Okullar ve kreşlerde yakın temas, ortak oyuncaklar ve el hijyeninin yeterince sağlanamaması, el-ayak-ağız hastalığının yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Hataylı velilerin de çocuklarındaki belirtileri takip etmesi ve hastalık şüphesinde sağlık kuruluşuna başvurması önem taşıyor.
Basına yansıyan uzman değerlendirmelerinde, poliklinik ve acil servislerde başvuruların arttığı bildiriliyor. Ancak bu haberlerde Hatay’a özel doğrulanmış vaka sayısı veya artış oranı bulunmuyor.
ATEŞ VE AĞIZ YARALARIYLA BAŞLAYABİLİYOR
Uzmanların bilgilendirmelerine göre el-ayak-ağız hastalığı, özellikle küçük çocuklarda görülen bulaşıcı bir viral enfeksiyon. Ateş, boğaz ağrısı ve iştahsızlığın ardından ağız içinde ağrılı yaralar; avuç içlerinde, ayak tabanlarında ve bazen kalça bölgesinde döküntüler oluşabiliyor.
Ağız yaraları nedeniyle çocukların yemek yemeyi ve su içmeyi reddetmesi, ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca sorunlardan biri. Hastalık çoğunlukla hafif seyretse de belirtilerin değerlendirilmesi ve tanının konulması için hekim muayenesi gerekiyor.
DÖKÜNTÜYE BAKARAK TANI KOYMAYIN
Ateş ve döküntü, farklı hastalıklarda da görülebiliyor. Bu nedenle belirtileri yalnızca suçiçeği, alerji veya el-ayak-ağız hastalığı olarak yorumlayıp tedaviyi geciktirmemek gerekiyor.
Uzmanlar, ağız yaralarının yeri ve döküntülerin dağılımının tanıda yol gösterici olduğunu belirtiyor. Çocuğun genel durumu ve muayene bulguları birlikte değerlendiriliyor.
BELİRTİLER GEÇSE BİLE BULAŞ DEVAM EDEBİLİR
Hastalık; tükürük ve burun salgıları, kabarcıklardaki sıvı, kirlenmiş yüzeyler ve dışkıyla temas üzerinden bulaşabiliyor. Bulaştırıcılık genellikle hastalığın ilk haftasında daha yüksek oluyor.
Belirtiler düzeldikten sonra da virüsün günlerce veya haftalarca yayılabilmesi nedeniyle tuvalet ve bez değişimi sonrasında ellerin sabunla yıkanması büyük önem taşıyor.
TEDAVİDE SIVI ALIMI ÖNEM TAŞIYOR
El-ayak-ağız hastalığını doğrudan ortadan kaldıran özel bir ilaç bulunmuyor. Tedavi, ağrı ve ateşin hafifletilmesine, yeterli sıvı alınmasına ve çocuğun rahatlatılmasına dayanıyor.
Ağız yaraları nedeniyle sıvı tüketimi azalan çocukların yakından izlenmesi gerekiyor. İlaç kullanımı ise çocuğun yaşına ve sağlık durumuna göre hekim önerisiyle düzenlenmeli.
BU BELİRTİLERDE SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURUN
Çocuğun sıvı içememesi, idrarının belirgin azalması veya susuzluk şüphesi oluşması durumunda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalı. Üç günden uzun süren ateş de hekim başvurusunu gerektiriyor.
OKULA DÖNÜŞ İÇİN ÇOCUĞUN DURUMU DEĞERLENDİRİLMELİ
Ateşi olan ve derslere katılabilecek kadar iyi hissetmeyen çocuklar evde dinlendirilmeli. Okula veya kreşe dönüşte ateşin bulunmaması, genel durumun düzelmesi ve ağız yaralarına bağlı kontrol edilemeyen salya akışının olmaması dikkate alınıyor.
Hataylı velilerin, tanı konulması halinde okul veya kreş yönetimini bilgilendirmesi; dönüş zamanını hekim önerisi ve varsa yerel sağlık birimlerinin talimatları doğrultusunda belirlemesi gerekiyor.




