ANKARA (AA) - '3 F-15 uçağının Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından yanlışlıkla düşürüldüğü'ne yönelik açıklama, dost-düşman tanıma sistemlerinin (IFF) bu denli gelişmiş olduğu bir dönemde bu tür bir olayın nasıl meydana geldiğine ilişkin soruları beraberinde getirdi.

Savunma analisti Arda Mevlütoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, konunun çok katmanlı yapısına dikkati çekti.

Yapay zekanın savaş ortamında kullanımı hukuki soru işaretlerini büyütüyor
Yapay zekanın savaş ortamında kullanımı hukuki soru işaretlerini büyütüyor
İçeriği Görüntüle

IFF'nin esasen radyo frekans üzerinden yapılan bir mesaj alış verişi olduğunu ifade eden Mevlütoğlu, şöyle konuştu:

'Mesajı yani sorgulamayı gönderen tarafa bir bilgi sağlıyor. Bu bilginin gerçek zamanlı olarak diğer kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilmesi ve en nihayetinde sorgulanan hava aracının gerçekten 'dost' olup olmadığı tayin edilebilir. Ancak savaş alanının karmaşıklığı ve sisi içinde bu nihai bilgide her zaman için bir belirsizlik payı olacaktır; sorgulanan tarafın IFF sistemi düzgün çalıştı mı, düşman IFF şifrelerini kırıp bu iletişime müdahale etti mi ve benzeri gibi.'

'Her şey düzgün çalışmış olsa dahi...'

28 Şubat erken saatlerden bu yana İran'ın ve hatta Orta Doğu'nun neredeyse tamamında çok yoğun bir hava trafiği bulunduğuna dikkati çeken Mevlütoğlu, şunları kaydetti:

'Düzinelerce hatta yüzlerce muharip uçak, destek uçağı, muhtelif tiplerde insansız hava aracı ve kamikaze dron, seyir füzesi ve balistik füze aynı anda farklı irtifa ve hızlarda farklı yönlere uçuyorlar. Bu, kimin dost kimin düşman olduğunu takip etmeyi zorlaştıran bir unsur. İlaveten, İran'ın yoğun füze ve dron saldırıları nedeniyle hava savunma sistemini kullanan ve emir komutasında görev alan personel üzerinde de çok yoğun bir psikolojik baskı var. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, IFF ile ilgili her şey düzgün çalışmış olsa dahi dost bir uçağın vurulması mümkün olabilir.'

'Yüzde 100 engellemenin pratikte imkansıza yakın'

2020 yılında Ukrayna Hava Yollarına ait bir yolcu uçağının Tahran'da vurulmasını örnek olarak gösteren Arda Mevlütoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Kasım Süleymani'nin öldürülmesine misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine füze saldırısı gerçekleştiren İran, ABD'den bir karşı saldırı beklentisi içindeydi. O anki gerilim ve emir-komuta kopukluğu, hava resmine hakimiyette zafiyet ile birleşince büyük bir trajedi meydana geldi ve İran Tor M1 hava savunma sistemi yolcu uçağını vurarak düşürdü.'

Bu gibi durumları yüzde 100 engellemenin pratikte imkansıza yakın olduğunu vurgulayan Mevlütoğlu, zira savaş alanında hem elektronik harp hem de bu tür sistemlerin hata ve arıza olasılığının her zaman olduğunu belirtti.

Bahsedilen bilgi katmanlarının çoğaltılması, veri bağı sistemlerinin ve iletişim protokollerinin geliştirilmesinin bu tür durumların önüne geçmede etkili olacağını dile getiren Mevlütoğlu, şöyle devam etti:

'Ayrıca çokuluslu müşterek harekatlara yönelik olarak personelin harbe hazırlıklarının ve yetkinliklerinin aynı seviyeye gelmesi için ortak eğitim ve tatbikatların artırılması gereklidir. Eksik eğitim ve yetkinliğe sahip personel, müşterek harekat icra etme niyet ve motivasyonunu düşürecektir. Bu da askeri ve diplomatik sonuçlar doğurabilecek bir etkendir. Bu nedenle savunma sanayi işbirliğini, askeri eğitim ve ortak tatbikatlarla desteklemek her zaman hedeflenmelidir.'

'En ufak bir arıza veya karışıklık çok ciddi maliyetler getirebiliyor'

Tarihçi ve jeopolitik danışman, analist Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Barın Kayaoğlu da IFF kodlarının karşı tarafın hava unsurlarının 'sızma' ihtimaline karşı belirli aralıklarla güncellendiğini ama bu süreçte zaman zaman unsurlardan birinin eski kodlarla harekat sahasında olabildiğini söyledi.

Bu kodların 'manuel' kalarak güncellenmesi gerekirse riskin artacağına işaret eden Kayaoğlu, bu durumda da sistemin dost unsuru düşman olarak algılamasının kolaylaştığını belirtti.

Benzer bir olayın tekrarının önüne geçilmesine yönelik de değerlendirmede bulunan Kayaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

'IFF protokollerinin güncellenme süreci elden geçirilmeli ama buradan 'eşyanın tabiatı' problemi var. Onlarca hatta yüzlerce unsurun olduğu bir hava resminde en ufak bir arıza veya karışıklık çok ciddi maliyetler getirebiliyor. Bir de 40 yıldan fazladır en az 4 farklı muharip uçağı kullanan bir USAF var. F-15, F-16, F-22, F-35... Bunlar en çok kullanılanlar. Her birinin IFF transponderi aynı olsa bile uçakların arasındaki farklılıklar (başta ana üretici farklılıkları) hava savunma sistemleriyle anlaşmazlık riskini artırır. Vuranların Kuveyt hava savunma sistemleri olduğu belirtiliyor. O durumda IFF sistemleri arasında anlaşmazlık riski ciddi nispette artar.'

'Dost ateşinin' biraz 'eşyanın tabiatı' kaynaklı olduğuna değinen Kayaoğlu, 'Yeniden olabilir ama 1000 sortide bir kez olmasıyla 50 sortide 1 olması arasında fark var. İlki güven ve 'müşterek harekat yapabilmeyi' etkilemez ama vaka sayısı artarsa operasyonların yavaşlatılmasına sebep olabilir.' dedi.


Muhabir: Göksel Yıldırım

Kaynak: AA