İSTANBUL (AA) - Medicana Ataşehir Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Levent Emirzeoğlu, kan örneğiyle yapılan likit biyopsinin kanser tanısı ve tedavisi takibinde klinik değerlendirmeye katkı sağlayabilecek veriler sunduğunu, yöntemin özellikle kişiye özel tedavi planlamasında yol gösterici olabildiğini belirtti.​​​​​​​

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, likit biyopsi yönteminde, tümörden kana karışan hücreler veya tümöre ait DNA parçaları incelenerek kanserin genetik yapısına ilişkin veriler elde edilebiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Levent Emirzeoğlu, yöntemin son yıllarda onkoloji alanında daha sık gündeme geldiğini ve tümörün genetik yapısının ayrıntılı değerlendirilmesine imkan tanıdığını aktardı.

Emirzeoğlu, likit biyopsinin yalnızca tanı aşamasında değil, tedavi sürecinin izlenmesi, hedefe yönelik tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi ve tedaviye karşı gelişebilecek direnç mekanizmalarının saptanmasında da kullanılabildiğini belirtti.

Yöntemin temel çalışma prensibine değinen Emirzeoğlu, klasik doku biyopsisine kıyasla tekrarlanabilir bir yöntem olması sayesinde hastalığın seyrinin takibinde klinik açıdan destekleyici rol üstlenebildiğini vurguladı.

Emirzeoğlu, söz konusu süreçte kanda dolaşan tümör hücreleri (CTC) ile tümöre ait DNA parçalarının (ctDNA) analiz edildiğini aktararak, tümörün genetik profilinin değerlendirilebildiğini ve hastalığın biyolojik özelliklerine ilişkin bilgi edinilebildiğini kaydetti.

- 'Likit biyopsiyle değişiklikler takip edilebilmektedir'

Likit biyopsinin girişimsel işlem gerektirmeyen yöntemlerden biri olduğuna işaret eden Emirzeoğlu, yöntemin rutin kan tahliline benzer şekilde koldan alınan bir tüp kan örneğiyle gerçekleştirildiğini aktardı.

Emirzeoğlu, 'Alınan örnek laboratuvar ortamında yeni nesil dizileme (NGS) gibi güncel teknolojiler kullanılarak incelenmektedir. Bu yaklaşım doku örneği alınmasının uygun olmadığı bazı durumlarda hekim değerlendirmesine destek sağlayabilmektedir.' ifadelerini kullandı.

Likit biyopsinin yalnızca tanı sürecinde değil, tedavi planlamasında da klinik karar sürecine katkı sunduğunu vurgulayan Emirzeoğlu, yöntemin özellikle hedefe yönelik tedavilerin değerlendirilmesinde kullanılabildiğinin bilgisini paylaştı.

Kanser tedavisinde hastalığın tedaviye verdiği yanıtın izlenmesinin önemine de dikkati çeken Emirzeoğlu, şöyle devam etti:

'Tümörün genetik mutasyonlarının belirlenmesi sayesinde hastaya uygun tedavi seçenekleri hekim tarafından değerlendirilmekte ve bu yaklaşım kişiselleştirilmiş tedavi planlamasına katkı sağlayabilmektedir. Bazı tümörler zaman içinde genetik değişiklikler geçirerek mevcut tedavilere karşı direnç geliştirebilmektedir. Likit biyopsiyle bu değişiklikler takip edilebilmektedir. Ayrıca tedavi sonrasında kanda saptanan tümör DNA'sındaki değişimler, hastalığın yeniden ortaya çıkma ihtimaline ilişkin klinik değerlendirmede destekleyici veri sağlayabilir.'

Antalya'da düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi başladı
Antalya'da düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi başladı
İçeriği Görüntüle

Emirzeoğlu, klasik doku biyopsisinin cerrahi müdahale, biyopsi iğnesi veya endoskopi gibi girişimsel işlemler gerektirebildiğini hatırlatarak, likit biyopsinin ise yalnızca kan örneğiyle uygulanabildiğini belirtti.

Likit biyopsinin, doku biyopsisinin uygun olmadığı veya tekrarlanmasının güç olduğu bazı hasta gruplarında tamamlayıcı bir seçenek olarak değerlendirilebildiğini aktaran Emirzeoğlu, yöntemin akciğer, meme, kolon ve prostat kanserlerinde, özellikle ileri evre hastalarda tedavi seçiminin değerlendirilmesinde hekimler tarafından başvurulan yöntemlerden biri olduğunu vurguladı.

Emirzeoğlu, likit biyopsinin gelecekteki kullanım alanlarından birinin erken evre kanserlerin saptanması olduğunu belirtti.

Likit biyopsi alanındaki bilimsel çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Emirzeoğlu, şunları kaydetti:

'Erken evre kanserlerde kanda dolaşan tümör DNA'sı miktarının düşük olması nedeniyle, bu yöntemin rutin tarama testi olarak kullanımı halen sınırlıdır ancak gelişen teknolojilerle birlikte bu alanda yeni çalışmalar devam etmektedir. Likit biyopsisi özellikle belirli hasta gruplarında klinik açıdan değerlendirilebilmektedir. Doku biyopsisinin riskli görüldüğü hastalarda, tümöre ulaşmanın güç olduğu durumlarda, doku örneğinin yetersiz kaldığı vakalarda ve tedaviye direnç gelişen hastalarda hekim kararı doğrultusunda kullanılabilmektedir. Ayrıca tedavi sonrasında kalıntı hastalığın takibinde de bu yöntemin değerlendirilebilmektedir.'

Kaynak: AA