ANKARA (AA) - Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, beslenme alanında güvenilir bilgiye erişimin önemli olduğunu belirtti.
Vakıftan yapılan açıklamaya göre, sosyal medya ve popüler trendler doğrultusunda sık sık gündeme getirilen mucizevi besinler ya da farklı beslenme önerileri, kulaktan dolma bilgiyle doğru bilgiyi birbirinden ayırmayı zorlaştırıyor.
Bilimsel bilgi, hangi besinin ne miktarda ve hangi beslenme düzeninin parçası olarak tüketilmesi gerektiğini anlamak açısından yol gösterici oluyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Begüm Mutuş, gıda ve beslenme konusunda doğru bilgiye ulaşmak kadar, bu bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille paylaşmanın önemli olduğunu aktardı.
Gıda, beslenme ve sağlık okuryazarlığının gelişmesine 2009'dan bu yana katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Mutuş, 'Bilim insanları ve farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirdiğimiz ulusal ve uluslararası konferans ve eğitim programlarıyla beslenme ve sağlık iletişimine katkı sağlıyor, bilimsel bilginin daha geniş kitlelere ulaşmasını destekliyoruz. Bütün bu çalışmalarla bireylerin karşılaştıkları bilgiyi sorgulayabilmelerini, güvenilir kaynakları ayırt edebilmelerini ve beslenme konusunda daha bilinçli tercihler yapabilmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz.' ifadelerini kullandı.
Mutuş, sosyal medyada bir bilginin sıkça paylaşılmasının, o bilginin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak, sağlık ve beslenme konusunda güvenilir kaynaklara ve bilimsel araştırmalara dayanan bilgilerin rehber alınmasının önemine dikkati çekti.
- 'Beslenme ve gıdada doğru bilgiyi toplumla buluşturma misyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz'
Vakfın beslenme ve gıdada doğru bilgiyi toplumla buluşturma misyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Mutuş, kalp sağlığı konusunda yaygın olarak doğru kabul edilen 5 yanlış inanışla ilgili Vakfın Bilim Kurulunun kamuoyuyla paylaştığı bilimsel gerçekler olduğuna işaret etti.
Mutuş, zeytinyağının, içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan bileşenler nedeniyle dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeninin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Zeytinyağının sağlıklı bir besin olmasının, sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmediğine dikkati çeken Mutuş, 'Gereğinden fazla tüketilmesi günlük enerji alımının artmasına neden olabilir. Önemli olan zeytinyağını dengeli bir beslenme düzeni içinde, uygun miktarlarda tüketmektir.' değerlendirmesini yaptı.
Mutuş, uzun yıllar boyunca yumurta gibi kolesterol içeren besinlerin kalp sağlığı açısından olumsuz etkileri olduğunun düşünüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:
'Ancak güncel bilimsel çalışmalar, kan kolesterol düzeyleri üzerinde besinlerle alınan kolesterolün yanı sıra, özellikle doymuş ve trans yağ tüketimi başta olmak üzere beslenme düzeninin bütününün etkili olduğunu gösteriyor. Yumurta gibi kaliteli protein ve elzem besin ögeleri içeren gıdalar, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Bu nedenle yalnızca besinlerin içerdiği kolesterole değil, beslenme düzeninin bütününe odaklanmak önem taşıyor.'
Kalp ve damar hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan sağlık sorunları olduğunu aktaran Mutuş, 'Ateroskleroz olarak adlandırılan, damar duvarlarında plak birikimiyle ilerleyen süreç genç yaşlarda başlayabilir ve yıllar içinde gelişebilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren benimsenmesi önem taşır.' değerlendirmesini yaptı.
Mutuş, vücut ağırlığının sağlıklı aralıkta olmasının kalp ve damar sağlığı açısından önemli olduğunu ancak tek başına koruyucu olmadığını anlatarak, kişinin zayıf görünebileceğini ancak karın bölgesindeki iç organların çevresinde yağlanma görülebileceğini, kolesterol, kan şekeri veya tansiyon gibi kardiyovasküler risk göstergelerinin yüksek olabileceğini ifade etti.
Kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca vücut ağırlığına bakılmaması gerektiğine işaret eden Mutuş, beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, genetik faktörler ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Mutuş, vitamin, mineral veya omega-3 gibi besin takviyelerinin, sağlıklı ve dengeli beslenmenin yerini tutmayacağını aktararak, şunları kaydetti:
'Takviye kullanımı, kişinin gereksinimleri ve sağlık durumu doğrultusunda hekim veya diyetisyen önerisiyle planlanmalıdır. Sebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagiller, lif, vitamin, mineral ve çeşitli biyoaktif bileşenleri bir arada içerir. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını desteklemek için öncelik, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin sürdürülmesi olmalıdır.'


