TBMM (AA) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'deki 28. Dönem 4. Yasama Yılı Değerlendirme Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında Meclis'te kurulması planlanan izleme komisyonunun yapısına ilişkin sorusu üzerine Kurtulmuş, söz konusu çalışmalara Meclis açıldıktan sonra başlanacağını bildirdi.
Kurtulmuş, komisyonun yapısı, üye sayısı ve çalışma prensiplerinin siyasi partilerle yapılacak müzakereler sonucunda belirleneceğini belirterek, 'Herhalde öyle çok geniş bir komisyon olmasına ihtiyaç yok. Zaten üzerinde bir yürütme görevi olmadığı için yani alacağı bir karar, hazırlayacağı bir rapor da olmayacağı için daha fonksiyonel bir komisyon şeklinde bunu kurarız.' diye konuştu.
Sahadan gelen raporlar doğrultusunda terör örgütünün silah bırakma sürecindeki son durumuna ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, her şeyin 'tıkır tıkır işlediğini' ifade etti.
Kurtulmuş, şunları söyledi:
'Fitne çıkarmak, provoke etmek isteyenlerin, bölgede terör ve kan görmeye alışmış olanların heveslerine rağmen bu süreç Allah'ın izniyle sonuna kadar başarıyla yürütülecek ve nihayete erecektir. Ayrıca ifade ettiğim gibi, Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki gelişmeler de 'terörsüz bölge' iradesini destekleyen, tahkim eden gelişmelerdir. Bu çerçevede ilgili birimlerimiz, terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi süreciyle ilgili bütün detayları takip ve kontrol ediyorlar. Yine oluşturulan kurul vasıtasıyla da sahadaki gelişmeler takip edilecek.'
Dünyadaki hemen hemen bütün çatışma çözümlerinde örgütlerle devlet arasındaki süreci kontrol eden ya yabancı bir ülke ya da uluslararası kuruluşların bulunduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, bunun 'üçüncü göz' olarak tanımlandığını anlattı.
Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli özelliklerinden birini yabancı bir üçüncü gözün bulunmaması olarak nitelendiren Kurtulmuş, 'Üçüncü göz milletin bizatihi kendisi, milleti temsil eden TBMM'dir. TBMM'de oluşturulacak komisyon da tabiri caizse millet adına bu süreci murakabe edecek bir komisyon olarak görev yapacaktır.' diye konuştu.
Sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalara dair TBMM'nin bir sorumluluk üstlenip üstlenmeyeceği sorulan Kurtulmuş, olayın, Türkiye ekonomisini derinden sarsacak bir noktaya gelmeden tespit edildiğini dile getirdi.
Kurtulmuş, olayın üzerine sonuna kadar gidilmesi gerektiğine işaret ederek, 'Bu mesele ümit ediyorum ki çok dar bir alanda bir kriminal mesele olarak kalsın ve Türkiye ekonomisine güveni sarsacak bir noktaya gelmesin. Bunun için de kimsenin gözünün yaşına bakmadan, kim varsa, nereye uzanıyorsa bu soruşturmaların tamamlanarak ilgililerin mahkeme önünde hesap vermelerinin temin edilmesi lazım.' dedi.
Bir gazetecinin son dönemde İçtüzük, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'na yönelik bazı taleplerin bulunduğunu ifade edip, 'Sizce bu üç düzenlemenin önümüzdeki yasama döneminde en azından altlıklarının teşkil edilebileceği bir ortam oluşur mu?' sorusuna Kurtulmuş, 'Oluşmalıdır.' yanıtını verdi.
Türkiye'nin yeni, kapsayıcı, demokrat, kuşatıcı, insan hakları ve özgürlükleri esas alan, hukukun üstünlüğünü teyit eden yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunu bir 'zorunluluk' olarak değerlendirdi.
Bu konuda artık zamanın geldiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hem çalışmaları hem de raporda ortaya koyduğu konsensüs bize bir şeyi ispat etti: TBMM, müzakereci demokrasiyi fevkalade ciddi bir şekilde uygulayabiliyor. Bu kadar çok siyasi partinin, farklı fikrin var olduğu bir Meclis, aslında yeni bir anayasa yapmaya en uygun Meclis'tir. Hiçbir partinin tek başına anayasa yapma çoğunluğu yok. Partilerin bir araya gelerek, herkesin kendi ideal anayasası kendisine ama ortak, Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçlarını karşılayacak ve Türkiye'yi geleceğe taşıyacak güçlü, demokrat, katılımcı bir anayasa yapılmalıdır.'
Kurtulmuş, Meclis çalışmalarında yaşanan aksaklıkların en önemli nedenlerinden birinin, demokratik akışı sağlayacak ve çalışmaları hızlandıracak bir içtüzük eksikliği olduğunu belirtti.
Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu'nu da 'değişmesi zorunlu olan siyasi metinler' olarak niteleyen Kurtulmuş, 'Buna ilave olarak Türkiye'de bir siyasi etik yasasının da oluşturulması herhalde Türkiye demokrasisine katkı sunacak metinlerdir.' dedi.
'Yeni anayasa' süreciyle 'Terörsüz Türkiye' sürecinin paralel ilerleyip ilerlemediği sorusuna Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinden önce yeni anayasa arayışının olduğunu hatırlattı.
Geçmişte 'Terörsüz Türkiye süreci ve yeni anayasa sürecinin farklı başka şeyler olduğu' yönünde açıklamalar yaptığını anımsatan Kurtulmuş, 'Hiçbir şekilde yeni anayasa sürecinin Terörsüz Türkiye meselesiyle karıştırılmamasına özen gösterildi. Ben bu açıdan da bütün siyasi partilere teşekkür ediyorum. İkisi ayrı konulardır ama her ikisi de TBMM'nin uhdesi altında olan konulardır. Dolayısıyla bunları birbirine karıştırmadan ama olgunlukla anayasa konusundaki tartışmalarımızı da süratle sürdürmek ve sonuçlandırmak noktasındayız.' ifadelerini kullandı.
Bir gazetecinin Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis'e sunulmasıyla ilgili takvimi ve 'anlaşma yürürlüğe girmeden toplantı yapılması tartışmaları' hakkındaki değerlendirmesini sorması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti:
'Bu konuda henüz TBMM'ye iletilmiş olan bir teklif yok. Herhangi bir uluslararası anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için TBMM'ye sunulması lazım. Zannediyorum Meclis'in açılmasıyla birlikte en kısa süre içinde bu konu TBMM'nin gündemine gelecektir. Kaldı ki şu anda bildiğim kadarıyla Mekke Anlaşmasıyla ilgili yapılan çalışmalar hazırlık mahiyetinde olan çalışmalardır. Evet, Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla Mekke'de anlaşma imzalanmış, irade ortaya konulmuş, beyan edilmiş. Bundan sonraki süreçte de her ülkenin kendi yasal süreçleri içerisinde anlaşma her ülkenin meclislerinde ya da ilgili kurullarında kabul edilerek yürürlüğe girecektir. Önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili konunun Meclis gündemine geleceğini düşünüyorum.'
Bazı sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesinin 'belirli kesimin sesinin kesilmesi' olarak yorumlanması ve Meclis İçtüzüğünün 'muhalefetin sesinin kısılması' şeklinde değiştirilebileceği iddiaları hakkındaki görüşleri sorulan Kurtulmuş, Meclis'teki sandalye dağılımında muhalefetin oranına dikkati çekti.
Meclis'te toplumdaki siyasi fikirlerin temsil edildiğini ve demokratik katılımın yüzde 99 olduğunu belirten Kurtulmuş, 'Bu Türkiye demokrasisi bakımından önemlidir. Birtakım eleştirilerse her zaman her dönem oldu. Bizim hepimizin ortak sorumluluğu bu eleştirileri mümkün olduğu kadar azaltmak ve Türkiye'de herkesin çok daha güçlü bir şekilde demokratik süreçlere katılımını temin etmektir.' ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışma sürecinde siyasi partilerin hazırladığı raporlarda herkesin farklı görüş belirttiğini ancak Komisyon'un raporunda 'ittifaklı bir metin' ortaya çıktığını hatırlattı.
İçtüzük değişikliği iddialarına ilişkin Kurtulmuş, 'Bir parti diyebilir ki 'benden başka kimse konuşmasın'. Öteki diyebilir ki 'şunlar şu kadar az konuşsun'. Mesele konuşmak değil, karşı taraftakinin de görüşüne tahammül edebilecek bir demokratik olgunluğu göstermektir. Şu an için TBMM çatısı altında 5 muhalefet grubu var. İktidarda ise iki grup var. İktidarın muhalefete göre 5'te 2 konuşma hakkına sahip olduğu bir yasama yılını açacağız 1 Ekim'de. Dolayısıyla bunun doğru bir tespit olmadığı kanaatindeyim.' değerlendirmelerinde bulundu.
'Mazlum milletlerin de takdirle izlediği bir konuşma oldu'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurul görüşmelerinde katılımcılara hitabı ve ayakta alkışlanması ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kürsüye çıktıktan sonra protesto edilmesine yönelik değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, TBMM ve millet adına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, Erdoğan'ın konuşmasını duygulanarak ve cümlelerini dikkatle izlediğini belirtti.
'Fevkalade önemli, tarihi bir konuşmaydı ve 16 yıldır BMGK'de sürdürdüğü bu çizgiyi bir merhale daha yukarıya taşıyan son derece etkili bir konuşmaydı. Sadece bizi, Türk milletini değil, bütün mazlum milletleri, dünyanın dört tarafındaki mazlum milletlerin de takdirle izlediği bir konuşma oldu.' diyen Kurtulmuş, Netanyahu'ya yönelik protestoya ilişkin ise şunları söyledi:
'Kalbinde azıcık merhamet ve insaf olan, insanlığa ait azıcık bir değer olan kim olursa olsun, böylesine insanlık tarihinin gördüğü en barbar katille aynı salonda olmamak için yolunu değiştirdi. Bu sadece bir siyasi protesto değil, aynı zamanda insanların büyük bir kısmının, neredeyse salonun tamamına yakınının 'biz buradayız ve biz insanız' diye ortaya koyduğu deklarasyondu. Bundan sonra tehlike çanları Netanyahu ve çetesi için çalıyor. Bundan sonra giderek İsrail'in soykırımcı hükümetinin uluslararası alanda çok daha fazla yalnızlaşacağı bir döneme girdiğimizi ifade ediyorduk. O görüntü bunun ispatıdır. New York'a apar topar gelmiş, kaçarcasına da New York'tan uzaklaşmıştır. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, insanlığa karşı işledikleri bu suçların hesabını mutlaka ama mutlaka vereceklerdir.'
Erken seçim ve öne alınmış seçimlerle ilgili tartışmalar hatırlatılarak, 'Yakın zamanda böyle bir kararın Meclis'ten çıkmasını bekliyor musunuz?' sorusu üzerine Kurtulmuş, 'Beklemiyorum.' yanıtını verdi.
Kurtulmuş, şu açıklamalarda bulundu:
'Şu anda erken seçim tartışmalarının yeri ve zamanı değildir. Zaten seçim tartışmaları tartışıldığı için erken seçim olmaz, siyasi şartlar olgunlaştığı için Türkiye'de erken seçim olur. TBMM şu anda vaktinde bir seçime hazırlanıyor. Eğer erkene alınmak istenirse burada irade TBMM'nindir. 360 bulunduğu anda TBMM seçimleri yenileme kararı alır. Bizde biliyorsunuz yasal olarak 'erken seçim' yok, 'seçimlerin yenilenmesi kararı' var. Seçimlerin yenilenmesi kararını alacak olan merci Türkiye Büyük Millet Meclisidir.'
'Eldeki silahları bırakmak kafi gelmez zihinlerdekileri de bırakmak gerekir.' dediniz. Neyi ve kimi kastettiniz?' sorusuna Kurtulmuş, 'Silahların zihinlerde bırakılması gerekir dediğim şey, terör örgütü ya da eli silahlı bir mücadele peşinde koşanların artık zihinlerinde de bu silahları bırakmaları lazım. Bunun için de ısrarla bir şey söylüyorum, önce bu dönemin gerektirdiği şekilde dillerimizi revize etmemiz lazım. Ne ayrılıkçı bir dilin kullanılmasını ne de ayrımcı bir dille toplumun bir kesimini ötekileştirmeyi doğru bulmuyoruz.' karşılığını verdi.
Türkler ve Kürtlerin bir iç savaştan çıkarak buraya gelmediğini, asırlardır yan yana kardeşçe yaşayan bir millet olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, emperyalistlerin bir asırdır geniş coğrafyaya dağıttığı parçaları derleyip toparlanma sürecinin tam başında olduklarını söyledi.
'Dillerimizi de düzeltmemiz lazım, zihnimizi de düzeltmemiz lazım.' diyen Kurtulmuş, barış ve kardeşlik ikliminin gerektirdiği gibi yapıcı bir şekilde konuşmak gerektiğini aktardı.
Kurtulmuş, 'Biz Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünniler, bu topraklarda yaşayan bütün farklı dinlerden, mezheplerden meşreplerden ırklardan insanlar biriz, beraberiz ve bu birliği beraberliği zedeleyecek, tereddüde düşürecek her türlü sözden, her türlü zihinsel çabadan uzak durmamız lazım. Kastettiğim şey budur.' ifadelerini kullandı.
Mekke Anlaşması
'Mekke Antlaşması'nın İran'a karşı konuşlanmış olduğu' iddiası hatırlatılan Kurtulmuş, bölgedeki sorunun ana kaynağının İsrail'in saldırgan politikaları olduğuna işaret etti.
İsrail'in saldırgan politikaları çerçevesinde çok sayıda ülkeye sorgusuz sualsiz saldırıda bulunduğunu anımsatan Kurtulmuş, özellikle son ABD-İsrail'in İran'a karşı saldırıları sonrasında bölgede de dengelerin tamamıyla değiştiğini anlattı.
Sadece askeri ve siyasi dengeler değil aynı zamanda dünya ekonomisini de derinden etkileyecek bir durumun ortaya çıktığına dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:
'Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini tesis ve temin edecek işbirliklerini artırmasını öneriyoruz. Mekke Anlaşması'nı da bu çerçevede İran'a karşı bir anlaşma olarak asla görmüyoruz ve asla öyle olmamalıdır. Mekke Anlaşması, hatta genişlemesiyle birlikte İran da dahil belki diğer bölge ülkelerinin de işin içerisine gireceği bölge ülkeleri ve geniş anlamda İslam coğrafyasının güvenliğini sağlayacak bir anlaşmaya dönüşsün. Bu, hiçbir ülkeyi bizim açımızdan tehdit etmek için, hiçbir ülkeye karşı tedbir almak için oluşturulmuş bir anlaşma değil, bölge ülkelerinin birliğini, beraberliğini ve güvenliğini temin etmek için oluşturulan bir anlaşmadır. Henüz başlangıç safhasındadır, tam şekillenmiş değildir. Ümit ederiz ki diğer bölge ülkelerinin katılımıyla da çok daha güçlü bir anlaşma haline gelir.'
'Basın mensuplarının özlük haklarını güvence altına alacak yeni gelişmeler olacak mı?' sorusu üzerine Kurtulmuş, 'Basın emekçilerinin yanındayım. Bütün gücümüzle, bizlere ileteceğiniz her türlü çabanızın, desteğinizin, teklifinizin gerçekleşmesi için size destek oluruz.' dedi.
'Her seçim döneminde birkaç aylık periyotlarla Meclis'in seçim yenileme kararı alması durumunda Sayın Cumhurbaşkanı'nın 2 dönem süresinden daha fazla aday olması hususunu hukuken nasıl buluyor, değerlendiriyorsunuz?' sorusuna TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:
'Erken seçim tartışmalarının siyasi partilerin kendi açılarından bir siyasi argümana dönüştürüldüğü tartışmanın içine girmem. TBMM'nin seçimi yenileme kararını nasıl alacağı bellidir. Hukuki olarak hiçbir boşluk yoktur. Ne zaman TBMM seçimi yenileme kararı alırsa Türkiye yenilenmiş bir seçime gider. Dolayısıyla bu tartışmanın içerisine Meclis Başkanı olarak benim girmem doğru değil ama hukuki olarak hiçbir problem olmadığını söylemek isterim.'
Yoğun bir dönemi geride bıraktıklarını dile getiren Kurtulmuş, bu dönemde 571 kanun teklifinin milletvekilleri tarafından Bütçe ve Kesin Hesap Kanun tekliflerinin de Cumhurbaşkanı tarafından TBMM Başkanlığa sunulduğunu anlattı.
Halihazırda Genel Kurul gündeminde 121, komisyonlarda da 3 bin 538 kanun teklifinin bulunduğunu belirten Kurtulmuş, '4. Yasama Yılı'nda 36 kanun kabul edilmiş, 41 TBMM Kararı alınmıştır. Bu süre içerisinde 125 birleşimde toplam 929 saat 21 dakika çalışılmış ve yaklaşık 24 bin 150 sayfa tutanak tutulmuştur. İhtisas ve Meclis Araştırma Komisyonlarında ise 901 saat çalışılmış ve 27 bin sayfayı aşkın tutanak tutulmuştur.' diye konuştu.
TBMM'nin dünyanın en yoğun çalışan meclisleri arasında yer aldığını vurgulayan Kurtulmuş, yaptıkları ziyaretlerde, meclis başkanlarıyla görüşmelerde karşılıklı olarak meclislerin çalışmalarını gözden geçirdiklerini, orada TBMM'nin fevkalade yoğun, ciddi ve planlı bir çalışmayı gerçekleştirdiğini tespit ettiklerini söyledi.
Yasama dokunulmazlıkları ve fezlekelere değinen Kurtulmuş, '4. Yasama Yılı'nda TBMM Başkanlığına 160 Yasama Dokunulmazlığı Tezkeresi sunulmuştur. Halihazırda 1096 tezkerenin Karma Komisyonda olduğunu hatırlatmak isterim.' ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, geçen yasama yılındaki en önemli faaliyetlerden birinin TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları olduğunu belirterek, Genel Kurulda Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabul edilmesiyle yeni bir döneme geçildiğini vurguladı.
TBMM tarihindeki müzakereci demokrasi bakımından en olgun örneklerden başlıcalarının bu çalışmalar olduğunu bildiren Kurtulmuş, söz konusu komisyonun 21 toplantı yaptığını, farklı bölgelerden politik oryantasyonlara sahip çok sayıda sivil toplum kuruluşu, akademisyen, eski meclis başkanları ve siyasetçileri dinlediğini, bu toplantılarda toplam 90 saat müzakere oluşturulduğunu ve 4 bin 318 sayfa tutanak tutulduğunu dile getirdi.
Komisyon çalışmaları sona erdiğinde Türkiye demokrasisinin ender görülen ittifaklarından birinin gerçekleşerek 47 milletvekilinin 'kabul' oyuyla komisyon raporunun kabul edildiğini hatırlatan Kurtulmuş, bu kabulle 'Terörsüz Türkiye' süreciyle ilgili kapının aralandığını belirtti.
Bu açılan kapıdan sonra da Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Genel Kurulunda 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildiğini anımsatan Kurtulmuş, şunları söyledi:
'Bildiğimiz kadarıyla, TBMM'de şimdiye kadar herhangi bir yasa teklifi üzerinde oluşmuş olan en yüksek ittifak, en yüksek konsensüstür. Rapor kapının aralanması, yasanın bu kadar büyük oyla kabul edilmesi de kapının sonuna kadar açılmasıdır. Bu kapı yeni bir yola çıkmıştır, yeni bir yol karşımızdadır. Bu yol başından beri iddiayla söylediğimiz gibi Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgenin inşa edilmesi yoludur. Bundan sonra bu ülkede birliğin, beraberliğin, kardeşliğin, dayanışmanın ve demokratik standartları yüksek bir ülke içerisinde, terörden tamamen kurtulmuş bir Türkiye'nin kurulduğunu inşallah hep beraber göreceğiz.'
Kurtulmuş, bölgedeki gelişmelerin 'Terörsüz Türkiye' meselesinin sadece bir temenni ve siyasi bir retorik olmadığını, yavaş yavaş ete kemiğe büründüğünü ortaya koyduğunu vurguladı.
Suriye yönetimi içerisinde PYD unsurlarının entegrasyonunun hızlı ve başarılı şekilde sürdürülmesinin terörsüz bölgeye ulaşmak bakımından önemli bir adım olduğunu dile getiren Kurtulmuş, 'Aynı şekilde geçtiğimiz haftalarda bize de gelen Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Heybet Halbusi ile yaptığımız görüşmelerde dile getirilen, en son Sayın Cumhurbaşkanımızın BM toplantısı marjında Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile yaptığı görüşmede gündeme gelen Irak'taki silahlı milislerin elindeki silahların alınması ve Irak'ta devlet otoritesinden başka hiçbir gücün elinde silah kalmaması süreci de bu ayın sonu itibarıyla ya da ekimin başında başlayacak. Böylece Irak içinde devletten başka kimsede silahın olmadığı, meşru tek otoritenin silahları da elinde bulunduran güç olduğu bir Irak'a inşallah en kısa süre içerisinde geçilecektir.' değerlendirmesinde bulundu.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabul edilmesinin ardından atılan adımlara de değinen Kurtulmuş, bu yasa çerçevesinde, örgütün silahlarını bıraktığının ve kendini feshettiğinin tespit ve tayiniyle ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında üst düzey bir kurulun oluşturulduğunu ve çalışmalarına başladığını anımsattı.
Sürece ilişkin Meclis'te atılacak adımlara işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
'Meclisin açılmasıyla birlikte bu süreçte önemli bir görev görecek olan izleme komisyonu hızlı bir şekilde kurulacak, yasanın kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirecektir. Bundan sonraki süreçte Meclisimize üç sorumluluk düşüyor: Konunun sonuna kadar takibini en ciddi şekilde gerçekleştirmek. Terör örgütünün silahsızlanma ve feshi ile ilgili kurulun dosya bazlı çalışmaları da dikkate alarak hukuk ölçüsü içinde bu sürecin izlenmesi ve Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki bu kurul ile Meclis arasındaki uyumun tesis edilmesi. Üçüncü olarak da ihtiyaç halinde yeni birtakım yasal düzenlemelerin yapılmasına ilişkin müzakerelerin gerçekleştirilmesi.'
Yasanın büyük bir titizlikle çalışıldığını, içine üç emniyet sibobunun konulduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
'Örgütün gerçekten fesih ve silahsızlanma sürecinin yolunda gittiğinin tespitinin Türkiye'nin en üst kurulu olan MGK tarafından ifade edilmesi, ilan edilmesiyle birlikte bu yasa uygulamaya konulacak. Yani örgütün feshi ve silahsızlanması sağlanmadan yasa uygulanmayacak. İkinci sigorta, yasanın yedinci maddesi gereğince oluşturulan bu süreci yürütecek olan yürütmenin bünyesinde kurulmuş olan kurul. Bu kurul da çok üst düzey bir temsil ile görevini yerine getirecek. Üçüncüsü ise millet adına bu süreçleri başından sonuna kadar takip edecek ve yasal düzenlemeleri yapmakla yükümlü olan TBMM bünyesinde oluşturulacak izleme kurulu yani bu üç önemli sigorta, bu sürecin fevkalade ciddi bir şekilde garantisidir. Hepimizin beklentisinin üzerinde bir ittifakla rapor ortaya çıktıysa bu sürecin takip ve kontrolüyle ilgili izleme de aynı şekilde büyük bir demokratik olgunluk içerisinde gerçekleşecektir.'
Kurtulmuş, 4. Yasama Yılı'nda toplam 14 bin 354 soru önergesi verildiğini, bunlardan 6 bin 720'sinin cevaplandırıldığını belirterek, TBMM Başkanlığı olarak düzenli olarak her yıl aralık ve haziran ayında ilgili bakan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na tek tek yazı yazarak milletvekillerinin sorularına vaktinde ve etkili cevap verilmesiyle ilgili tavsiyelerini tekrarladıklarını ifade etti.
TBMM Başkanı'na ise 133 yazılı soru önergesi verildiğini, bunlardan 125'inin vaktinde cevaplandırıldığını, kalanların da cevaplandırma süreci içinde olduğunu anlatan Kurtulmuş, 'Kağıtsız parlamento' anlayışı çerçevesinde milletvekillerine e-posta ve SMS yoluyla, parti gruplarına da e-posta aracılığıyla yanıtları gönderdiklerini belirtti. Kurtulmuş, 'Bu dönemde 1403 Meclis Araştırma Önergesi verildi. Bunların içerisinde ittifakla kabul edilen 12 önergenin sonucu olarak iki Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştur. 59 genel görüşme önergesi de bu dönem içerisinde Meclis Başkanlığına sunulmuştur.' dedi.
Parlamenter diplomasi çalışmalarıParlamenter diplomasi ve temsil açısından TBMM'nin gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin bilgi veren Kurtulmuş, 'TBMM olarak parlamenter diplomasiyi dünyada en etkin kullanan parlamentolardan birisiyiz. Bu çerçevede uluslararası parlamenter asamblelerce toplam 191 toplantı ya da karşılıklı ziyaret yapılmış, ihtisas komisyonlarınca toplam 105 faaliyette bulunulmuş, 10 seçim gözlemine iştirak edilmiş, parlamentolar arası dostluk grupları tarafından ise toplam 52 etkinlik gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Meclisimizden yurt dışına 209 heyet resmi ziyaretlere gitmiş, yabancı parlamenterlerden oluşan 36 heyet de ülkemizde ağırlanmıştır.' diye konuştu.
TBMM Başkanı olarak parlamenter diplomasi çalışmaları kapsamında 8'i cumhurbaşkanı, devlet başkanı, devlet başkan yardımcısı, 52'si meclis ve senato başkanı olmak üzere çeşitli düzeylerde toplam 95 ikili görüşme gerçekleştirdiğini belirten Kurtulmuş, geçen 1 Ekim'den bu yana 5 ülkeye ikili çerçevede resmi ziyarette bulunduğunu, 10 ülkeden meclis ve senato başkanının da ikili temaslar bağlamında Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştirdiğini söyledi.
Kurtulmuş, TBMM Başkanı olarak Türkiye ve yurt dışındaki 11 uluslararası toplantıya katıldığını belirterek, TBMM'nin bu yıl İstanbul'da gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kuruluna ev sahipliği yaptığını hatırlattı.
PAB'ın uzun yıllardır en yüksek katılımlı ve en etkin genel kurul çalışmasını yaptıklarını, 80'i meclis başkanı olmak üzere 157 ülkeden 2 bin 420 delegenin toplantılara katıldığını anlatan Kurtulmuş, 'Bu Genel Kurul çerçevesinde 15 Nisan 2025'te Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu olarak İstanbul'da ilkini yaptığımız toplantının ikincisini gerçekleştirdik. Ayrıca TÜRKPA'nın birinci gayriresmi toplantısını da bu toplantı marjında gerçekleştirdik. Yine Kadın Parlamenterler Forumu'nun, Genç Parlamenterler Forumu'nun ve Bağlantısızlar Hareketi Parlamenter Ağı'nın toplantılarını da İstanbul'daki Genel Kurul çerçevesinde gerçekleştirmiş olduk. Ayrıca 152. Genel Kurul marjında meclis başkanları ve uluslararası kuruluşların başkanlarından 41 kişiyle ikili görüşme yapma imkanı buldum.' ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi'nden bir hafta önce İstanbul'da NATO Parlamenter Zirvesi'ne TBMM olarak ev sahipliği yapıldığını bildiren Kurtulmuş, bu zirvenin Washington ve Brüksel'den sonra üçüncü olma özelliği taşıdığını söyledi.
Kurtulmuş, söz konusu zirvede 20 meclis başkanı ve 4 meclis başkanvekilinin yer aldığını belirterek, sadece liderler düzeyinde değil parlamentolar düzeyinde de NATO üyesi ülkelerin karşılıklı görüş alışverişinde bulunması ve parlamentolar arasındaki diyaloğun kuvvetlendirilmesi için son derece kıymetli bir toplantıya ev sahipliği yaptıklarını vurguladı.
Türkiye'de gerçekleştirilen başka bir önemli toplantının da 17-19 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul'daki AGİT PA'nın 23. Sonbahar Toplantısı olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu toplantının da 56 ülkeden 53'ünün katılımıyla gerçekleştiğini bildirdi.
Kurtulmuş, Kahire'de yapılan Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Genel Kurulundaki seçim sonucunda TBMM'nin Başkanlık Divanında yer aldığını da söyledi.
Filistin'i Destekleyen Parlamentolar GrubuTürkiye'nin ev sahipliği yapacağı bir diğer önemli organizasyonun da Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31) olacağını bildiren Kurtulmuş, 'Antalya'da gerçekleştirilecek bu toplantının Türkiye için fevkalade önemli bir etkinlik ve prestij olduğunun altını çizmek isterim. Antalya'daki toplantının parlamenter ayağını 16 Kasım'da Parlamentolar Arası Birlik ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ortaklaşa gerçekleştirecek.' dedi.
TBMM'nin, İsrail'in Gazze'de ve Filistin'de sürdürdüğü insanlık dışı suçları tespit etmek ve ilan etmek bakımından dünyanın en etkin parlamentosu olduğunun altını çizen Kurtulmuş, 'Bu çerçevede 7 Ekim 2023'ten tarihinden bu yana TBMM Genel Kurulunda 9 TBMM Başkanlık Tezkeresi ittifakla kabul edilmiş ve Resmi Gazete'de yayımlanarak devlet politikasının resmi belgeleri haline gelmiştir.' diye konuştu.
Kurtulmuş, 4. Yasama Yılı'nda Genel Kurula TBMM Başkanlığı Tezkeresi olarak sunulan 'İsrail'in Gazze'ye Giden İnsani Yardım Filolarına Yönelik Saldırılarına Dair Karar'ın 8 Ekim 2025 tarihinde, 'Küresel Sumud Filosu'na İsrail Ordusu Tarafından Yapılan Silahlı Müdahale Hakkında Karar'ın da 30 Nisan 2026 tarihinde Genel Kurulda ittifakla kabul edildiğini ve her iki kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığını söyledi.
Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun, TBMM'nin inisiyatif aldığı alanlardan biri olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, grubun ikinci toplantısına 30 ülkenin ya meclis başkanı ya da çeşitli düzeylerde katılım sağladığını bildirdi.
Kurtulmuş, Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun gelecek dönemde genişleyerek dünyanın farklı bölgelerinden ülkelerin de katıldığı vicdani uluslararası platform haline geleceğinin altını çizdi.
Meclis'teki tanıtım ve organizasyonlar ile gerçekleştirilen projeler ve sunulan hizmetler konusunda da bilgi veren Kurtulmuş, hizmetlerin eksiksiz şekilde sürdüğünü bildirdi.
Tasarrufa yönelik tedbirlere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
'Haziran 2023'ten bu yana yaptığımız tasarruf tedbirleri sonucunda 2 milyon 500 bin kilovatsaat elektrik, 300 bin metreküp doğal gaz ve 20 bin ton su tasarrufu sağlanmıştır. Ayrıca Meclis'te çevreye duyarlı ve yenilenebilir enerji meselesine dikkat çekmek üzere çalışmalar sürdürüyoruz. Konya'da, kullandığımız enerji kadar güneş enerjisi üretmek amacıyla bir güneş enerjisi santrali kurulmasıyla ilgili faaliyetlere başladık. Yine TBMM'nin çok katlı otoparkında da otopark tipi güneş enerjisi santralini kurmak üzere çalışmalarımız devam etmektedir.
Bunlarla birlikte, bugünün değerleriyle söylüyorum, yenilenebilir enerji alanında yaptığımız yatırımlarla birlikte 115 milyon TL ilave bir ekonomik katkı sağlanacaktır. Ayrıca Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Merkezi ile ilgili bir merkezimiz de inşa edilmektedir. TBMM çatısı altında mümkün olduğu kadar yazılı evrakı ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz ve bu alandaki faaliyetlerimiz de sürüyor. Ana Bina ve Halkla İlişkiler Binası bakımından da 'yeşil sertifika' belgesi almaya hak kazandık.'
Muhabir: Oğuzhan Sarı, Huzeyfe Tarık Yaman, İsa Toprak,Ali Kemal Akan, Adem Balta




