İSTANBUL (AA) - ÖMER FARUK MADANOĞLU / MEHMET KARA - Filistinli elektrokimyasal kaplama uzmanı Doktor Usame Ude, 1964-1992 yıllarında Kubbetü's-Sahra'nın dış kaplamasında kullanılan alüminyum parçaları sanat eserlerine dönüştürerek direnişin sembolü haline getiriyor.
Ude, AA muhabirine, Mescid-i Aksa'nın ve İslami kimliğin korunmasında sanatın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Kubbetü's-Sahra'ya altın elektrokaplama yapma fikrini o dönem proje yöneticilerinden mühendis İsam Avad'a söylediğini belirten Ude, Avad'ın kendisine Ürdün'deki restorasyon komitesine gitmesi gerektiğini, sorumluluğun onlarda olduğunu söylediğini dile getirdi.
Ude, Ürdün'e giderek eski kaplamanın nasıl sökülmesi gerektiği ve birçok konuda sunum yaptığını anlatarak, 'Eski kaplamanın, yani Kubbetü's-Sahra'nın alüminyum kaplamasının sökülmesinden sonra kubbeye nasıl altın elektrokaplama yapılabileceğine dair hazırladığım çalışmayı onlara sundum. Bir çalışma verdim ve bundan sonra mübarek Mescid-i Aksa ile ilişkim başladı.' dedi.
- Alüminyumu sanata dönüştürüyor
Kubbetü's-Sahra'nın kubbesinin yapıldığı günden bu yana kurşun ve bakırla kaplandığına dikkati çeken Ude, 1964'ten 1992'ye kadar alüminyum kullanıldığını ifade etti.
Ude, alüminyumun kubbeyi yağmur ve benzeri çevresel koşullardan korumada etkili olmadığını aktararak, 'Bu nedenle alüminyumu çıkarmaları ve altın kaplama olacak şekilde yeni bir pirinç veya bakır kaplama yerleştirmeleri gerekiyordu.' diye konuştu.
Alüminyum kaplamalar sökülmeye başladığında bunların satılması halinde almayı aklına koyduğunu anlatan Usame, şunları söyledi:
'Çünkü bu çok eşsiz, çok önemli bir şey ve Kubbetü's-Sahra'nın ve Mescid-i Aksa'nın bir habercisi gibi kullanılabilir. Onun tamamen İslami karakterini kanıtlayabilir. Elhamdülillah, restorasyon komitesi satış ihalesini açtığında ihaleyi biz kazandık. Çünkü bu artık Mescid-i Aksa'nın içinde çok fazla yer kaplayan bir hurdalık malzemeydi. İhaleyi kazandık ve 29 Haziran 1995'te restorasyon komitesiyle anlaşmayı imzaladık. Bütün alüminyumu Ramallah'taki yerimize götürdük.' ifadelerini kullandı.
Ude, Kubbetü's-Sahra'nın alüminyumlarını sanat eserlerine dönüştürme fikrinde Berlin Duvarı'ndan esinlendiklerine işaret ederek, Almanya'daki insanların duvardan parçalar söktüğünü ve otantik eşya olarak kullandığını duyunca şaşırdığını vurguladı.
Kubbetü's-Sahra'ya ait bu istisnai malzemenin dünyaya bir mesaj olabileceği fikrinin ortaya çıktığına değinen Ude, şöyle devam etti:
'Bu malzeme, buranın Müslümanlara ve Araplara ait gerçek bir yer olduğunu, buranın Siyonistlerin veya buraya Tapınak Tepesi diyen Yahudilerin olmadığını anlatan bir mesaj olabilir. Aynı zamanda Mescid-i Aksa hakkında bir mesaj ve hatırlatıcı olabilir. Bu nedenle amaç, bunu satın almak ve ondan dünyanın dört bir yanına dağıtılabilecek eşsiz hatıra eşyaları üretmekti. Böylece Mescid-i Aksa'nın yüzyıllar boyunca sahip olduğu tarihi ve İslami karakteri kanıtlamak, bunun bize ait olduğunu ve artık başkalarına ait olmadığını göstermek.'
- İnsanlar büyük ilgi gösteriyor
İnsanların yaptığı eserlere sadece 'Mescid-i Aksa'dan bir hatıra eşya' olarak baktıklarını ama bu parçanın ne olduğunu anlatınca çok heyecanlandıklarını belirten Ude, 'Bunun, Kubbetü's-Sahra'nın bir parçası olduğunu öğrendiğinizde ilginizi çekiyor. Bunun manevi ve ruhani bir değeri var. Bu değer aracılığıyla Mescid-i Aksa'mıza ve İslam'a sadece teorik olarak değil, gerçek malzemeler aracılığıyla daha fazla güven ve bağlılık hissediyorsunuz.' şeklinde konuştu.
Usame Ude, bazı insanların bu parçanın çok pahalı olduğunu düşündüğüne değinerek, kendilerinin amacının bu levhaların veya hatıra eşyalarının aile içinde nesiller boyunca kalması olduğunun altını çizdi.
Ude, Mescid-i Aksa'ya ait orijinal malzemelerin giderek azaldığını vurgulayarak, 'Eşi benzeri görülmemiş bir yerden, Kubbetü's-Sahra'dan geliyor. Burası göklere en yakın yer. Miktarı sınırlı ve giderek azalıyor. Büyük ihtimalle günümüzde İslam dönemine ait en önemli koleksiyonluk sanat eserlerinden ve özgün hatıra eşyalarından biri.' dedi.
Kubbetü's-Sahra'nın alüminyumlarının sınırlı sayıda olduğunu da hatırlatan Ude, bu parçayı alan kişinin ileride çocuklarına ve torunlarına Mescid-i Aksa'dan bir parça gösterme şansı olduğunun altını çizdi.
Ude, Mescid-i Aksa ve Kudüs konusunda bunun gibi başka hiçbir çalışmanın yapılmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
'Bu malzeme, ona dokunmak bile ona dokunan herkes için bir berekettir. Hele ki bir insanın kalbine ve ellerine, buranın gerçek bir parçasının ulaşması. İşte bu nedenle olağanüstü derecede önemlidir. Bu bizim tarihimizin, kimliğimizin bir parçasıdır ve bütün dünyaya, bunun sahiplerinin biz olduğumuzu anlatan mesajımızı yansıtır. Biz uzaydan gelmedik ve 'Bu bizim' demedik; İsraillilerin yaptığı gibi. Dolayısıyla bu, bunun bizim tarihimiz olduğunu, bize ait olduğunu ve bizim bir parçamız olduğunu sanat aracılığıyla çok güzel ve eşsiz bir şekilde yansıtıyor ve kanıtlıyor.'




