Gizem Avcısı Tuncer, hazırladığı yeni videosunda Kur’an-ı Kerim’de anlatılan veya İslam geleneğindeki kıssalarla ilişkilendirilen gizemli şehirleri araştırdı. Tarihî kaynaklardan rivayetlere, arkeolojik bulgulardan günümüze ulaşan kalıntılara kadar birçok veriyi inceleyen Tuncer’in listesinde Hataylıları yakından ilgilendiren bir ayrıntı dikkat çekti.

“Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen gizemli şehirler gerçekten nerede?” sorusundan yola çıkan Tuncer, izlerine tamamen ya da kısmen ulaşılabildiği değerlendirilen yedi eski yerleşimi sıraladı. Listenin birinci sırasında ise binlerce yıllık tarihiyle Antakya yer aldı.

İrem’den Antakya’ya Uzanan Yedi Gizemli Yerleşim

-Videoda ele alınan ilk yerleşim, Âd kavmiyle ilişkilendirilen İrem oldu. “Yüksek sütunlar sahibi İrem” olarak anılan yerleşimin Rubülhali Çölü’nün altında kalmış olabileceği yönündeki görüşler, Ubar teorisi ve uydu görüntüleri üzerinden yürütülen araştırmalar anlatıldı.

-İkinci olarak Hicr, Medâin Sâlih ve El-Ulâ bölgesine yer verildi. Semûd kavmi, Hz. Sâlih’in tebliği ve deve mucizesine ilişkin kıssanın yanı sıra Hz. Muhammed’in bu bölgeden geçerken yaptığı aktarılan uyarılar değerlendirildi.

-Listede yer alan Babil ise antik dünyanın en güçlü şehirlerinden biri olması, Babil Kulesi anlatısı, Hârut ve Mârut, Nebukadnezar ve Asma Bahçeler ile ilişkilendirildi. Babil’in günümüze kadar ulaşan sembolleri ve gizemli tarihi de videonun dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı.

-Sebe ve Marib başlığında Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman, Hüdhüd kuşu, görkemli taht ve tarihî Marib Barajı anlatıldı. Çölün ortasında gelişerek büyük bir zenginliğe ulaşan Sebe medeniyetinin yükselişi ve yaşadığı yıkım ele alındı.

-Sodom ve Lût kavmine ayrılan bölümde Ölü Deniz’in sıra dışı coğrafyası, Sodom Dağı ve Hz. Lût’un kavmine ilişkin tarihî ve dinî anlatılar incelendi.

-Medyen bölümünde ise Hz. Şuayb’ın kavmine ölçü ve tartıda adaletli davranmaları yönündeki uyarıları hatırlatıldı. Akabe Körfezi çevresinde bulunduğu düşünülen eski yerleşimler ile Medyen’in kesin konumuna ilişkin tartışmalar aktarıldı.

Gizem Avcısı

Listenin Birinci Sırasında Antakya Yer Aldı

Gizem Avcısı Tuncer, listesinin birinci sırasında Antakya’ya yer verdi. Asi Nehri kıyısında kurulan Antakya’nın binlerce yıllık geçmişi, Roma döneminde dünyanın en büyük metropollerinden biri hâline gelmesi ve önemli ticaret yollarının kesişme noktasında bulunması hatırlatıldı.

Sayısız medeniyete ev sahipliği yapan tarihî şehir, bugün Hatay’ın merkez ilçelerinden biri olarak yaşamını sürdürüyor. Antakya’nın İslam geleneğindeki önemi ise Yâsîn Suresi’nde anlatılan “Ashâbü’l-Karye”, yani şehir halkı kıssasıyla ilişkilendiriliyor.

Kur’an’da Şehrin Adı Açıkça Belirtilmiyor

Videoda önemli bir ayrıntının da altı çizildi. Kur’an-ı Kerim’de Yâsîn Suresi’nde anlatılan şehrin adı açıkça verilmiyor. Bu şehrin Antakya olduğu görüşü, asırlar boyunca bazı klasik tefsirlerde ve İslam geleneğinde benimsenen yaygın yorumlardan biri olarak biliniyor.

HMKÜ’ye 9 Bin 200 Metrekarelik Fakültede Sona Gelindi!
HMKÜ’ye 9 Bin 200 Metrekarelik Fakültede Sona Gelindi!
İçeriği Görüntüle

Dolayısıyla kıssadaki yerleşimin kesin olarak Antakya olduğu Kur’an ayetlerinden doğrudan çıkarılan bir bilgi değil; tarih boyunca aktarılan tefsir ve rivayetlere dayanan bir değerlendirme niteliği taşıyor. Bazı müfessirlerin bu özdeşleştirmeye farklı gerekçelerle karşı çıktığı da biliniyor.

Habibi Neccar Dağı

Şehre Üç Elçi Gönderildi

Yâsîn Suresi’nde anlatıldığı üzere şehre önce iki elçi gönderildi. Şehir halkının bu kişileri yalanlaması üzerine elçiler üçüncü bir kişiyle desteklendi.

Elçiler, halktan herhangi bir ücret veya makam istemediklerini, görevlerinin yalnızca açık bir biçimde tebliğde bulunmak olduğunu söyledi. Şehrin halkı ise onların da kendileri gibi birer insan olduğunu ileri sürerek çağrıyı reddetti.

İnkârda ısrar eden ileri gelenler, yaşadıkları sıkıntılardan elçileri sorumlu tutarak onların şehre uğursuzluk getirdiğini savundu. Elçiler taşlanmak ve öldürülmekle tehdit edilirken şehir halkına uğursuzluk olarak gördükleri durumun kendi tutumlarından kaynaklandığını bildirdi.

Hatay Harita-3

Şehrin Uzak Noktasından Koşarak Gelen Adam

Kıssanın en dikkat çekici bölümünde, şehrin uzak bir noktasından koşarak gelen bir kişinin halkına seslendiği anlatılıyor. Kur’an-ı Kerim’de bu kişinin adı açıklanmıyor. İslam geleneğinde ise söz konusu kişinin Habib-i Neccar olduğu kabul ediliyor.

Rivayetlerde marangozluk yaptığı belirtilen Habib-i Neccar’ın bütün baskılara rağmen elçileri desteklediği ve halkını iman etmeye çağırdığı aktarılıyor. Çeşitli rivayetlerde taşlanarak veya linç edilerek öldürüldüğü öne sürülse de Kur’an’da ölümünün nasıl gerçekleştiğine ilişkin ayrıntı verilmiyor.

Ayetlerde bu kişinin imanını açıkça ilan etmesinin ardından kendisine “Cennete gir” denildiği bildiriliyor. Onun, kavminin de bağışlandığını ve ikrama kavuştuğunu bilmesini istemesi, kıssanın en etkileyici bölümlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Şehir Halkının Sonu “Tek Bir Ses” Oldu

Anlatıya göre şehir halkı bütün uyarılara rağmen inkârını sürdürdü. Ardından tek bir korkunç sesle halkın sönüp gittiği bildirildi.

Ayetlerde geçen “sayha” ifadesinin mahiyeti ayrıntılı biçimde açıklanmıyor. Bazı müfessirler bunu Cebrail’in haykırışı şeklinde yorumlarken Kur’an, felaketin nasıl gerçekleştiğinden çok elçileri yalanlayan toplumun karşılaştığı sonuca dikkat çekiyor.

Habib I Neccar Camisi'nde 3 Yıl Aradan Sonra Ilk Cuma Namazı Kılındı

Antakya’nın Manevi Hafızasında Habib-i Neccar

Habib-i Neccar anlatısı, Antakya’nın tarihî ve manevi kimliğinde önemli bir yere sahip. Kentte bulunan Habib-i Neccar Camii ve çevresi de bu köklü geleneğin en güçlü simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Yâsîn Suresi’ndeki Ashâbü’l-Karye kıssası yalnızca geçmişte yaşamış bir toplumun hikâyesi olarak değil; gerçeği duymasına rağmen küçümseyen, çıkarlarını hakikatin önüne koyan ve kendisini uyaranları tehdit eden toplumlara yönelik evrensel bir uyarı şeklinde yorumlanıyor.

Muhabir: Haber Merkezi