İSTANBUL (AA) - Şen, yıllar içinde geliştirdiği ilk özgün müzik aleti 'yaybahar' başta olmak üzere kullandığı enstrümanlarla geleneksel çalgıların ses karakterini elektronik ve çağdaş müzik yaklaşımlarıyla bir araya getiriyor.

Müziği yalnızca bir performans alanı olarak görmeyen Şen, farklı kültürlerin seslerini, geleneksel çalgılarını ve müzikal ifade biçimlerini araştırarak bunları kendi özgün yorumuyla yeniden ele alıyor. Doğaçlamaya dayalı performanslarıyla da öne çıkan sanatçı, tek bir enstrümanın ya da müzik türünün sınırları içinde kalmadan, sesin kendisini keşfetmeye odaklanıyor.

Tamamen akustik yapısıyla dikkati çeken yaybaharda, tellerde oluşan titreşimler spiral yaylar aracılığıyla membranlara aktarılıyor ve ses herhangi bir elektrik ya da elektronik sistem kullanılmadan oluşuyor. Şen'in 2009'dan bu yana sürdürdüğü araştırma ve deneyler sonucu geliştirdiği enstrüman, teller ile gövde arasında kurulan özgün köprü sistemiyle alışılmışın dışında bir ses deneyimi sunuyor.

Temmuzda en yüksek sıcaklık Cizre'de, en düşük sıcaklık Kangal'da ölçüldü
Temmuzda en yüksek sıcaklık Cizre'de, en düşük sıcaklık Kangal'da ölçüldü
İçeriği Görüntüle

Yaybahar, Şen'in geliştirdiği ve 'Bahar ailesi' olarak adlandırdığı daha geniş enstrüman sisteminin de temelini oluşturuyor. Yaybaharın sıra dışı tınısı uluslararası yapımlarda da yer aldı. Hans Zimmer, Anze Rozman ve Kara Talve'nin müziklerini hazırladığı Apple TV+'da yayınlanan 'Prehistoric Planet' belgesel dizisinde özel tasarım enstrümanlara da yer verildi. Dizinin müzikleri 2023'te belgesel dizisi dalında Emmy adaylığı aldı.

'Özgün müziğimi yaratmanın en iyi yollarından biri kendime özgü enstrümanlar tasarlamaktı'

Görkem Şen, müziğe başlama hikayesini, yaybaharın ortaya çıkışını ve kendi enstrümanlarını tasarlama sürecini AA muhabirine anlattı.

Henüz 13 yaşındayken bir kaza sonucu beyin kanaması geçirdiğini ve bir yıl hareketsiz kaldığını aktaran Şen, bu sürecin ardından ablasının gitarıyla müziğe başladığını belirterek, 'Bir arkadaşım kendi bestelediği şarkıyı bana söyledi ve bundan çok etkilendim. Orada benim için yeni bir sayfa açıldı. Kendi şarkılarımı söylemek için kendimi aramaya başladım. Yeni ne söylenebilir ve yeni sesler üzerine bir arayıştı bu.' dedi.

Daha sonra farklı enstrümanlar çaldığını dile getiren Şen, şunları kaydetti:

'Hep merakla devam eden, bilgisayar ortamı, elektronikler ve yöresel enstrümanları deneyimlediğim bir süreç oldu. Elektronik ve akustik olarak çok fazla deney yaptım. Hem beste hem de yeni seslerle ilgili deneylerden sonra 'Daha yeni ne olabilir?' arayışıyla dünya enstrümanlarını ve dünya müziklerini keşfetme sürecim oldu. 4-5 sene dünyadaki geleneksel müzikleri ve enstrümanları araştırdıktan sonra geleneksel enstrümanlardan aldığım ilhamla 'Yeni bir enstrüman tasarlanabilir mi?' sorusu oldu kafamda. Çünkü kendi özgün müziğimi yaratmak istiyordum. Kendi özgün müziğimi yaratmanın en iyi yollarından biri de kendime özgü enstrümanları tasarlamaktı.'

'Son 16 senemi sadece yaybahara verdim'

Bir süre ses mühendisliğine yönelse de müziğin yaratıcı tarafında yer almak istediği için Bilgi Üniversitesi'nde burslu olarak müzik eğitimi aldığını dile getiren Şen, üniversitedeki eğitimin ufkunu genişlettiğini, kendi tasarladığı enstrümanlardan oluşan bir orkestra kurma hayaliyle çalışmalarını sürdürdüğünü anlattı.

Şen, kendi enstrümanını tasarlama hikayesinin çok katmanlı bir yolculuk olduğunu söyleyerek, 'Hayatıma tesir eden rüyalar var. Daha yaybaharı üretmeden çok önce onun sesini duyduğum rüyalarım var. Aslında Sufi İnayat Han'ın 'Müzik-İnsan ve Evren Arasındaki Köprü' kitabı, beni enstrüman yapmaya itti. 'Müziğin ilahi bir yönü var.' diyen ve ruhumu değiştiren bir kitaptı. Bu kitaptan sonra müziğin kutsallığına inandım.' diye konuştu.

Yaybahar ortaya çıkmadan yaklaşık 30 model enstrüman tasarladığını vurgulayan Şen, 'Bir laboratuvar ortamım oluşmuştu. Farklı malzemeleri karıştırırken de yaybahar doğdu. Son 16 senemi sadece yaybahara verdim. Bu süreçte herhangi bir müzik üretmedim. Sadece iş için yaptığım müzikler oldu. Ama kendi saf müziğimi ararken, çok saf bir enstrüman buldum ve onu çalabilmek için ehlileştirmek gerekiyordu.' ifadelerini kullandı.

'Yaybaharla 30 ülkede solo konser verdim'

Şen, yaybaharın ses olarak farklı bir aurası olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

'Yaybaharın dinlemesi çok farklı ve insanları içine alıyor. Dinlemesi de yapması da çalması da bambaşka bir çalgı. Bu yüzden araştırması çok uzun sürdü ve hala daha iyi olabilmesi için deneylere devam ediyorum. İlk yaptığım yaybahar, 2012'de 36 telli, içine girilen bir enstrümandı. Sonra öyle bir enstrümanı akortlayamadım. Şu anda alet, iki telli. Son 10 senedir de sadece iki telli halini akortlamaya çalışıyorum. 2015'te ABD'de bir enstrüman yarışması vardı ve ona katılmak istedim. Yarışmadan 2 ödülle döndüm. Yarışmaya başvuru videom da viral oldu. Bir haftada 2 milyon izlenmişti. O video beni yurt dışında bilinir kıldı ve yaybaharla 30 ülkede solo konser verdim. Türkiye'de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar konser verdim.'

Yarışmadan sonra dünyaca ünlü Hans Zimmer ve Max Richter'in aralarında olduğu başarılı bestecilerle çalışmalar yaptığını söyleyen Şen, birçok Hollywood filmine ve belgesel müziğine yaybaharla katkıda bulunduğuna işaret etti.

Şen, yaybaharın ismini besteci Rahman Altın'ın koyduğunu aktararak, 'Henüz geliştirdiğim yaybaharı satmıyorum. Bu benim müzikal yolculuğum ama bu enstrüman dünyada yankı buldu. Şu anda belki 50 kişi, Japonya'da, Amerika'da, Afrika'da kendi yaybaharını yapmış, internete bile koymuş.' dedi.

'Bir frekans okyanusu gibi'

Yaybaharın çıkardığı tınıların da çok farklı olduğunu vurgulayan Görkem Şen, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Yaybahar tam olarak tarif etmesi çok zor bir çalgı. İnsanın içinde uyandırdığı hisler de yeni. Yepyeni tınıları var, bir frekans okyanusu gibi. Her daim kendi içinde devrilen ve benim hala yani bunca yıl sonra yeni sesler bulduğum bir çalgı. Tınısal olarak sürekli iyilik sağlamasının dışında aslında yaybaharı özel kılan şey onun yarattığı atmosfer. Konserlerde akustik çalmayı tercih ediyorum. Çünkü canlı canlı aletin kendi yaydığı salınımlar, hikayesinde kendini anlatıyor. Farklı ülkelerde çaldığımız zaman herkeste aynı tesiri var. Farklı bir boyut kapısı açan bir enstrüman gibi.'

Kendi geliştirdiği yaybahar, şanbahar, tarbahar ve darbbahar adlı enstrümanlarla 'Bahar' ailesini kurmayı ve bu enstrümanlarla yeni bir orkestra oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Şen, yaybaharın zengin tınısını farklı enstrümanlarla genişleterek ses ve kompozisyon açısından yeni bir müzikal alan oluşturmak istediğini belirtti.

Şen, yaybaharın henüz geniş kitlelere ulaşan bir enstrüman olmadığının altını çizdi.

Yaybaharı teknik, mühendislik ve sanatsal açıdan gelişimini tamamladıktan sonra daha kapsamlı biçimde tanıtmayı amaçladığını vurgulayan Şen, şunları anlattı:

'Kendi kendine oluşan bir hikaye var ama yaybahar fiziksel, teknik, mühendislik ve artistik olarak bir noktaya gelsin, ondan sonra sunabileyim istiyorum. Türkiye'de de bilinmesini çok istiyorum. İlahilerimizi, türkülerimizi, nefeslerimizi seslendirdiğimiz zaman orada yeni taze bir ruh var ve onun keşfedilmesini istiyorum. Türkiye'de çok az konser verdim ve yaybaharın bu coğrafyada dünyaya gelmesinin çok özel bir anlamı olduğunu düşünüyorum.'

Şen, yaybaharın insan beyninde ve psikolojisinde oluşturduğu etkilerin bilimsel olarak araştırılmasını istediğini sözlerine ekledi.


 

Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün

Kaynak: AA