ANKARA (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'Bir Nefes Bin Zehir' başlıklı dosyasının bu haberinde, Türkiye'de tütün kullanımının yaygınlığı, halk sağlığı üzerindeki etkileri ve Yeşilayın tütün kontrolüne yönelik kamuoyu araştırmasının sonuçları ele alındı.
Aynı zamanda Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. İlhan, AA muhabirine, Yeşilayın, tütün kontrol politikalarına ilişkin gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasının sonuçlarını ve tütün kullanımını önlemek için alınabilecek tedbirleri değerlendirdi.
Tütün kullanımının en önemli halk sağlığı sorunları arasında yer aldığını belirten İlhan, Yeşilayın araştırmasının önemli sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti.
İlhan, toplumun yüzde 90'ından fazlasının çocukların ve kamusal alanların kanunlarla tütünden korunmasını istediğini, yüzde 85'e yakınının da nesle dayalı satış kısıtlamasını, satış noktalarındaki görünürlüğün azaltılmasını ve kapalı dolaplarda satılmasını istediğini söyledi.
Tütün kontrolüne yönelik toplumsal talebin hiç olmadığı kadar yüksek olduğuna dikkati çeken İlhan, 'TÜİK verilerine göre şu an Türkiye'de her 3 yetişkinden 1'i tütün ürünü kullanıyor ve her yıl 100 bin insanımız tütün kullanımı ve ilişkili nedenlerle hayatını kaybediyor. Neredeyse her 5 ölümden birisi de pasif içicilikten kaynaklanıyor. Konunun ekonomik maliyeti ve tütün endüstrisi ile izmarit kirliliğinin yarattığı çevresel sorunları da düşündüğümüzde, toplumun tütün ürünleri ve zararlarına yönelik farkındalığının yüksek olduğunu ve artık 'dur' demenin vakti geldiğine inandığını gösteriyor.' değerlendirmesini yaptı.
'Merak ve özenme tütün kullanımına başlamak için en önemli iki etken'Prof. Dr. İlhan, sağlıklı bir nesil ve gelecek için çocuk ve gençlerin tütün ürünlerinin zararlarından bugünden korunması gerektiğini, dijital yaş doğrulama sistemi, özendirici ürünlerin açıkta satışının engellenmesi ve pasif maruziyetin azaltılmasının hızla uygulanabilecek önlemler arasında yer aldığını belirtti.
Yaş kısıtlamasıyla 2015 sonrası doğanlara tütün ürünü satışının engellenmesinin toplumda da karşılık bulan kontrol yöntemlerinden olduğunu aktaran İlhan, sosyal medya başta olmak üzere tüm medya ortamlarında tütün ürünlerinin teşvik edilmemesi ve kullanımının özendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Tütün kullanımına başlamada merak ve özenmenin en önemli iki etken olduğunun altını çizen İlhan, 'Merak ve özenme tütün kullanımına başlamak için en önemli iki etken, en az bunlar kadar etkili olanlar ise ailede ve yakın arkadaş çevresinde tütün kullanımı olması. Bugün ülkemizde ortalama 16 yaşın tütüne başlamada en sık yaş olduğu farklı araştırmalarla ortaya konulmuştur.' dedi.
Satış noktalarındaki görünürlüğün azaltılmasının erişimi kısıtlamak açısından önemli olduğunu ifade eden İlhan, tütün ürünlerinin su, sebze ve meyve gibi günlük ihtiyaç maddeleriyle benzer şekilde sergilenmemesinin, sıradan bir ürün olarak algılanmasını önleyeceğine, görünürlüğün azaltılmasının tütün kullanımını bırakmış kişileri de koruyacağını ve ani dürtüsel satın almaların önüne geçeceğine işaret etti.
'Pasif içiciler de sigara içenlerle aynı sağlık risklerine sahip'Pasif içiciliğin sağlık üzerindeki etkilerine dikkati çeken İlhan, şöyle devam etti:
'Pasif içicilerin de sigara içenlerle aynı sağlık risklerine sahip oldukları bugün bilinen bir gerçek. Toplumda kendisi tütün ürünü kullanmayan, genetik risk etmeni olmayan, çalışmayan, mesleki maruziyeti olmayan, genç ama eşi, annesi, babası, iş çevresi, sosyal ortamında sigara içilen akciğer kanseri olguları o denli yüksek ki, tam bir pasif maruziyet savaşı gerekiyor. Kronik akciğer hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, kanserler ve bunun yanında gebelikte bebeğin kaybına kadar varan olumsuz etkiler, bebek ve çocuklarda artan enfeksiyonlar ve astım ciddi sağlık risklerini oluşturuyor.'
Elektronik sigara, puff ve ısıtılmış tütün ürünlerinin tütünü bırakma ya da kullanımını azaltma yöntemi olmadığını belirten İlhan, bu ürünlerin kalp ve solunum sistemi üzerinde ciddi etkileri bulunduğunu, toksik ve kanserojen maddeler içerdiğini söyledi.
İlhan, ısıtılmış tütün ürünlerinin elektronik ısıtma sistemiyle tütünü yakmadan nikotin açığa çıkardığını ve bağımlılığın devamını sağladığına işaret ederek, 'İçeriklerinde propilen glikol, gliserol, etilen alkol, polietilen glikol, diasetil, dietilen glikol, amino-tadalafil, rimonabant, kannabinoid, nitrozaminler, formaldehit, asetaldehit, keton, cıva, tetrametilpirazin, kurşun, nikel, krom, nikotin, yapay aromalar olmak üzere çok çeşitli kimyasallar bulunmaktadır.' bilgisini verdi.
'Erken başlayan yoğun maruziyet ilerleyen dönemde ağır sağlık sorunlarına yol açmakta'Gençlerin farklı görünme ve ilgi çekme isteğiyle elektronik sigara ve puff gibi ürünlere yönelebildiğini aktaran İlhan, bu ürünlerin kalp ve solunum sistemi üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin, şunları kaydetti:
'Tütün ürünlerinin taşıdığı tüm risklerin yanında bu ürünlerin kalp ve solunum sistemine ek olumsuz etkileri de vardır. Üstelik yine dumansız olduğuna dair yanlış bir algıyla, kapalı ortamlarda okulda, araçta, evde, işte dahi kullanmakta ve maruziyetleri yüksek olmaktadır. Ayrıca erken başlayan yoğun maruziyet ilerleyen dönemde uzun ve ağır sağlık sorunlarına da yol açmaktadır. Bugün erken yaşta tütün kullanmaya başlayıp devam edenler 40'lı yaşlara gelmeden pek çok hastalıkla yüzleşmektedir.'
Prof. Dr. İlhan, yeni düzenlemelerde çocuk ve gençlerin korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini, tütün ürünlerine erişimin güçleştirilmesi ve kamusal alan tanımının yeniden yapılmasının en fazla ihtiyaç duyulan adımlar arasında yer aldığını belirtti.
Muhabir: Dilhan Türker Yıldız




