Boşanma sonrasında ödenen süresiz nafakaya ilişkin yeni düzenleme tartışmaları devam ediyor. Nafaka süresinin evlilik süresine ve tarafların ekonomik durumuna göre yeniden belirlenmesini öngören farklı modeller gündeme gelirken, mevcut nafaka kararlarının geleceği de merak konusu oldu.
Hatay'da boşanma sürecinde bulunan veya nafaka ödeyen vatandaşları da ilgilendiren düzenleme tartışmalarında, kısa süreli evliliklerde nafaka hakkı, yıllardır devam eden ödemeler ve çocukların nafaka güvencesi öne çıkıyor.
TGRT Haber'de yer alan ve hukukçu görüşlerine dayanan değerlendirmelere göre 16 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan ilk taslakta nafaka süresinin en az üç yıl olması ve kural olarak evlilik süresinin yarısını aşmaması öngörüldü. Ancak çalışmanın daha sonra yeniden değerlendirmeye alınması nedeniyle henüz kesinleşmiş bir hesaplama yöntemi bulunmuyor.
Süresiz Nafaka Kalkacak Mı?
Türkiye'de süresiz nafakanın kaldırılmasına yönelik tartışmalar, boşanma sonrasında ekonomik desteğin ne kadar süreyle devam etmesi gerektiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve diğer eşten daha ağır kusurlu olmayan taraf, karşı tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası talep edebiliyor. Mevcut düzenlemede nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması zorunlu tutulmuyor.
Ancak süresiz nafaka, her durumda ömür boyu ödeme yapılacağı anlamına gelmiyor. Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde ödeme kendiliğinden sona eriyor. Bazı diğer koşullarda ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması mümkün olabiliyor.
Hukukçulara göre gündemdeki değişikliklerin temelinde, boşanma sonrasında ekonomik desteğe ihtiyaç duyan tarafın korunması ile nafaka ödeyen kişinin yükümlülüğünün daha öngörülebilir hâle getirilmesi bulunuyor.
2 Yıl Evli Kalan Kaç Yıl Nafaka Ödeyecek?
Yeni düzenleme tartışmalarında en çok merak edilen konulardan biri, nafaka süresinin evlilik süresine göre belirlenip belirlenmeyeceği oldu.
16 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan ilk taslakta nafaka süresinin en az üç yıl olması, kural olarak evlilik süresinin yarısını aşmaması ve hâkimin belirli ölçütleri dikkate alarak karar vermesi öngörüldü.
Ancak bu çalışma daha sonra yeniden değerlendirmeye alındı. Dolayısıyla iki yıl evli kalan kişinin iki yıl, on yıl evli kalan kişinin ise on yıl nafaka ödeyeceği şeklinde kesinleşmiş bir kural bulunmuyor.
Hukukçular, nafaka süresi belirlenirken yalnızca evlilik süresinin değil, tarafların gelir durumunun, çalışma imkânlarının, yaşının ve ekonomik ihtiyaçlarının da dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor.
6 Ay Evli Kalan Nafaka Alabilecek Mi?
Kısa süreli evliliklerde nafaka hakkının tamamen kaldırılıp kaldırılmayacağı da tartışılan başlıklar arasında yer alıyor.
Mevcut hukuk sisteminde evliliğin altı ay veya bir yıl sürmüş olması, tek başına yoksulluk nafakası alınmasına engel oluşturmuyor. Kanunda belirtilen koşulları taşıyan taraf, kısa süreli evlilik sonrasında da nafaka talebinde bulunabiliyor.
Gündeme gelen farklı modellerde kısa süreli evlilikler için asgari nafaka süresi belirlenmesi de değerlendirildi. Daha önce tartışılan seçeneklerden birinde beş yıllık asgari süre üzerinde durulduğu belirtildi.
Ancak bu öneri de kesinleşmiş bir düzenleme değil. Nafaka hakkının doğması ile ödemenin ne kadar devam edeceği, hukuken birbirinden ayrı konular olarak değerlendiriliyor.
Yıllardır Nafaka Ödeyenlerin Durumu Ne Olacak?
Yeni düzenlemenin yalnızca bundan sonra açılacak boşanma davalarını mı yoksa geçmişte verilen nafaka kararlarını da mı kapsayacağı henüz netleşmedi.
TGRT Haber'de aktarılan hukukçu değerlendirmelerine göre 16 Ekim'de gündeme gelen ilk taslakta devam eden davaların ve kesinleşmiş nafaka kararlarının da yeni sisteme uyarlanması öngörülüyordu.
Bu modelde geçmişte ödenen nafaka süresinin yeni hesaplanacak süreyle karşılaştırılması ve belirli geçiş dönemlerinin ardından bazı yükümlülüklerin sona ermesi değerlendirildi.
Ancak söz konusu taslağın 13. Yargı Paketi'nden çıkarılarak yeniden değerlendirmeye alınması nedeniyle geçmiş nafaka kararlarına ilişkin kesinleşmiş bir değişiklik bulunmuyor.
Hukukçular, olası bir düzenlemede hem nafaka yükümlülerinin hem de ekonomik desteğe ihtiyaç duyan kişilerin hukuki güvencelerinin korunması gerektiğine dikkat çekiyor.
İşsiz Kalan Kişinin Nafakası Kesilir Mi?
Nafaka ödeyen kişinin işsiz kalması veya gelirinin azalması durumunda mevcut ödemenin değiştirilip değiştirilemeyeceği de merak ediliyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi kapsamında tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği koşulların ortaya çıkması hâlinde nafakanın artırılması ya da azaltılması talep edilebiliyor.
Ancak işsiz kalmak veya gelir kaybı yaşamak, nafakanın kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmiyor.
Hukukçuların değerlendirmelerine göre mahkemeler, nafaka yükümlüsünün ekonomik koşullarını, mal varlığını, yeniden çalışma imkânını ve nafaka alan kişinin ihtiyaçlarını birlikte değerlendiriyor.
Ayrıca nafaka ödememek amacıyla gelirin gizlenmesi veya mal varlığının başka kişilere devredilmesi gibi durumlarda da ilgili hukuki mekanizmaların işletilebileceği belirtiliyor.
Kadınların Nafaka Hakkı Nasıl Korunacak?
Nafaka süresinin sınırlandırılmasına yönelik tartışmalarda, boşanma sonrasında ekonomik bağımsızlığını kazanmakta zorlanan kişilerin durumu da önemli bir başlık oluşturuyor.
Hukukçular, özellikle uzun yıllar evli kalmış, çocuk bakımını üstlenmiş veya evlilik süresince çalışma hayatından uzaklaşmış kadınların ekonomik güvencelerinin korunması gerektiğini vurguluyor.
İleri yaş, sağlık sorunları, mesleki yeterlilik, gelir düzeyi ve çalışma kapasitesi gibi koşulların nafaka süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği ifade ediliyor.
Bu nedenle gündemdeki modellerde hâkime bazı istisnai durumlarda nafaka süresini uzatma yetkisi tanınması da tartışılıyor.
Öte yandan yoksulluk nafakası yalnızca kadınlara tanınmış bir hak değil. Kanunda belirtilen koşulları sağlayan erkek eş de boşanma sonrasında nafaka talebinde bulunabiliyor.
Çocuk Nafakası Da Sınırlandırılacak Mı?
Yeni nafaka düzenlemesine ilişkin tartışmalarda çocuklar için ödenen iştirak nafakası ile eşe ödenen yoksulluk nafakasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik açıdan güçsüz duruma düşen eşin korunmasını amaçlarken iştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine yönelik bir yükümlülük oluşturuyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmakla yükümlü bulunuyor.
Hukukçular, yoksulluk nafakasının belirli bir süreyle sınırlandırılmasının çocuklar için ödenen iştirak nafakasının da aynı süre sonunda biteceği anlamına gelmediğini belirtiyor.
Ayrıca çocuğun ergin olduktan sonra eğitimine devam etmesi hâlinde, anne ve babanın ekonomik koşullarına bağlı olarak bakım yükümlülüğünün devam edebileceği ifade ediliyor.
Hatay'da Nafaka Alanları Ve Ödeyenleri De İlgilendiriyor
Süresiz nafakaya yönelik olası değişiklikler, Hatay'da boşanma sürecinde bulunan, nafaka alan veya nafaka ödeyen vatandaşları da ilgilendiriyor.
Özellikle evlilik süresine göre nafaka belirlenmesi, geçmişte verilen kararların yeniden değerlendirilmesi ve kısa süreli evliliklerde uygulanacak kurallar, yeni düzenleme tartışmalarının öne çıkan başlıklarını oluşturuyor.
Ancak nafaka süresine ilişkin yeni bir formül henüz kesinleşmedi. Bu nedenle mevcut nafaka kararlarının kendiliğinden sona ereceği veya evlilik süresine göre otomatik olarak değişeceği yönünde bir uygulama bulunmuyor.





