ANKARA (AA) - Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenecek, Dosya: Kelebek, Lisa Genova'nın 2007'de çıkan Unutma Beni (İngilizce özgün adı: Still Alice) adlı çok satan romanından Christine Mary Dunford tarafından sahneye uyarlandı.
Zeynep Lengerli'nin Türkçeye kazandırdığı ve nörolog Prof. Dr. Zülküf Önal'ın danışmanlığını yaptığı oyun, 12 Şubat'ta Şinasi Sahnesi'nde tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.
Oyunun yönetmeni İskender Altın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu oyunun 6-7 yıldır peşinde olduğunu, alandaki Türkiye Alzheimer Derneği ve uzmanların çalışmalarından yararlandıklarını söyledi.
Altın, 'Rejisörün dramuturjisi'nin oyunu kurarken önemli olduğunu ve bu oyunda da seyircinin dramturji etkisini göreceğini çünkü geniş bir perspektifle eseri sahneye taşıdıklarını belirtti.
Eserin 2014'te beyaz perdeye taşındığı ve başroldeki Alzheimer hastası Alice Howland'ı Julianne Moore'un oynadığını anımsatan Altın, tiyatroda ise bu karaktere İpek Çeken'in hayat vereceğini ve 'Alice Howland' ile 'Kendi' karakterini birlikte canlandıracağını anlattı.
'Dramatik olarak gösterdiğimiz her şeyi sahneye taşırken, melodram üretmemeliyiz'
Altın, Alzheimer hastasını canlandıran Alice karakterinin, kafasının içindeki kişiyi ve kendi iç dünyasını sinemada yansıtmanın daha kolay olduğunu, tiyatroda da buna bir yöntem bulduklarını ifade etti.
Teknik çalışmaların devam ettiğini aktaran Altın, şöyle devam etti:
'Seyirciye sürpriz olsun. Hastanın kendi iç dünyasını aktarabilmek için bir yöntem bulduk. Danışmanımız nörolog Prof. Dr. Zülküf Önal ile çalıştık. Bütün sahneleri, karakterleri ve karakterlerin durumlarını iç içe geçirdik. Hastalık oluştuğunda sadece kişinin kendisini değil, çevresini de etkiliyor. Hastanın ailesini etkiliyor, ailesinin bakış açısını değiştiriyor ve bunların da aşamaları var. Oyun bir aile öyküsü bir açıdan ve karakterlerin birbirine bakış açıları çok farklı. Siz bunu sahnede göstermezseniz, gerçeklik duygunuzu kaybedersiniz. Ben yönetmen olarak burada taraf tutuyorum. Bu hastalığı sahneye taşırken bu durumu sömüremeyiz, bundan faydalanamayız. Dramatik olarak gösterdiğimiz her şeyi sahneye taşırken, melodram üretmemeliyiz. Bilet alarak gelen ve bu hastalığı bilen, çevresinde yakınlarında deneyimleyen veya hiç bilmeyen insanların duygularını, aklını sömüremez tiyatro, sömürmemelidir.'
Altın, oyunun turneyle daha çok insana ulaşmasını istediklerini belirterek, 'Devlet Tiyatrolarında ve Türkiye'de ilk kez oynanacak, Türkiye prömiyeri bu. Bu çalışmadaki en büyük amacımız, Alzheimer için bir dayanışma duygusu yaratmak ve bir farkındalık yaratmak. Tiyatro bunun için çok uygun bir araçtır. Ayrıca bu dayanışma duygusu ile Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Alzheimer Derneğinin nitelikli çalışmalarına diliyorum bu oyunla biz de katkı sunarız.' dedi.
'Hasta olanı değil, bakanı hastalandırıyor'
Oyunun başrol oyuncusu İpek Çeken, DT'nin misyonu için çalışmanın ve Türkiye'nin yanı sıra yurt dışında pek çok yerde insanlara bir şeyler katabiliyor olmanın kıymetli olduğunu söyledi.
Çeken, 'Oyunculuktaki 36 yılım. Oynadığım tüm oyunlarda aynı sorumluluk, aynı ciddiyet ve aynı heyecanı taşıyorum. Eşim Zülküf Önal'ın nörolog olması, çevremizde Alzheimer hastası çok insanın bulunması ve annemin de Alzheimer'ın bir çeşidi olan hastalıktan vefat etmesi, beni mesleki anlamda iyi gözlem yapabilen oyunculardan kıldı. Eserin Türkiye'de ilk kez sahnelenecek olması, oyuna hazırlanma sürecimde bana büyük sorumluluk yükledi.' ifadelerini kullandı.
Alzheimer'ın dünyada tedavisinin hala bulunmadığına dikkati çeken İpek Çeken, 'Gözlemlediklerinden yola çıkarak, bu hastalıktan muzdarip biriyle aynı ortamda yaşamak hasta olanı değil, bakanı hastalandırıyor. Seyircimize bu hastalıkla nasıl başa çıkabileceğini dair bilgi verme açısından, oyunda kızımı, oğlumu ve doktoru oynayan sanatçı arkadaşlarımıza da büyük yük bindi. Umarım başarılı oluruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Alzheimer hastalarının bugünü değil, geçmişini düşünerek var olmaya çalıştıklarını aktaran Çeken, 'Alzheimer hastası kişiler, günlük hayatlarında pek çok şey yapmak ister, ama bedeni onu oraya götüremez. Oyunda da konu ediyoruz.' diye konuştu.
Çeken, karakterin psikolojik yönünün kimi zaman oyuncuyu da yorabildiğini ama bunun da mesleğin bir cilvesi olduğunu ifade ederek, 'Filmi etkilenmemek için çeyreğini seyrettim. Oyuncular, yaşadıkları şehir, ülkeye göre de değişiklik gösteriyor. Konunun geçtiği mekan ve ülke önemlidir, ben de olabildiğince doğal olmaya çalıştım.' dedi.
'Çok geç olmadan ruhen ve bedenen sevdiğinize sarılın'
Alice Howland karakterinin eşi 'John Howland'ı canlandıran Tolga Tecer ise hasta yakınlarının ilk tanı konulduğunda çok sevdikleri kişinin Alzheimer'a yakalanmasını kabul edemediklerini, oyunda da John'un, eşinin hasta olmasını kabullenmediğini dile getirdi.
Tecer, John'un, eşini kariyeri yüzünden ihmal eden bir adam olduğunu, buna rağmen ailesiyle iyi iletişim kurduğunu, eşini çok sevdiğini, fakat Alzheimer ile yüzleşmesinin zaman aldığını aktardı.
Tolga Tecer, 'John, eşi hasta olmasına rağmen kariyer planından da vazgeçmiyor. Zor bir hayat. Rolün verdiği his çok zordu, sahne üzerine okurken, denerken çok zorlandık, hüzünlendik. Pek çok zaman duygusal patlamalar yaşadık. Bunu sahnede yansıtacağız. İzleyicilerimize şunu söylemek isterim. Çok geç olmadan ruhen ve bedenen sevdiğinize sarılın. İlişkinizde iyi insan olmaya çalışın, çünkü kimin ne olacağı belli olmaz.' diye konuştu.
Oyunda 'Lydia Howland'i Selvel Kınık, 'Thomas Howland'ı Kıvanç Değirmenci, 'Dr. Tamara'yı Damla Paksoy, 'Dan'ı Berke Barış Ergüder, 'Beth'i Meltem Gül ve 'Şarkıcı'yı Ceren Ertem canlandırıyor.
Dekor tasarımı Selim Cinisli, kostüm tasarımı Aslıhan Fakı, ışık tasarımı Mahir Köksal, koreografide ise Deniz Kılıçlı imzasını taşıyan oyunun müziklerini ise usta besteci Kemal Günüç üstlendi.
Oyun, 12 Şubat'taki prömiyerin ardından 13, 14, 24, 25, 26, 27, 28 Şubat'ta seyirciyle buluşacak.
Muhabir: Yasemin Kalyoncuoğlu




