Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne açıklarında 30 Ağustos 2026’da batan Filo Jet yolcu gemisine ilişkin soruşturmada ortaya çıkan bulgular, facianın öncesindeki güvenlik uygulamalarını tartışmaya açtı. Arama çalışmalarında 27 kişinin cansız bedenine ulaşılırken, son kayıp olan 3 yaşındaki Anni Asel Hilaloğlu için bekleyiş sürüyor.
Girne’den Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden gemi, kısa süre sonra ön bölümünden su almaya başlamış ve limana dönmeye çalışırken batmıştı. Hatay’a da cenazelerin geldiği faciada, artık yalnızca batış anının değil, geminin hangi koşullarda sefere çıkarıldığının aydınlatılması gerekiyor.
KARA KUTUDA BATIŞ GÜNÜNÜN KAYDI YOK
Girne Kaza Mahkemesi’nin 9 Ekim’deki duruşmasında, geminin “kara kutusu” olarak bilinen Seyir Veri Kaydedicisi’nin (VDR) batıştan iki gün önce kayıt yapmayı durdurduğu açıklandı.
Tahkikat polisi Mehmet Mannaş’ın mahkemeye aktardığına göre, 28 Ağustos saat 20.39’da kaptan köşkünde ayak sesi duyuldu; ardından ses kaydı kesildi. Bu nedenle 30 Ağustos’taki facia gününe ilişkin kayıtlara ulaşılamadı.
Cihazın neden sustuğu, o sırada gemide kimlerin bulunduğu ve olayın sorumluları araştırılıyor. Kayıtların kesilmesinin kasıtlı bir müdahaleden kaynaklanıp kaynaklanmadığı henüz kesinleşmiş değil.
ARIZALAR KONUŞULMUŞ: SEFER GÜVENLİĞİ NEDEN SAĞLANAMADI?
Mahkemeye aktarılan önceki kayıtlarda geminin sezonu tamamlayamayacağına ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra jeneratör arızası, dalgalı havalarda su alma ve bakım harcamaları hakkında konuşmalar bulunduğu belirtildi.
Şirketin gemiyi satacağına ilişkin ifadeler de soruşturma kapsamında inceleniyor. Konuşmaların kimler arasında geçtiği ve teknik sorunlarla bağlantısı araştırılırken, temel soru giderek ağırlaşıyor: Bu sorunlardan kimler haberdardı ve yolcuların güvenliği için hangi işlemler yapıldı?
HATAY’DA KARDEŞLER YAN YANA TOPRAĞA VERİLDİ
Facianın acısı Reyhanlı ve Samandağ’da da yaşandı.
Hayatını kaybeden 6 yaşındaki Mehmet Asaf Biçer, 30 Eylül’de Reyhanlı Asri Mezarlığı’nda defnedildi. Aynı faciada yaşamını yitiren 12 yaşındaki ablası Saliha Miray Biçer ise 9 Ekim’de kardeşinin kabrinin yanına toprağa verildi.
51 yaşındaki Nihat Pancar’ın cenazesi de Samandağ ilçesine bağlı Yaylıca Mahallesi’nde defnedildi. Evli ve bir çocuk babası Pancar’ın yakınları ile Biçer ailesi, facianın Hatay’da bıraktığı ağır kaybın tanıkları oldu.
SON KAYIP ÇOCUK BULUNAMADI
Son haberlerde, naaşına henüz ulaşılamayan kişinin 3 yaşındaki Anni Asel Hilaloğlu olduğu bildirildi. Eşini kaybeden baba Salim Hilaloğlu, kızının bulunması için yetkililere çağrıda bulundu.
Ailenin bekleyişi sürerken, özel donanımlı arama gemisinin görevini tamamlaması, bundan sonraki aramaların nasıl yürütüleceği sorusunu da gündeme getirdi.
OPTIMUS PRIME GÖREVİNİ TAMAMLADI, ARAMALAR SÜRECEK
Başbakan Ünal Üstel, 10 Ekim’de Optimus Prime gemisinin çalışmalarını tamamladığını ve İstanbul’a döneceğini açıkladı. Son kayıp için Sahil Güvenlik ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Derinsu firması yetkilisi Okan Taktak ise potansiyel arama alanlarının tarandığını, daha fazla taranabilecek alan kalmadığı değerlendirmesiyle görevlerini tamamladıklarını söyledi.
Dolayısıyla tüm aramaların durdurulduğu açıklanmış değil. Ancak bir çocuğa hâlâ ulaşılamamışken, sonraki aramaların kapsamının ve kullanılacak imkânların ailelere açıkça anlatılması gerekiyor.
DOKUZ ZANLI TUTUKLU: DENETİM SORUMLULUĞU DA ARAŞTIRILIYOR
Mahkeme, şirket direktörü, kaptanlar, makinistler ve mürettebat üyelerinden oluşan dokuz zanlının tutukluluğunu yedi gün uzattı. Zanlılar hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme suçlaması bulunuyor.
Gemideki önceki hasar ve tamirat, teknik bildirimler, denetimler ve sefer güvenliği prosedürleri de soruşturuluyor. Şirket üzerinden açılan bazı e-posta hesaplarına erişilemediği ve hakkında yakalama emri bulunan kişilerin arandığı mahkemeye aktarıldı.

Kara kutu neden sustu? Arızalara karşı hangi önlemler alındı? Tamiratlar kimlerin bilgisiyle yapıldı? Denetim zinciri nerede aksadı?
Hatay’da evlatlarını ve yakınlarını toprağa veren aileler ile kayıp çocuğunu bekleyen bir babanın karşısında, bu soruların her biri somut yanıt bekliyor. Soruşturmanın ortaya çıkaracağı sorumluluklar, yalnızca geminin son seferini değil, o sefere kadar alınan bütün kararları kapsamalı.







