Marmara Denizi’nde meydana gelen küçük ölçekli depremler dikkatleri yeniden Adalar Fayı’na çevirdi. Prof. Dr. Osman Bektaş, fayın derin kesimlerinde yavaş sürünme yaşanabileceğini belirterek mikrodepremlerin enerji boşalmasına işaret edebileceğini söyledi. Bektaş, “Şu an paniğe kapılmaya gerek yok” mesajı verdi.

Marmara Denizi’nin Adalar açıklarında kaydedilen mikrodeprem hareketliliği, İstanbul ve çevresindeki vatandaşlarda tedirginliğe neden oldu. AFAD verilerini değerlendiren Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgede meydana gelen depremlerin Adalar Fayı’nın derin kesimlerindeki hareketlerle bağlantılı olabileceğini ifade etti.

Adalar Fayı’nda iki deprem kaydedildi

AFAD verilerine göre 19 Ağustos’ta saat 16.00 civarında Adalar Fayı üzerinde 2,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yaklaşık 10 kilometre derinlikte kaydedilen depremin ardından saat 17.03’te Marmara Denizi’nde 2,6 büyüklüğünde bir sarsıntı daha yaşandı.

Yalova ve çevresinde de hissedildiği belirtilen ikinci depremin derinliği 6,86 kilometre olarak açıklandı.

Fayın derin kesimlerinde “creep” ihtimali

Mikrodeprem hareketliliğini değerlendiren Prof. Dr. Osman Bektaş, depremlerin yaklaşık 10-13 kilometrelik derinlik bandında yoğunlaşmasına dikkat çekti.

Bektaş’a göre bu hareketlilik, fayın derin kesimlerinde “creep” olarak adlandırılan yavaş sürünme hareketinin yaşanıyor olabileceğini düşündürüyor. Söz konusu hareket sırasında fay, biriktirdiği enerjinin bir bölümünü küçük kırılmalar yoluyla boşaltıyor olabilir.

Bu değerlendirmenin bilimsel bir olasılık olduğunu vurgulayan Bektaş, Adalar Fayı’nın üst kesimlerinin kilitli, derin bölümlerinin ise yavaşça hareket ediyor olabileceğinin araştırılması gerektiğini belirtti.

San Andreas Fayı ile benzerliği araştırılmalı

Prof. Dr. Bektaş, Adalar Fayı’ndaki hareketliliğin ABD’de bulunan San Andreas Fayı’nın derin kesimlerinde gözlenen sürünme davranışıyla benzerlik taşıyabileceğini ifade etti.

Okullara 30 Bin Personel Alımı: TYP Başvuruları Nasıl Yapılacak?
Okullara 30 Bin Personel Alımı: TYP Başvuruları Nasıl Yapılacak?
İçeriği Görüntüle

Bu ihtimalin bilimsel çalışmalarla ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirten Bektaş, 2013 yılında yayımlanan araştırmaların da Adalar Fayı’nın yaklaşık 10 kilometreden sonraki bölümlerinde mikrodeprem yoğunlaşmasına işaret ettiğini aktardı.

1963 Adalar depremini hatırlattı

Bektaş, değerlendirmesinde 1963 yılında Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki Adalar depremini de hatırlattı. Geçmişte yaşanan bu depremin, bölgedeki fay davranışının araştırılması açısından önemli veriler sunduğunu kaydetti.

Ancak mevcut mikrodepremlerin yakın zamanda büyük bir deprem meydana geleceği anlamına gelmediğinin altını çizdi.

“Mikrodepremler her zaman büyük depremin habercisi değildir”

Vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Osman Bektaş, küçük depremlerin her zaman büyük bir depremin öncüsü olarak yorumlanamayacağını söyledi.

Bektaş, bölgedeki hareketlilik hakkında şu değerlendirmede bulundu:

“Fay, yoğun mikrodepremlerle enerjisinin bir bölümünü harcıyor olabilir. Mikrodepremler her zaman büyük bir depremin habercisi değildir; bazen fayın enerjiyi nasıl boşalttığını gösterir. Şu an paniğe kapılmaya gerek yok.”

Uzmanlar, küçük sarsıntılardan hareketle büyük bir depremin zamanı veya büyüklüğü hakkında kesin tahminde bulunulamayacağını hatırlatıyor. Marmara’daki hareketliliğin bilimsel kurumların güncel verileri üzerinden takip edilmesi ve vatandaşların resmî açıklamalara itibar etmesi önem taşıyor.

Muhabir: Murat Şamlı