belirtiliyor.
Havva Ertuğrul, servis giderinin özellikle dar ve orta gelirli aileler açısından ciddi bir yük olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Bir aile düşünün; iki çocuğu okula gidiyor. Sadece servis için aylık binlerce lira ödemek zorunda. Bunun üzerine çanta, kırtasiye, kıyafet ve beslenme giderlerini koyuyorsunuz. Bir de çocuğun her gün yiyeceği var. Biz eğitimi sadece okul binasının kapısından içeri girmek olarak görürsek bu masrafları görmezden gelmiş oluruz.”
BESLENME ÇANTASI DA ARTIK AİLELER İÇİN BİR HESAP KALEMİ
Okul çağındaki çocukların sağlıklı beslenmesi de eğitim sürecinin önemli bir parçası.
Ancak bugün birçok aile için beslenme çantasını her gün doldurmak başlı başına bir ekonomik planlama gerektiriyor. Bir sandviç, meyve, süt veya ayran gibi temel ürünlerin günlük maliyeti dahi ay sonunda önemli bir toplam oluşturuyor.
“Çocuk okulda açsa derse nasıl odaklanacak?” diye soran Ertuğrul, “Beslenme çantasını dolduramayan bir annenin çocuğuna ‘dersine çalış’ demek kolay. Ama o annenin mutfaktaki hesabını da görmek gerekiyor. Çocuğun eğitim hakkı kadar sağlıklı beslenme hakkını da konuşmalıyız” dedi.

“EĞİTİM HAKKI SINIFIN KAPISINDA BAŞLAYIP BİTMİYOR”
Havva Ertuğrul, devletin eğitim politikalarının yalnızca okulda verilen eğitimin ücretsiz olması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, eğitim hakkının çocuğun okula erişebilmesini ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını da kapsaması gerektiğini söyledi.
“Devlet okulu ücretsiz olabilir. Ama çocuk okula gidemiyorsa, servise para yetmiyorsa, çantasını ve kırtasiye malzemelerini alamıyorsa, beslenme çantasını dolduramıyorsa burada ‘ücretsiz eğitim’ kavramını yeniden düşünmemiz gerekiyor.”
Ertuğrul, özellikle ekonomik olarak dezavantajlı ailelerin çocukları için servis, kırtasiye ve beslenme desteğinin kamusal bir politika haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Biz Ülkem Okuyor olarak yıllardır çocukların kitaplara ulaşabilmesi için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir çocuğun hayatını değiştirecek şeylerden biri kitaptır. Ama bugün artık kitabın yanında çocuğun o kitaba ulaşabilmesini, okula gidebilmesini, çantasını hazırlayabilmesini ve okulda aç kalmamasını da konuşmak zorundayız.”
“BİR ÇOCUĞUN EĞİTİMİ AİLESİNİN GELİRİNE BIRAKILMAMALI”
Ertuğrul sözlerini şöyle tamamladı: “Bir çocuğun hangi okulda okuyacağı, ne kadar başarılı olacağı kadar, eğitim sürecine hangi şartlarda devam edeceği de önemlidir. Zengin bir ailenin çocuğu ile geçim sıkıntısı yaşayan bir ailenin çocuğunun aynı eğitime eriştiğini söylemek, yalnızca sınıfa aynı anda girmeleriyle mümkün değil.
Bizim istediğimiz çok basit: Çocukların eğitim hakkı ailelerinin ekonomik gücüne göre değişmesin. Servis gerekiyorsa servis, temel kırtasiye gerekiyorsa kırtasiye, okulda sağlıklı beslenme gerekiyorsa beslenme desteği sağlansın.
Çünkü eğitim hakkı, ‘okul ücretsiz’ demekle tamamlanmıyor. Çocuğun evinden çıkıp okuldan güvenli ve sağlıklı biçimde dönmesine kadar devam ediyor.”
Ülkem Okuyor Derneği, eğitimde fırsat eşitliğinin yalnızca dersliklere erişimle değil, çocukların eğitim sürecindeki temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekerek, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde kamunun görünmeyen eğitim maliyetleri konusunda daha kapsamlı politikalar geliştirmesi çağrısında bulundu.
KİTAP LÜKS DEĞİL: EKONOMİ GENÇLERİN OKUMA HAKKINI DA ELİNDEN ALIYOR
Ülkem Okuyor Derneği Başkanı Havva Ertuğrul: “İnsanlara neden kitap okumuyorsun diye sormadan önce, o kitabı alacak parası var mı diye sormalıyız.”
Türkiye’de ekonomik koşullar yalnızca barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçları değil, insanların kültürel hayatını da doğrudan etkiliyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında aileler ve gençler sınırlı bütçelerini zorunlu giderlere ayırırken, kitap satın almak çoğu zaman ertelenen ihtiyaçların başında geliyor.
Ülkem Okuyor Derneği Başkanı Havva Ertuğrul, ekonomik koşulların özellikle çocukların ve gençlerin kitaba erişimini giderek zorlaştırdığına dikkat çekerek, “Bugün birçok insan kitabı sevmediği için değil, bütçesinde kitaba yer açamadığı için kitap alamıyor” dedi.
ASGARİ ÜCRET BELLİ, KİRA BELLİ, MUTFAK MASRAFI BELLİ
Bir ailenin aylık bütçesinde kira, faturalar, mutfak, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu harcamalar öncelikli yer tutuyor. Gelir ile gider arasındaki makas daraldıkça kitap gibi kültürel ihtiyaçlar bütçenin dışında kalabiliyor.
Havva Ertuğrul, “Bir aile ay sonunda elinde kalan parayla ne yapacağını düşünürken önce eksik mutfağını tamamlıyor, faturasını ödüyor, çocuğunun okul ihtiyacını karşılıyor. Kitap çoğu zaman bu listenin ön sıralarında yer alamıyor. Çünkü insanlar önce hayatta kalmaya, sonra kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“NEDEN OKUMUYORSUNUZ?” SORUSUNU DEĞİŞTİRMELİYİZ
Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı üzerine yapılan tartışmaların yalnızca bireysel tercihler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirten Ertuğrul, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir gence ‘Neden kitap okumuyorsun?’ diye sormak çok kolay. Ama önce ‘Kitap alabiliyor musun?’ diye sormamız gerekiyor. Evinde kitaplık olmayan, düzenli geliri olmayan, ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir gençten sürekli kitap satın almasını bekleyemeyiz.”
Ertuğrul’a göre ekonomik yoksunluk, çocukların yalnızca fiziksel ihtiyaçlarını değil, bilgiye ve kültüre erişimini de sınırlandırıyor.
“Bir çocuğun önüne iki seçenek koyduğunuzda, biri market alışverişi diğeri kitap olduğunda ve o ailenin parası yalnızca birine yettiğinde, çoğu zaman market kazanacak. Bu bir okuma isteksizliği değil; ekonomik bir zorunluluk.”
KİTABA ERİŞİM BİR FIRSAT EŞİTLİĞİ MESELESİDİR
Ülkem Okuyor Derneği, çocukların ve gençlerin ekonomik durumları ne olursa olsun kitaba ulaşabilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Ertuğrul, “Kitap okumak yalnızca bir hobi değil. Çocuğun kelime dağarcığı, hayal gücü, düşünme becerisi, sorgulama yeteneği ve dünyayı algılama biçimi kitaplarla gelişiyor. Bu imkânın yalnızca ailesi kitap almaya para ayırabilen çocuklara sunulması, eğitimde ve kültürde ciddi bir eşitsizlik yaratıyor” dedi.

“BİR ÇOCUĞUN KİTAPLIĞI AİLESİNİN GELİRİNE BAĞLI OLMAMALI”
Ertuğrul, kitap erişiminin kamusal olarak desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz çocuklara ‘oku’ demeye devam edeceğiz. Ama okumalarını istiyorsak onların önüne kitap da koymak zorundayız. Okul ve halk kütüphanelerinin güçlendirilmesi, çocukların ücretsiz ve nitelikli kitaplara ulaşabilmesi, mahallelerde ve okullarda kitaplıkların çoğalması gerekiyor.”
“Bir çocuğun kitaplığı, anne babasının maaş bordrosuna bağlı olmamalı” diyen Ertuğrul, “Çocukların ekonomik şartlar nedeniyle kitaptan uzaklaşmasına izin vermemeliyiz. Çünkü kitap alamayan bir çocuğun kaybettiği şey yalnızca bir kitap değil, başka bir dünyaya açılan kapıdır” ifadelerini kullandı.
“KİTAP, PARASI KALANIN DEĞİL, HERKESİN ULAŞABİLDİĞİ BİR HAK OLMALI”
Ülkem Okuyor Derneği, ekonomik koşulların çocukların okuma alışkanlıkları üzerindeki etkisine dikkat çekerek kitapların daha erişilebilir hale getirilmesi ve çocukların ücretsiz, nitelikli kitaplarla buluşturulması çağrısında bulundu.
Havva Ertuğrul’un çağrısı ise net: “İnsanlardan okumalarını istiyorsak önce kitaba ulaşmalarını sağlamalıyız. Çünkü mesele bazen okumayı sevmemek değil, kitabı satın alamamaktır.”




