Okullarda görevli temizlik çalışanlarının sayısı yetersiz olduğu için hijyen seviyesi her geçen gün düşüyor, öğrenciler sağlık riskiyle karşı karşıya kalıyor. Personelin üzerine yüklenen “çay-kahve hazırlama” görevi ise krizi daha da büyütüyor.
600 Öğrenciye 1 Temizlik Personeli!
Hatay’daki birçok okulda 2–3 kişilik ekipler yüzlerce öğrencinin bulunduğu dev binaları temizlemeye çalışıyor.
Normalde 200 öğrenciye 1 personel gerekirken Hatay’da bu oran 600–700 öğrenciye 1 personele kadar düşmüş durumda.
Bir çalışan durumu şöyle özetliyor:
“Tuvaletlere yetişemiyoruz, sınıflara yetişemiyoruz… Temizlik yapmaya zaman yetmiyor.”
Görev Tanımı Dışı İş: Öğretmenlere Çay-Kahve Hazırlama Dayatması
Temizlik personelini en çok zorlayan sorunlardan biri ise görev tanımları dışında çalıştırılmaları.
Hatay’daki çok sayıda okulda temizlik çalışanları, öğretmenlere çay ve kahve yapmak zorunda bırakıldıklarını söylüyor.
Bu durum hem zaman kaybettiriyor hem de temizlik işlerinin aksamasına neden oluyor.
Defne'de bir okulda görevli olan temizlik görevlisi isyanını şöyle dile getiriyor:
“Bir yandan koridorları temizlemeye çalışıyoruz, bir yandan öğretmen odasında çay yetiştirmeye zorlanıyoruz. Biz çaycı değiliz, temizlik personeliyiz.”
Uzmanlara göre bu uygulama yasal olarak görev tanımına aykırı ve iş yükü baskısı anlamına geliyor.

Okullarda Hijyen Alarmı: Tuvaletler Kokuyor, Sınıflar Günlük Temizlenemiyor
Şehirdeki birçok okulda:
-
Tuvalet temizliği aksıyor,
-
Sınıflar günlük süpürülüp silinemiyor,
-
Ortak alanlarda hijyen seviyesi minimuma iniyor,
-
Dezenfeksiyon ise neredeyse yapılamıyor.
Veliler, özellikle küçük sınıfların ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu belirterek tepki gösteriyor.
Kriz Derinleşiyor: “Ya Personel Artırılacak Ya da Okullar Temizlenemeyecek”
Eğitimciler ve sendika temsilcileri, Hatay’daki okul temizliği krizinin ciddiyetine dikkat çekerek acil personel takviyesi istiyor.
Sorun çözülmezse:
-
Hijyen tamamen çökecek,
-
Salgın hastalık riskleri artacak,
-
Personel psikolojik ve fiziksel olarak tükenecek.
Depremden sonra yoğun göç alan, fiziki şartları zorlanan Hatay’da bu kriz “eğitimin görünmeyen büyük yarası” olarak büyümeye devam ediyor.




