Karara konu olayda, yurt dışındaki şantiyelerde demir ustası olarak çalışan D.K.’nin vefatının ardından yakınları alacak davası açtı. Davada kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra kullanılmayan yıllık izinler, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil çalışmalarına ilişkin ücretler talep edildi. Davalı şirket ise işçinin herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak zamanaşımı itirazında bulundu.
MAHKEME 110 GÜNLÜK İZİN ALACAĞINI KABUL ETTİ
İlk derece mahkemesi, işçinin toplam 110 gün yıllık izne hak kazandığını belirledi. İşverenin bu izinlerin kullandırıldığını veya karşılığının ödendiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle yıllık izin ücreti talebini kabul etti.
Diğer bazı işçilik alacaklarını zamanaşımı nedeniyle reddeden mahkeme, davanın kısmen kabulüne hükmetti. Bölge Adliye Mahkemesinin de istinaf başvurularını reddetmesi üzerine dosya, işverenin temyiz başvurusuyla Yargıtay’a taşındı.
YARGITAY: SÜRE İŞTEN AYRILINCA BAŞLAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izin ücreti alacağında 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini belirtti. İş sözleşmesinin 4 Aralık 2013’te sona erdiği, davanın ise 24 Ekim 2019’da açıldığı dosyada sürenin dolduğuna dikkat çekti. İşverenin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğunu da gözeten Daire, kararı oy birliğiyle bozdu.
Kararda, daha önce 2012-2017 arasındaki dönem için benimsenen 10 yıllık zamanaşımı görüşünün, hukuk dairelerinin birleşmesinin ardından yeniden değerlendirildiği ve bu dönem bakımından da sürenin 5 yıl olduğunun kabul edildiği açıklandı.
Böylece karar, kullanılmayan izin ücretini talep edecek çalışanlar açısından zamanaşımı süresinin önemini ortaya koydu. Sürenin dolması, işverenin zamanaşımı itirazında bulunması halinde alacak talebinin reddedilmesine yol açabiliyor.


