Çocukların güvenle ders dinlemesi gereken sınıflar, öğretmenlerin hayatını kaybettiği, öğrencilerin yaralandığı saldırılarla gündeme geliyor. Akran ilişkilerinin yerini bazı olaylarda tehdit, aşağılama ve fiziksel şiddet alıyor.

Velilerin kaygısı artık yalnızca ders başarısı değil. Çocuğunun okulda korunması, zorbalığa uğradığında sesinin duyulması ve eve sağ salim dönmesi, eğitimin en temel meselesi hâline geliyor.

Ortada ağır bir tablo var. Bu tablo karşısında eğitim yönetiminin başarısı, yayımlanan genelgelerin sayısıyla ölçülemez. Asıl ölçü, o genelgelerin kaç çocuğu koruduğudur.

Saldırı Okul Ders Eğitim (3)

UNUTULAMAYACAK SALDIRILAR, YAPILMAYAN İSTİFALAR!

7 Mayıs 2024’te İstanbul Eyüpsultan’da okul müdürü İbrahim Oktugan, okulda uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. 2 Mart 2026’da İstanbul Çekmeköy’de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, görev yaptığı lisede saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Bu kayıplar, öğretmenlerin kendi çalışma ortamlarında dahi korunamadığını gösterdi.

14 Nisan 2026’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, eski bir öğrencinin liseye düzenlediği silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Bir gün sonra Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen saldırı ise çok daha ağır bir yıkım bıraktı. Başsavcılığın temmuz ayında açıkladığı bilgilere göre bir öğretmen ve dokuz öğrenci hayatını kaybetti, 15 öğrenci yaralandı.

Saldırı Okul Ders Eğitim (2)

28 Eylül 2026’da Osmaniye’de öğretmen Mehmet Bilgili’nin okul bahçesinde silahlı saldırıyla öldürülmesi de okul güvenliğinin hâlâ yakıcı bir sorun olduğunu hatırlattı. MEB açıklamasına göre saldırıyı gerçekleştiren kişinin öğretmenin yeğeni olduğu öğrenildi. Her olayın nedeni farklı olsa da ortak gerçek aynı: Eğitim alanları ölümcül şiddetten korunamıyor.

BİR ÇOCUĞUN ACISI NASIL SEYİRLİK OLUYOR?

Mayıs 2025’te Ankara Sincan’da 12 yaşındaki bir kız öğrenci, bir grup okul arkadaşı tarafından parkta darbedildi. Olay telefon kamerasıyla kaydedildi; ailenin şikâyeti üzerine polis çalışma başlattı. Aralık 2025’te Şırnak’ın İdil ilçesinde de okul çıkış saatinde bir çocuk, bir grup tarafından tekme ve yumruklarla saldırıya uğradı.

Bu olaylar karşısında “Çocuklar arasında olur” diyerek geçiştirilecek hiçbir şey yok. Şiddeti uygulamak kadar, bir arkadaşının acısını görüntüye dönüştürmek de üzerinde durulması gereken ciddi bir mesele.

TÜKD Hatay’dan Önyargıları Yıkan Proje: Türkiye’ye Örnek Oldu!
TÜKD Hatay’dan Önyargıları Yıkan Proje: Türkiye’ye Örnek Oldu!
İçeriği Görüntüle

Ne oldu bize? Bir çocuğun korkusu karşısında yardım istemek yerine telefonunu çıkaran anlayış nasıl oluştu? Başkasını aşağılamanın güç gösterisine dönüştüğü yerde, yetişkinlerin ve eğitim kurumlarının sorumluluğu nerede başlıyor?

Saldırı Okul Ders Eğitim (1)

ÖNLEMLER VAR; KORUMA NEDEN YETMİYOR?

Güvenlik konusunda düzenleme yapılmadığını söylemek doğru değil. İçişleri Bakanlığının 25 Nisan 2026 tarihli genelgesinde kamera sistemleri, kontrollü giriş çıkış, eşya kontrolü, okul çevresinde devriye, risk değerlendirmeleri ve çocukların silahlara erişiminin önlenmesi gibi tedbirler yer aldı.

MEB de okulun özelliklerine göre dedektör ve X-ray cihazları dâhil fiziki tedbirlerin değerlendirilmesini, dijital risklerin izlenmesini ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesini açıkladı. Bunlar, bütün okullarda aynı donanımın kurulduğu anlamına gelmiyor; açıklanan tedbirlerin sahadaki karşılığının ayrıca denetlenmesi gerekiyor.

Bir çantadaki silahı tespit etmek hayati önem taşıyor. Ancak o silahın çocuğun eline nasıl geçtiğini ve şiddete giden sürecin neden durdurulamadığını sorgulamak da aynı derecede zorunlu.

Saldırı Okul Ders Eğitim (4)

UYARI YAPILMIŞSA, SONRASI NEDEN TAKİP EDİLMİYOR?

Kahramanmaraş saldırısına ilişkin iddianamede, öğrencinin rehberlik servisinde farklı yıllarda toplam 32 bireysel görüşmeye katıldığı; aileye psikolojik destek ve hastane başvurusu yönünde bildirimler yapıldığı, ancak önerilen başvuruların gerçekleştirilmediği belirtildi. Evdeki silahların kolay erişilebilir biçimde tutulduğu değerlendirmesi de iddianamede yer aldı. Bunlar yargılama konusu olan savcılık tespitleri.

Bu bilgiler, rehberlik çalışmalarının yalnızca görüşme yapmak ve bildirim göndermekle tamamlanamayacağını ortaya koyuyor. Uyarının ardından çocuk gerekli desteğe ulaştı mı? Aile başvurmadığında hangi kurum devreye girdi? Riskin devam ettiği nasıl izlendi?

Çocuğu koruyan sistem, bu soruların cevabını verebilmelidir.

Saldırı Okul Ders Eğitim (5)

EĞİTİM, ÇOCUĞUN DUYGULARINI DA GÖRMEK ZORUNDA

Bütün çocukları “duygusuz” ilan etmek kolaycılık olur. Asıl sorgulanması gereken, çocukların duygularını fark eden ve yardım ihtiyaçlarına zamanında karşılık veren bir düzen kurulup kurulamadığıdır.

Başarıyı not, sıralama ve sınav sonucuna indirgeyen eğitim anlayışı ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Bir öğrenci yüksek puan alırken arkadaşını aşağılıyorsa, başka bir öğrenci korkusundan okula gitmek istemiyorsa, eğitimde başarıdan söz ederken neyi ölçüyoruz?

Empati, öfkeyle baş etme, anlaşmazlıkları şiddete başvurmadan çözme ve yardım isteme becerileri, eğitimin merkezinde yer almalıdır. Bunları birkaç etkinliğe sıkıştırıp ardından yalnızca sınav sonuçlarına bakmak, çocuğun hayatını eksik okumaktır.

Şiddetin tek nedeni eğitim sistemi değildir. Ailenin sorumluluğu, silahlara erişim, sosyal çevre ve dijital mecralar da değerlendirilmelidir. Ancak bu çok yönlü tablo, eğitim yönetiminin hesap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

DERİN ÇATLAK, AÇIKLAMALARLA KAPANMAZ

Her saldırıdan sonra başsağlığı mesajı yayımlamak, toplantı yapmak ve yeni tedbir açıklamak çocukların güvenliğini tek başına sağlayamaz. Rehberlik desteğinin erişilebilir olması, zorbalık şikâyetlerinin takip edilmesi, öğretmenlerin korunması ve risk bildirimlerinin sonuçlandırılması gerekir.

Eğitim sistemindeki derin çatlak, çocukların korkusunda, duyulmayan yardım çağrılarında ve okul kapısına taşınan şiddette görünür hâle geliyor.

Muhabir: Haber Merkezi