Depremin üzerinden üç yılı aşkın süre geçti. Ancak konteyner kentlerde yaşayan kiracı aileler, bu süreci bir tercih olarak değil, mecburiyet olarak geçirdiklerini söylüyor. Çünkü onlar yalnızca oturdukları evi değil, yılların emeğiyle kurdukları hayatı da kaybetti.
Deprem Sadece Evleri Yıkmadı
6 Şubat depremlerinde binlerce kiracı; evini, eşyasını, otomobilini, iş yerini, birikimini ve yaşam düzenini kaybetti.
Birçok aile, enkazın ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışırken asgari ücretle ya da düzensiz gelirle yaşam mücadelesi verdi. Aradan geçen zamana rağmen ekonomik koşulların ağırlaşması, yeni bir hayat kurmayı daha da zorlaştırdı.
Konteynerden Çıkmak, Sorunların Bittiği Anlamına Gelmiyor
Hak sahipleri için kalıcı konutlar yeni bir başlangıç anlamına gelirken, kiracı depremzedeler için aynı şeyi söylemek kolay değil.
Çünkü konteynerden ayrıldıktan sonra karşılarına yüksek kira bedelleri, depozito, emlak komisyonu, taşınma masrafları ve yeniden ev kurma maliyetleri çıkıyor.
Bir evi kiralamak yeterli olmuyor. O evin yaşanabilir hale gelebilmesi için beyaz eşyadan yatağa, mutfak malzemelerinden çocukların temel ihtiyaçlarına kadar birçok eksiğin yeniden tamamlanması gerekiyor.
"Gidecek Yerimiz Yok" Endişesi
Hak sahibi olmayan birçok kiracı, konteynerlerin tahliye edilmesiyle birlikte en büyük korkularının barınma sorunu olduğunu dile getiriyor.
Artan kira fiyatları nedeniyle ev bulmakta zorlanan aileler, düzenli geliri olmayan vatandaşların yeni bir başlangıç yapmasının her geçen gün daha güç hale geldiğini ifade ediyor.




