Kurum, 6 Şubat depremlerinin ardından 11 ilde yürütülen çalışmalar kapsamında 455 bin konut ve iş yerinin tamamlandığını belirterek, “Litvanya nüfusu, Bulgaristan ve İzlanda büyüklüğünde bir alanı 2 yılda yeniden ayağa kaldırdık” dedi.
Depremin ardından 14 milyon vatandaşın doğrudan etkilendiğini ve yaklaşık 850 bin yapının kullanılamaz hale geldiğini hatırlatan Kurum, yaşanan acının tarif edilemez olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde devletin tüm kurumlarıyla sahada olduğunu ifade eden Kurum, bir yandan enkaz kaldırma çalışmaları sürerken diğer yandan yeni şehirlerin inşasına başlandığını kaydetti.
Yaklaşık 650 bin görevli ile deprem bölgesinde büyük bir seferberlik yürütüldüğünü belirten Kurum, 200 bin mimar, mühendis ve işçinin gece gündüz çalıştığını söyledi. “Saatte 23, günde 550 konut üretim hızına ulaştık” diyen Kurum, deprem bölgesinde sadece konut değil; okul, hastane, iş yeri, park, altyapı ve ibadethaneleriyle birlikte yepyeni yaşam alanları kurduklarını vurguladı.

Yapılan konutların çevre dostu, enerji verimli ve iklime dirençli şekilde tasarlandığını dile getiren Kurum, sıfır atık uyumlu projelerle şehirlerin geleceğe hazır hale getirildiğini ifade etti. Enkaz atıkları için dev geri dönüşüm tesisleri kurduklarını belirten Kurum, “Bir ağacı, tarihi bir yapıyı koruyarak hareket ettik” dedi.
İklim değişikliğinin şehirler üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Kurum, Gaziantep’te yaşanan hortum, kuraklık ve sel gibi olayların artık şehirler için büyük risk oluşturduğunu söyledi. Dirençli şehirlerin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Kurum, Türkiye’nin COP31 sürecinde şehircilik ve iklim vizyonunu dünyaya anlatacağını ifade etti.
Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesinin yalnızca teknik bir toplantı olmayacağını belirten Kurum, yerel yönetimlerin ve şehirlerin çözüm üretme gücünün ön plana çıkarılacağı bir platform hedeflediklerini söyledi.
Panele katılan BM Habitat İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach ise Türkiye’nin deprem sonrası yeniden inşa sürecini “dünya için örnek bir dirençlilik modeli” olarak değerlendirdi.




