İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'İstanbul'un selatin camileri' isimli dosya haberinin bu bölümünde, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Fatih Camisi'nin Türk İslam medeniyetine katkıları ve önemi ele alındı.
- DOSYA: İstanbul'un Selatin Camileri
Bizans'ın büyük önem atfettiği On İki Havari Kilisesi'nin yerine kurularak şehrin siluetine Türk İslam medeniyetinin damgasını vuran cami, aynı zamanda yeni bir medeniyet anlayışının merkezi oldu.
İlk inşası dönemin mimarlarından Atik Sinan tarafından gerçekleştirilen Fatih Camisi, 1509'daki 'küçük kıyamet' olarak anılan depremde hasar gördü, 1766'daki büyük depremde ise ana kubbesi tamamen çöktü.
Sultan III. Mustafa döneminde aynı yerde yeni bir plana göre yeniden inşa edilen, 1771 yılında ibadete açılan cami, o dönem klasik Osmanlı mimarisi özelliklerini taşımakla birlikte 18. yüzyıl barok üslubunun izlerini de barındırıyor.
Külliye, tam bir simetri anlayışıyla tasarlanırken ortasında caminin yer aldığı yapı topluluğu, medreseler, tabhane, darüşşifa, çarşı ve hamam gibi birimlerle kentin en önemli dini ve kültürel merkezlerinden biri haline geldi.
Caminin iki yanında yer alan, Osmanlı ilim hayatının temel taşları arasında gösterilen Sahn-ı Seman medreseleri, yüksek öğretim faaliyetlerinin kurumsallaşmasında önemli rol oynadı.
Tarihi Yarımada'nın önemli duraklarından biri olan Fatih Camisi, yıl boyunca binlerce turisti ağırlarken ramazan ayında ise etkinliklerle bölgeyi hareketlendirecek bir çekim merkezi olma özelliğini sürdürüyor.
İstanbul'un ilk selatin camisi
Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, AA muhabirine, caminin fetih sonrası inşa edildiğini söyledi.
Saygılı, caminin Fatih Sultan Mehmet'in kenti fethettikten sonra yaptırdığını belirterek, 'Aynı zamanda da İstanbul'un ilk selatin camisi, ilk külliyesi, ilk eğitim kurumlarının oluştuğu yerdir. Fatih Sultan Mehmet, kenti fethettikten sonra ilk olarak politikası İstanbul'u şenlendirmekti. Yani baştan aşağıya bütün bir şehrin imarı, yeni külliyelerin inşası, paşalara bu tarz külliyelerin yapım emirleri verildi. Fakat en büyük, en önemli külliyeyi Fatih bizzat kendisi, İstanbul'un en önemli yerlerinden biri olan bu alana yaptırdı.' diye konuştu.
Fatih'in inşa ettirdiği bu külliyelerdeki medreselerin uzun yüzyıllar boyunca hem İstanbul'a hem de Osmanlı coğrafyasının dört bir yanına ulema, bürokrat ve hukuk insanı yetiştirdiğini aktaran Saygılı, Sahn-ı Seman'ın çevresinde farklı 8 medrese daha bulunduğunu dile getirdi.
Saygılı, Osmanlı mimarisinde, Süleymaniye, Şehzade ve Sultanahmet'te görülen merkezi kubbe anlayışının Fatih Camisi'yle başlayan bir süreç olduğunu kaydederek, 'Bu cami, maalesef 1766'daki Büyük İstanbul Depremi'nde büyük bir oranda yıkılır. Sultan III. Mustafa o dönem yerle bir olan İstanbul'u baştan aşağıya tekrar inşa etmek ister. Buna 1767 yılında Mimar Tahir Ağa'nın da katkısıyla birlikte Fatih Camisi ile birlikte başlanır. Bugün günümüzde Fatih Sultan Mehmet'in, Gazi Osman Paşa'nın, o dönemin Osmanlısı ve sonraki dönem bir kısım Cumhuriyet insanının da içinde yer aldığı haziresiyle beraber Fatih Camisi'nin ilim halkalarının hala devam ettiği önemli bir kültür mirası ve külliye olarak günümüzde hizmet vermeye devam etmektedir.' diye konuştu.
Aynı zamanda sıbyan mektebi ile birlikte pek çok türbe ve hazire alanını da bünyesinde barındıran caminin vakfının önemli bir konuma sahip olduğuna dikkati çeken Saygılı, şöyle devam etti:
'Günümüzde pek çok insanın Kapalıçarşı olarak bildiği merkez aslında Fatih Sultan Mehmet tarafından cevahir ve sandal bedestenleri için yapıldı. Vakıf geliri de bu yapıya bağışlanmıştır. Tabii ki sonraki dönemlerde yapının yangın dolayısıyla yok olmasından dolayı da arka tarafa bir yangın havuzu eklenmiştir. Şu an Fatih semtinin merkezini oluşturan bu yapı, etrafında Fatih döneminde Cerrahpaşa, Murat Paşa gibi çeşitli ufak paşa külliyeleriyle sıralı olsa da İstanbul'un ilk ve en önemli selatin camisi olarak Osmanlı döneminde de kılıç alaylarında veya padişahın cülus törenlerinden sonra ziyaret edilen en önemli duraklardan biri olmuştur.'
Ramazan etkinlikleri
Saygılı, ramazan dönemlerinde diğer selatin ve büyük camiler gibi burasının da önemli bir konuma sahip olduğunu anlattı.
İftar, sahur ve teravih vakitlerinde dolup taşan caminin yoğun ilgi gördüğünü vurgulayan Saygılı, 'Fatih Camisi aslında Osmanlı dönemindeki önemini ve ramazan günlerindeki o insanların iftar açıp namazlarını, teravihlerini kıldıkları bir yer olma işlevini hala sürdürmektedir. O bakımdan yaşayan bir cami, yaşayan bir kültür mirası, yaşayan bir Osmanlı ve İslam eseri olarak hala ayaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.
Muhabir: Rüveyda Mina Meral,Ali Osman Kaya





