ROMA (AA) - Merkezi İtalya'nın başkenti Roma'da bulunan FAO'nun 2027 yılında yapılacak genel direktörlük seçimine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Türkiye'nin adayı olarak gösterilen Eker, seçim kampanyasını, FAO'nun genel merkezine taşıdı.

FAO Konseyinin 181. Oturumunun başladığı 8 Haziran'dan bu yana 40 civarında ülkenin temsilcisiyle birebir görüşen, adaylık süreci ve hedeflerini anlatan Eker, ayrıca FAO'da çalışan Türklerle de bir araya gelerek, hem onların sorun ve önerilerini dinledi hem de adaylığıyla ilgili bilgi verdi.

FAO'daki temaslarının ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eker, 'Türkiye Cumhuriyeti ilk defa FAO Genel Direktörlüğüne bir aday gösterdi. Bunun milletimiz, ülkemiz ve bütün insanlık için inşallah hayırlar getirmesini diliyorum.' dedi.

Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, adaylığının, Türkiye için yeni bir yolculuk olduğuna işaret ederek, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle ve onun ilanıyla; Türkiye bir yola çıktı. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uluslararası alanda da uluslararası kuruluşlarda da görünürlüğünü ve etkinliğini daha iyi bir noktaya taşıdı. Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı dış politikayla ilgili hamlelerinin yanında, bu da önemli bir adım.' diye konuştu.

'Bir referans kuruluştur'

FAO'nun çok önemli ve BM kuruluşları içinde teknik yardım ve danışmanlık kuruluşu olduğunu belirten Eker, FAO'ya 193 ülkenin üye olduğunu anımsattı.

Eker, '81 yıllık tarihinde FAO, gıda ve tarımla ilgili temel bilgileri dünyada topluyor. Bir referans kuruluştur.' ifadesini kullandı.

FAO'nun dünya gıda kodeksini hazırladığını, uluslararası bitki koruma kodeksini yaptığını anlatan Eker, şöyle devam etti:

'Tarım, gıda, hayvancılık ve balıkçılıkla ilgili dünyanın en büyük istatistik veri ağına sahip. O istatistikleri de FAO topluyor, analiz ediyor, raporlara döküyor ve bütün üye ülkelere sunuyor. Bu da hem ticaret hem hastalıklardan korunmak hem üretimi arttırmak için büyük bir veri kaynağı.'

'Gıda güvenliği esasen bir küresel güvenlik meselesidir'

Eker, bu temel faaliyetlerin yanında FAO'nun küresel açlıkla mücadele gibi temel bir fonksiyonu da olduğunu ifade ederek, 'Bu özellikle çok önemli. Gıda güvenliği esasen bir küresel güvenlik meselesidir. Eğer komşunuz aç ise siz güvende olmazsınız.' dedi.

Dünya nüfusunun 8,3 milyar olduğunu ve bugün 11 milyar insana yetecek kadar gıda üretildiğine dikkati çeken Eker, şu değerlendirmede bulundu:

'Daha fazla gıda üretiliyor. Ancak 730 milyon insan aç. Son Körfez kriziyle buna bir 40-45 milyon daha ilave olması bekleniyor. Bu, 800 milyona varacak demektir. 1,4 milyar insan obeziteden şikayetçi, 2,3 milyar insan da yetersiz ve dengesiz besleniyor. Yani tabağında bir şey var ama yedikleri ihtiyaçlarını sağlıklı bir beden ve zihin ve hayat için gerekli mikro besin elementlerini içermiyor. Şimdi durum bu dünyada. Çok dengesiz. Ayrıca üretilen toplam gıdanın 3'te 1'i de ya kaybediliyor ya da israf ediliyor.'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın liderliğinde İstanbul'da geçen hafta yapılan Sıfır Atık Forumu'na katıldığını anlatan Eker, 'Orada ülkeler dile getirdiler; en makul ve en hikmetli yol, fazla üretimden ziyade mevcut üretimi muhafaza etmek, insanın faydalanacağı hale getirmektir ve adil dağıtımdır. Adil dağıtımın yeryüzündeki en hikmetli ifadesi Hazreti Muhammed'in (SAV) bir hadisi şerifidir: 'Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir.' Dolayısıyla bu anlayış ile dünya gıda güvenliği konusunda çalışmalı.' diye konuştu.

Tarımda yeni teknolojiler ve küçük aile işletmelerinin durumu

Eker, FAO'nun gelecek dönem için yeni teknolojiler, yapay zeka gibi faktörlerin tarım ve gıda sistemlerine nasıl entegre olacağı konusunda da karar süreçlerinin içinde yer alması gerektiğini kaydetti.

Dünyada mevcut tarımsal üretimin yüzde 80'ini küçük aile işletmelerinin oluşturduğunu belirten Eker, 'Küçük aile işletmelerinin korunması, desteklenmesi, bunların mutlaka tarımsal üretim ve yetiştiricilik faaliyeti içerisinde bulunmasını sağlamak esastır. Neden? Çünkü bunlar için üretim, tarım ve gıda bir hayat tarzıdır. Bir kültürdür. Oradan çıktıklarında bir daha onları oraya geri getirmek çok zordur.' şeklinde konuştu.

Eker, bununla beraber uluslararası sermayenin de bazen büyük firmalar aracılığıyla tarıma yatırım yaptığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

'Bu çok iyi bir şey ancak şöyle bir risk taşıyor, onlar kar amaçlı meseleye yaklaştıklarından hep alternatif maliyete bakarlar. Yatırdıkları parayı, başka bir sektörde daha fazlasını kazanırlarsa oradan çıkma hisleri var. O zararı sürdürmek istemezler. Çünkü temel motivasyon kardır. Şimdi küçük aile işletmeleri, bunlarla rekabet edemez. Onun için onları orada tutmak lazım. Bu dünyadaki gıda güvenliğini sağlamanın, sigortalamanın adeta yollarından bir tanesidir. Onun için FAO kaynaklarının orta ölçekli, küçük ölçekli dünyadaki işletmeleri çiftçilere, aile çiftliklerine tahsis edilmesini buraya daha çok kaynak aktarılmasını temin etmek gerekiyor.'

Yeni üretim alanlarına, para, insan gücü harcayarak üretmek yerine hazır üretilen 11 milyar insana yetecek gıdanın muhafazasının, ayrıca israfın önlenmesi çok daha akıllıca, çok daha hikmetli ve çok daha ucuz bir yol olacağını anlatan Eker, 'Görüştüğümüz kişilerle de bunu anlatıyoruz. Yani 'FAO olarak buralara ağırlık vermeliyiz' diye söylüyoruz bizim kampanyamızda.' dedi.

Seçim kampanyası, Türkiye'nin tarım perspektiflerinden izler taşıyor

Eker, seçim kampanyasının, Türkiye'nin küresel boyutta etkisi olan tarım ve gıda güvenliği politikalarından izler taşıyacağını vurgulayarak, 'Onlara Türkiye'nin perspektifini anlatıyoruz; Türkiye'nin tarihsel birikimini, tarımsal arkeolojik değerini, bioçeşitlilik alanındaki zenginliğini, Türkiye'nin Avrupa'da tarımsal gayri safi yurt içi hasıla bakımından Avrupa'nın birinci ülkesi haline geldiğini.' ifadesini kullandı.

Bunların son 20 yılda AK Parti hükümetleri döneminde olduğunu vurgulayan Eker, Türkiye'nin, küresel gıda problemini çözme konusunda büyük inisiyatifleri ve diplomatik çabaları olduğuna dikkati çekti.

Eker, 'Bunların en önemlisi de dünyada gıda güvenliğine katkı açısından Karadeniz Tahıl Girişimidir. Karadeniz Tahılı Girişimiyle 30 milyon ton hububatın Karadeniz'de boğazlar üzerinden dünyanın buğday veya hububat ithal eden ülkelerine aktarıldığını biliyoruz.' diye konuştu.

Eker, Gazze'ye, Suriyeli mültecilere yaptığı gıda yardımlarından misafir edilmelerine kadar olan süreçlerin de Türkiye'nin küresel gıda güvenliğine katkısı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

'Hedefimiz doğrudan insanidir. Yani; 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' anlayışının tezahürüdür. Tamamen insanidir. Tamamen kendi medeniyet anlayışımızın, medeniyet tasavvurumuzun ve insanlığa karşı duyduğumuz sorumluluğun bir tezahürüdür.'

Türkiye kruvaziyer pazarındaki hareketlilik 2026 sezonunda yüz güldürüyor
Türkiye kruvaziyer pazarındaki hareketlilik 2026 sezonunda yüz güldürüyor
İçeriği Görüntüle

Eker, BM'nin en büyük teşkilatlarından olan FAO'yu Türkiye'nin yönetmesi durumunda, kendi anlayışını, mantalitesini, potansiyelini, kapasitesini, perspektifini ve varlığını ortaya koyacağını ve bunun da insanlığın tarım ile gıda konusundaki problemlerini çözmesine büyük katkı yapacağını söyledi.

Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker, seçim kampanyasındaki temaslarını bugünden itibaren Cenevre'de, ay sonunda Etiyopya'da yine çok taraflı platformlarda sürdüreceği bilgisini verdi.


 

Muhabir: Barış Seçkin

Kaynak: AA