Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı kürsü konuşmasında fon krizini, piyasaları denetleyen kurumların sorumluluğunu ve kamu kaynaklarının dağılımını gündeme taşıdı.

Tasfiyesine karar verilen fonun büyüklüğünün 800 milyar olduğunu belirten Kara, emekliye, işçiye, asgari ücretliye ve çiftçiye kaynak aktarılması taleplerine “Kaynak yok” yanıtı verilmesini eleştirdi. Kara, “Kaynak var ama yandaşa var, bize yok, halka yok” ifadelerini kullandı.

Fon Krizinde Sorumluluk ve Hesap Verme Çağrısı

Türkiye’nin geçmişte banker krizleri, 1990’lı yıllarda yüksek enflasyon ortamındaki faiz uygulamaları ve 2000’li yıllarda banka batışları yaşadığını hatırlatan Kara, Avrupa’daki yurttaşların duygularının istismar edildiği hayır kurumu skandallarına da değindi.

Yaşanan fon krizini bu örneklerle karşılaştıran Kara, mevcut sürecin en önemli farkının sorumluluk üstlenilmemesi olduğunu savundu. Herkesin geniş zaman kipiyle konuştuğunu söyleyen Kara, geçmişte kamuoyu baskısıyla kurumları hesap vermeye zorlayan mekanizmaların bulunduğunu, bugün ise bu mekanizmaların işlemediğini ileri sürdü.

“800 milyar” ve Yüzde 7 Açıklamasına Tepki

Kara, tasfiyesine karar verilen fonun büyüklüğünü “800 milyar” olarak ifade ederek Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın fonların toplamına ilişkin oranlar üzerinden yaptığı açıklamayı eleştirdi.

Söz konusu büyüklüğün tüm fonların yaklaşık yüzde 7’si olarak sunulmasının krizi küçük göstermeye yönelik olduğunu savunan Kara, rakamların arkasındaki sorumlulukların açıklanması gerektiğini dile getirdi.

Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını isteyen Hatay Milletvekili, emekliler, işçiler, asgari ücretliler, çiftçiler ve borçlu vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini vurguladı.

İstanbul’da Korkutan Deprem!
İstanbul’da Korkutan Deprem!
İçeriği Görüntüle

“Fon Krizinde Paralar Yurt Dışına mı Çıkarıldı?”

Konuşmasında piyasaları denetleyen kurumlara da seslenen Kara, fon kriziyle bağlantılı olarak adı geçen kişilerin paraları yurt dışına çıkarıp çıkarmadığını sordu.

Kara, krizle aynı dönemde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve diğer belediye başkanlarının gözaltına alındığını ileri sürerken, eski bir bakanın ifadeye çağrılmasına ilişkin süreci de eleştirdi. Sorumluluğun yalnızca para iadesiyle ortadan kaldırılamayacağını savunan Kara, yapılan işlemlerin hesabının halka verilmesi gerektiğini söyledi.

Varlık barışı düzenlemelerini de gündeme getiren Kara, 24, 36 veya 48 aylık aralıklarla çıkarıldığını belirttiği uygulamaların, kaynağı sorgulanmadan paranın yeniden ekonomiye sokulmasına hizmet ettiğini iddia etti.

İskenderun’daki Mahir Buğra Davasını Meclis’e Taşıdı

Nermin Yıldırım Kara, konuşmasının son bölümünde Hatay’ın İskenderun ilçesinde 1 Mayıs’ta MESEM kapsamında çalışırken yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mahir Buğra’nın ölümüne ilişkin yargı sürecine değindi.

Konuşmasında, bir önceki gün görülen duruşmada iki tutuklu sanığın serbest bırakıldığını belirten Kara, yaklaşık altı aylık tutukluluğun ardından verilen tahliye kararlarını kabul edilemez bulduğunu söyledi.

Sanık ifadesinde elektrik panosunda arıza ve kaçak bulunduğunun dile getirildiğini aktaran Kara, çocuğun tehlikeli bölüme elle temas etmesine izin verildiğini ileri sürerek olayın sorumlularının hesap vermesini istedi.

Akın Gürlek’e de seslenen Kara, “16 yaşındaki çocuğun ölümünün sebebi kim, bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.

Konuşmanın Ardından Davada Yeni Gelişme

Kara’nın tahliye kararlarına yönelik eleştirilerinin ardından davada yeni bir gelişme yaşandı. BirGün’ün haberine göre, 7 Ekim 2026’daki ilk duruşmada tahliye edilen iki sanık hakkındaki karara savcılık ve aile avukatları itiraz etti. İtirazı değerlendiren İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tahliye kararını kaldırarak sanıklar hakkında tutuklama ve yakalama kararı verdi.

Muhabir: Asi Gazetesi