Kıymacı, 6 Şubat depremlerinin ardından çok sayıda ailenin hâlen konteynerlerde yaşadığını, bazı çocukların ise eğitimlerini sürdürebilmek için farklı ilçelerdeki dede, amca veya diğer yakınlarının yanında kalmak zorunda olduğunu belirtti. İl Başkanlığına ulaşan başvurularda; babasını kaybetmiş, annesiyle birlikte konteynerde yaşayan ve düzenli geliri bulunmayan çocukların başka bir ilçede yaşayan yakınlarının yanında kalarak okula devam etmek istediklerinde adres ve kayıt engeliyle karşılaştıklarının ifade edildiğini aktaran Kıymacı, bu ailelerden annenin de aynı adrese taşınmasının istendiğine yönelik şikâyetler bulunduğunu söyledi. Kıymacı, “Deprem bir ailenin yalnızca evini yıkmadı. Aile düzenini, geçim imkânlarını ve çocukların eğitim hayatını da değiştirdi. Bugün bir anne konteynerde yaşarken çocuğunu servis ücretini karşılayamadığı için dedesinin veya amcasının yanında okutmak zorunda kalabilir. Bu gerçeklik görmezden gelinerek her aileye olağan dönem şartları uygulanamaz.” dedi.
MEB DÜZENLEMESİ AKRABA YANINDA KALAN ÖĞRENCİYİ DIŞLAMIYOR
Millî Eğitim Bakanlığının 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı için yayımladığı usul ve esaslara göre resmî ilkokul ve ortaokullardaki kayıt ve nakil işlemleri, MERNİS’teki yerleşim yeri adres bilgileri üzerinden yapılıyor. Birlikte oturma gerekçesiyle muvafakatli adres bildirimi yapılan ve adresi 1 Nisan 2026’dan sonra değiştirilen öğrenciler adres doğrulama sürecine alınıyor. Bu süreçte ailelerden elektrik, su veya doğal gaz faturası ile Yerleşim Yerinde Oturanlar Belgesi ve Tarihçeli Yerleşim Yeri Belgesi istenebiliyor. Düzenlemede, öğrencinin birinci, ikinci veya üçüncü derece akrabalarının yanında yaşadığının Yerleşim Yerinde Oturanlar Belgesi ile kanıtlanması durumunda adres doğrulamasının tamamlanacağı belirtiliyor.
Kıymacı, bu hükme dikkat çekerek şunları söyledi: “Dede ikinci, amca ise üçüncü derece akrabadır. Çocuğun bu akrabalarının yanında gerçekten yaşadığı resmî belgeyle ortaya konulabiliyorsa kayıt işleminin önüne yeni engeller çıkarılmamalıdır. MEB’in yayımladığı esaslarda annenin de mutlaka çocukla aynı adreste ikamet etmesi gerektiğine ilişkin açık bir şart bulunmamaktadır. Hatay’daki okul idareleri arasında farklı uygulamalar varsa İl Millî Eğitim Müdürlüğü derhâl açıklayıcı ve bağlayıcı bir bilgilendirme yapmalıdır.”
KÂĞIT ÜZERİNDEKİ ADRESE DEĞİL ÇOCUĞUN GERÇEK HAYATINA BAKILMALI
Deprem bölgesinde adres kayıtlarının sıradan şehirlerdeki şartlarla değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kıymacı, yıkılan konutlar, konteyner yaşamı, ilçeler arasında parçalanmak zorunda kalan aileler ve artan ulaşım giderlerinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kıymacı, “Bir çocuğun okula ulaşabilmesi için her gün yüksek servis ücreti ödemek zorunda kalan, hiçbir geliri bulunmayan ve konteynerde yaşayan bir anneye yalnızca adres belgesi gösterilemez. Kamu idaresinin görevi çocuğu sistemin dışına itmek değil, eğitim hakkına ulaşmasını sağlamaktır. Kâğıt üzerindeki adrese değil, çocuğun gerçek yaşam şartlarına da bakılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
SURİYELİ ÇOCUKLARIN KAYIT SORUNLARI DA ARAŞTIRILMALI
Hatay’da yaşayan Suriyeli ailelerden de çocuklarını okula kaydettirme konusunda kimlik, adres kaydı, denklik ve okul yönlendirmesi kaynaklı sorunlar yaşadıklarına ilişkin şikâyetler geldiğini belirten Kıymacı, hiçbir çocuğun bürokratik belirsizlik nedeniyle eğitim dışında bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Geçici koruma altındaki çocukların ücretsiz temel ve ortaöğretime erişim hakkı bulunduğunu hatırlatan Kıymacı, geçerli geçici koruma kimliği bulunan ailelerin en yakın okul veya ilçe millî eğitim müdürlüğüne başvurabildiğini söyledi. Kıymacı, “Türk veya yabancı ayrımı yapmaksızın Hatay’da yaşayan hiçbir çocuk okul dışında kalmamalıdır. Kimlik, adres veya denklik belgesinde eksiklik bulunan ailelere yalnızca ret cevabı verilmemeli; sorunun hangi kurumda ve nasıl çözüleceği açıkça anlatılmalıdır. Dil engeli yaşayan aileler için de anlaşılır bilgilendirme yapılmalıdır.” dedi.
HATAY İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE ÇAĞRI
Anahtar Parti Hatay İl Başkanı Nazmi Kıymacı, Hatay İl Millî Eğitim Müdürlüğüne şu çağrılarda bulundu: “Deprem nedeniyle konteynerlerde yaşayan veya yakınlarının yanında kalmak zorunda olan öğrenciler için ilçe bazında özel inceleme komisyonları kurulmalıdır. Dede, amca ve diğer yakınlarının yanında fiilen yaşayan öğrencilerin başvuruları MEB’in yayımladığı akrabalık hükümleri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Anne veya yasal velinin çocukla aynı adreste bulunmasının hangi mevzuat hükmüne dayanılarak istendiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Okul müdürlükleri arasında farklı uygulamalar varsa bunlar giderilmelidir. Adres nedeniyle kaydı yapılamayan, kura ile başka okullara gönderilen veya kayıt süreci uzayan öğrenci sayısı ilçe bazında açıklanmalıdır. Konteyner kentlerde yaşayan ve uzak mesafedeki okullara gitmek zorunda kalan dar gelirli öğrenciler için ücretsiz taşıma veya servis desteği sağlanmalıdır. Geçici koruma altındaki çocukların kayıt işlemleri için Türkçe ve Arapça bilgilendirme masaları oluşturulmalı; kimlik, adres veya denklik sorunu yaşayan aileler ilgili kurumlara yönlendirilmelidir.” Kıymacı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Hatay’ın çocukları depremde zaten ağır bedeller ödedi. Şimdi onları bir adres kaydı, servis ücreti veya kurumlar arasındaki uygulama farklılığı nedeniyle eğitimden uzaklaştırmak yeni bir mağduriyet oluşturur. Beklentimiz kuralların kaldırılması değil; deprem bölgesinin gerçekleri dikkate alınarak adil, açık ve çocukların üstün yararını esas alan biçimde uygulanmasıdır.”


