Malatya’nın Akçadağ ilçesinde 23 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 10.26’da meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki deprem, Doğu Anadolu Fay Zonu üzerindeki hareketliliği yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı verilerine göre sarsıntı, yerin yaklaşık 11,46 kilometre derinliğinde kaydedildi. Deprem Malatya’nın yanı sıra çevre ilçelerde de hissedilirken ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.
Depremin ardından yer bilimciler, sarsıntının hangi kırık üzerinde meydana geldiği ve bölgedeki büyük fayları etkileyip etkilemediği konusunda farklı değerlendirmelerde bulundu.
Naci Görür: Malatya Fayı tetiklenseydi daha büyük deprem olurdu
Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Akçadağ’ın Dümüklü bölgesinde meydana gelen depremin sığ olduğunu ve levha içi özellik taşıyan Malatya Fayı’nın yakınında gerçekleştiğini belirtti.
Görür, açıklamasında Malatya Fayı’nın doğrudan tetiklenmediğini ifade ederek fayın harekete geçmesi durumunda 7’nin üzerinde büyüklüğe ulaşabilecek bir deprem meydana gelebileceğini dile getirdi.
Bu açıklama bazı yayınlarda “Malatya büyük bir depremi son anda atlattı” şeklinde yorumlandı. Ancak Görür’ün sözleri, 4,1 büyüklüğündeki depremin kesin olarak büyük bir depremi engellediği veya kentin son anda kurtulduğu anlamına gelmiyor.
Depremlerin başka bir fayı tetikleyip tetiklemediği; sarsıntının konumu, derinliği, mekanizması, faylar arasındaki uzaklık ve bölgedeki gerilme koşulları birlikte incelenerek değerlendirilebiliyor. Bir fayın ne zaman kırılacağının gün ve saat verilerek önceden bilinmesi ise mevcut bilimsel imkânlarla mümkün değil.
Ramazan Demirtaş’tan Pütürge iddialarına tepki
Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş ise Akçadağ’daki 4,1 büyüklüğündeki depremin, yaklaşık 70 kilometre uzaktaki Doğu Anadolu Fayı’nın Pütürge alt segmentiyle ilişkilendirilmesine karşı çıktı.
Demirtaş, sarsıntının “ölü Malatya-Ovacık Fayı” üzerinde değil, bu yapıyla bağlantısı bulunmayan kısa bir kırık üzerinde meydana geldiğini savundu.
Bazı çevrelerin her bölgesel deprem sonrasında “Pütürge segmenti kırılmadı, 6 ila 6,5 büyüklüğünde deprem üretebilir” yorumunu tekrarladığını belirten Demirtaş, bu görüşün sahadaki sınırlı yüzey deformasyonlarından hareketle kesin bir sonuç gibi sunulamayacağını ifade etti.
Demirtaş, tartışmalara ilişkin şu sert ifadeyi kullandı:
“Bu türküyü 6 Şubat 2023 depreminden bu yana söylüyorlar. Üç yıl bitti ama hâlâ aynı oyun havası devam ediyor.”
“Tetiklenmiş bağımsız deprem” değerlendirmesi
Demirtaş’a göre 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman ve çevresinde görülen sarsıntıların tamamı, ana fayın yeniden büyük bir deprem üretmeye hazırlandığı şeklinde yorumlanmamalı.
6 Şubat 2023 ile 23 Temmuz 2026 arasında, ana depremlerin geniş deformasyon alanında 4 ve üzeri büyüklükte toplam 202 deprem kaydedildiğini belirten Demirtaş, Akçadağ’daki son sarsıntıyı da “tetiklenmiş bağımsız deprem” olarak tanımladı.
Bu tanımlama, büyük depremin çevredeki ikincil veya daha kısa kırıklardaki gerilme dengesini değiştirerek yeni depremlere zemin hazırlayabileceği; ancak bu depremlerin mutlaka ana fayın devam eden artçıları olmadığı anlamına geliyor.
Doğu Anadolu Fayı’nda hareketlilik devam ediyor mu?
Doğu Anadolu Fay Zonu, Anadolu ve Arap levhaları arasındaki sınırı oluşturan yaklaşık 700 kilometre uzunluğunda, sol yönlü doğrultu atımlı ve çok sayıda segmentten meydana gelen aktif bir fay sistemidir.
6 Şubat 2023’te meydana gelen büyük depremlerde Doğu Anadolu Fayı, Narlı Fayı ve Sürgü-Çardak sistemi üzerinde yüzlerce kilometrelik kırılma oluştu. USGS tarafından yayımlanan uydu ve arazi verileri, iki büyük deprem sonucunda farklı faylar üzerinde toplam 500 kilometreden fazla yüzey kırığı geliştiğini ortaya koydu.
Bilimsel çalışmalar, 2023 depremlerinin tek ve düz bir fay parçasının kırılması biçiminde gerçekleşmediğini; çok sayıda segmentin, fay kavşağının ve ikincil kırığın karmaşık biçimde devreye girdiğini gösteriyor.
Bu nedenle Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay çevresinde görülen her küçük ve orta büyüklükteki depremi aynı fayın yeniden kırılacağına ilişkin doğrudan bir işaret olarak değerlendirmek bilimsel açıdan doğru değil. Bununla birlikte bölgede sismik hareketliliğin sürmesi, aktif fayların ve çevresindeki ikincil kırıkların sürekli takip edilmesini zorunlu kılıyor.
Hatay’da yalnızca DAF değil, farklı fay sistemleri bulunuyor
Hatay’ın deprem tehlikesi yalnızca Doğu Anadolu Fayı üzerinden değerlendirilmemeli.
Kent ve yakın çevresinde;
- Doğu Anadolu Fay Sistemi’nin güneybatı uzantıları,
- Ölü Deniz Fay Zonu,
- Amanos ve çevresindeki ikincil kırıklar,
- Antakya-Samandağ hattına yakın fay yapıları,
- İskenderun Körfezi çevresindeki deniz içi ve karasal faylar
birlikte değerlendirilmek zorunda.
Bu fayların her biri farklı uzunluğa, kayma hızına, deprem geçmişine ve kırılma davranışına sahip. Bir fay üzerindeki küçük deprem, onlarca veya yüzlerce kilometre uzaktaki başka bir fayın hemen kırılacağı anlamına gelmiyor.
Buna karşılık 2023 depremlerinin gösterdiği en önemli gerçeklerden biri, birbirine yakın ve geometrik olarak bağlantılı fay parçalarının bazı koşullarda art arda veya aynı deprem dizisi içerisinde kırılabilmesi oldu. Bilimsel modellemeler, 6 Şubat’taki ilk kırılmanın bir yan faydan başlayarak Doğu Anadolu Fayı’na sıçradığını ve birden fazla segment üzerinde ilerlediğini ortaya koydu.






