“BOR, GELECEĞİN TEKNOLOJİSİDİR; TÜRKİYE ARZDA LİDERDİR”

İL BAŞKANI KIYMACI, borun doğada tek başına bulunmadığını; oksijen ve diğer elementlerle birleşerek borat tuzları halinde yer aldığını hatırlattı. Dünya genelinde çok sayıda bor içeren mineral tanımlansa da ticari açıdan en önemli ürünlerin Boraks, Uleksit ve Kolemanit olduğunu belirten KIYMACI, “Küresel ölçekte Anadolu, Kaliforniya, Orta Andlar ve Tibet gibi dört ana metallojenik borat kuşağı öne çıkmaktadır. Bu kuşakların en güçlü üretim ve rezerv kapasitesi ise Türkiye’dedir” ifadelerini kullandı.

“EMET–KIRKA–BİGADİÇ–KESTELEK: DÖRT BÖLGE, DÜNYA LİDERLİĞİ”

NAZMİ KIYMACI, Türkiye’de endüstriyel ölçekli borat yataklarının ağırlıkla Batı Anadolu’da yoğunlaştığını; üretimin bugün Emet, Kırka, Bigadiç ve Kestelek sahalarıyla sınırlı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye, borat minerallerinde dünyanın en büyük üreticisi ve en büyük rezerv sahibidir. Literatürde Türkiye’nin dünya bor rezervlerindeki payının yaklaşık %73–74 düzeyinde olduğuna işaret eden çalışmalar bulunmaktadır. Bu üstünlüğü doğru stratejiyle; yalnız hammadde gelirine değil, ileri teknolojiye dönüştürmek zorundayız.”

“İHRACATTA HACİM VAR, KATMA DEĞER YETERSİZ: YÜZDE 95’İ DIŞARI GİDİYOR”

Erzin'de hırsızlık şüphelisi tutuklandı
Erzin'de hırsızlık şüphelisi tutuklandı
İçeriği Görüntüle

İL BAŞKANI KIYMACI, Türkiye’nin yıllık bor üretiminin yaklaşık 2,6 milyon ton düzeyinde bulunduğunu, borun yaklaşık 250 farklı alanda kullanıldığını; buna karşın üretimin yalnızca yaklaşık %5’inin yurt içi sanayide değerlendirildiğini, %95’inin ihraç edildiğini vurguladı. “Cam, seramik, deterjan-temizlik, tarım gibi alanlarda kullanım var; ancak asıl mesele, boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürüp gelir çarpanını büyütmektir” dedi.

“1,3 MİLYAR DOLAR GELİR YETMEZ: UÇ ÜRÜNLE ÇARPAN OLUŞTURMALIYIZ”

KIYMACI, Türkiye’nin 2022 yılında çeşitli rafine bor ürünleri ihracatıyla yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde ettiğini; ortalama ihracat değerinin yaklaşık 500 $/ton seviyesinde gerçekleştiğini belirterek, “Oysa bor; doğru teknoloji ve sanayi politikasıyla ferrobor, bor karbür, izotop ürünleri, ileri seramikler, enerji depolama çözümleri gibi alanlarda katma değeri katlayabilir” dedi. İl Başkanı KIYMACI, metinde yer alan örnekler üzerinden şu çarpıcı karşılaştırmayı yaptı: “Ton başına değeri sınırlı kalabilen bazı ürünler yerine; ferrobor gibi daha yüksek değerli ürünlere (ton başına binlerce dolar), bor karbür gibi savunma sanayiinde kullanılan ürünlere (ton başına on binlerce dolar) ve bazı özel bor türevlerine kadar uzanan bir teknoloji basamağı kurabilirsek, yalnız ihracat gelirimizi değil, sanayimizin niteliğini de dönüştürürüz.” “HİDROJEN DEPOLAMA VE TEMİZ ENERJİDE BOR, STRATEJİK AVANTAJDIR”

İL BAŞKANI KIYMACI, fosil yakıtların sınırlılığı ve çevresel baskılar nedeniyle temiz enerjiye geçişin hızlandığını, bu dönüşümde borun hidrojen depolama açısından dikkat çeken bir seçenek olduğunu belirtti: “Bor bileşikleriyle hidrojeni kimyasal olarak depolamak mümkündür. Bu alanda erken pozisyon almak, Türkiye’nin enerji teknolojilerinde de oyun kurucu olmasına katkı sağlar.”

“BOR ÜZERİNDEN MADEN VERİSİ, ŞEFFAFLIK VE DENETİM: UMREK–UMBİS–TBDÜK” (İSİM-SOYİSİM)

Anahtar Parti’nin politika önerilerini ise şöyle sıraladı: 1. UMREK (Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu) daha işlevsel hale getirilmeli ve Ulusal Madencilik Bilgi Sistemi’ne (UMBİS) bağlanmalıdır. Bu sayede yatırım kararları güvenilir veriye dayanır; maden borsası için zemin oluşur. 2. UMREK ve UMBİS, uluslararası rezerv raporlama standartlarıyla uyumlu bir yapıda CRIRSCO üyeliğine yönelmeli; Türkiye’nin yeşil sertifika/akreditasyonⓈ (raporlamadisiplin) avantajı güçlenmelidir. 3. Maden aramalarında jeoloji–jeofizik–metaloji haritaları güncellenmeli; modern yöntemler (elektrik, gravite, manyetik, radyometri, jeo-radar vb.) daha etkin kullanılmalıdır. 4. Türkiye, borun stratejik üstünlüğünü ileri teknolojiye çevirmek için yüksek bilgi ve teknoloji temelli bor sanayisi ve Bor Enstitüsü yaklaşımını kurumsallaştırmalıdır. 5. Kurumsal yapılanmalarda yetki çatışmalarına yol açan ikili alanlar tek çatıda toplanmalı; stratejik kaynaklar etkin denetim mekanizmalarıyla izlenmelidir. 6. Borun “ham” ihraç edilmesi yerine, orta vadede ara ve uç ürün temelli yarı-mamul üretim kapasitesi artırılmalıdır. 7. Bu dönüşüm, Anahtar Parti’nin KGM (Katılımcı Girişimcilik Modeli) yaklaşımıyla; devlet katkılı üretim ve teknoloji merkezleri üzerinden yaygınlaştırılmalı, yerlilik-millilik oranı güçlü biçimde korunmalıdır.

“BOR TEKNOLOJİSİNİ ERKEN KAZANAN, REKABETİ ERKEN KAZANIR”

İl Başkanı KIYMACI açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bor gibi mutlak üstünlüğe sahip olduğumuz bir alanda, katma değeri yeterince üretemiyor olmak; hem refah kaybı hem de rekabet gücü kaybıdır. ABD ve Çin gibi bor teknolojisinde öne çıkan aktörlerin, Türkiye’nin bağımsız politika geliştirme kapasitesini sınırlandırabilecek bir zemine sahip olduğunu görmezden gelemeyiz. Bu nedenle kimyasal ürünlerde yüksek teknolojiye erişim için özel bir Ar-Ge planlaması zorunludur. İleri teknolojileri ya hızla transfer etmeli ya da orta vadede yenilik üretmeliyiz. Anahtar Parti’ye göre: ‘Daha iyisini yapmak mümkün.’

Muhabir: İsmet Gültekin