6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da yürütülen yeniden inşa sürecinde konut hakkı tartışması büyüdü. İYİ Parti Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin, rezerv alan uygulamalarında depremzedelerin eşitsizlik yaşadığı iddialarını Meclis gündemine taşıdı.
Çirkin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı soru önergesi vererek sahadan gelen mağduriyet iddialarının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Aynı Konuta Farklı İşlem İddiası
Önergede en dikkat çeken başlıklardan biri, tek tapulu dubleks konutlarla ilgili uygulama farkı oldu. İddiaya göre bazı dubleks evler iki bağımsız bölüm sayılırken, benzer durumdaki bazı konutlar tek bölüm kabul edildi.
Bu tablo, hak sahipleri arasında “eşitlik ilkesine aykırılık” tartışmasını beraberinde getirdi.
Geniş Ev Yerine Küçük Daire Tepkisi
Çirkin’in gündeme taşıdığı iddialara göre, geniş ve iki katlı konutlara sahip bazı depremzedelere yeni projelerde yaklaşık 80-90 metrekarelik tek daire verildi.
Bu durumun mülkiyet hakkını daralttığı ve vatandaşlarda ciddi mağduriyet oluşturduğu öne sürüldü.
Teras Kat ve Değer Kaybı Gündemde
Önergede, dubleks konut sahiplerine ağırlıklı olarak çatı ya da teras kat verilmesinin de şikayet konusu olduğu belirtildi. Bu uygulamanın hem konfor hem de ekonomik değer açısından kayıp yarattığı iddia edildi.

Arsa Payı ve Hak Sahipliği Soruları
Çirkin, aynı arsa üzerine birden fazla blok yapılmasına rağmen hak sahiplerine arsa paylarıyla orantılı hak verilmediği iddialarını da Bakanlığa sordu.
İmar affından yararlanan yapılar ile yasal tapulu konutlar arasında farklı uygulamalar yapıldığı öne sürülürken, vatandaşların süreç hakkında yeterince bilgilendirilmediği ifade edildi.
Gözler Bakanlık Yanıtında
Milletvekili Çirkin, rezerv alan ilanı öncesi ve sonrası konut sayıları, yeni konutların dağılımı, 3+1 dairelerin kimlere verildiği, kura kriterleri ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’na bırakılan konutların gerekçesi gibi başlıklarda yanıt istedi.
Hatay’da deprem sonrası yeniden yapılanma devam ederken, önergeye verilecek cevapların hem kamuoyundaki soru işaretlerini gidermesi hem de olası mağduriyetlerin çözümü açısından kritik olduğu değerlendiriliyor.





