TBMM (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, İstiklal Marşı'nın, milli kahramanlığın mısralara serpilmiş güzide bir eseri, muhteşem bir mücadelenin edebi vesikası ve cihana ilam edilen bağımsızlık beyannamesi olduğunu söyledi.
Bu beyannamenin ilk günkü mana ve kudretini muhafaza ettiğini dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin çevresinde yaşanan vahim gelişmelerin, Mehmet Akif Ersoy'a feyiz veren günlerle benzerlikler gösterdiğini belirtti. Bahçeli, bu nedenle İstiklal Marşı'nın gerçek anlamı ve kalıcı değerinin çok daha iyi özümsenmesini, temelinde yer alan düşünce sistematiğinin isabetle yorumlanmasını istedi.
12 Mart'ta İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıl dönümünün idrak edileceğini hatırlatan Bahçeli, 'Yurdunu alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza, bir ahlak ve adanmışlık nişanesi olan muhterem vatan şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy'a en derin şükran hislerimle birlikte Cenabıallah'tan gani gani rahmetler diliyorum. Kabirleri nur, mekanları cennet olsun.' dedi.
'Uluslararası toplum ayağa kalkmalı'Bahçeli, ABD ve İsrail koalisyonun İran'a yönelik başlattığı savaşın 11. gününde bilançonun gittikçe ağırlaştığını, şiddet ve yıkımın günbegün artış kaydettiğini dile getirdi.
İran'da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgeyi ateşe attığını belirten Bahçeli, dünyaya, demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan ülke veya ülkelerin hepsinin birden sınıfta kaldığını, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarının kanıtlandığını dile getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın 'savaşın bitiş zamanına Netanyahu ile karar vereceğiz' demesinin dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Bahçeli, İran'da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halkın bombaların, füzelerin, diğer ölümcül operasyonların odağında olduğuna işaret etti.
Bahçeli, şöyle konuştu:
'28 Şubat 2026 tarihinde, Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır. Hakikaten felaket kol gezmektedir. 2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de, sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur? İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti? Uluslararası toplum ayağa kalkmalı. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur.'
'Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez, düşmemeli'Hristiyan din adamlarının, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı sürerken Beyaz Saray'da bir araya gelerek ABD Başkanı Donald Trump için yaptığı duayı hatırlatan Bahçeli, bu durumu eleştirdi.
'Evangelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis'te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı'yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir. Adı konulmamış bir din savaşı başladı da biz mi farkında değiliz?' diyen Bahçeli, Orta Doğu'da Sünni-Şii husumetine çanak tutan, bu kapsamda kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmanın 'Müslümanım' diyen herkes için hayat memat konusu olduğunu söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
'Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez, düşmemelidir. Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır. Şii de Müslüman'dır, Sünni de Müslüman'dır; bozgunculuğun davulunu çalanlar, sanal ihtilafların namlusunu tutanlar alçak kere alçaktır. Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan, bu sayede İran'ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır.
Kürt kardeşlerim satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk, Kürt'ün kardeşi, Kürt, Türk'ün alın yazısı, kader ortağıdır.'
'Her ülke aklını başına almalı'İran'da vurulan şehirlerin büyük çoğunluğunun Türk şehri olduğunu belirten Bahçeli, 'Tebriz'den İsfahan'a kadar kardeşlerimiz ateş altındadır.' dedi.
Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan insansız hava araçlarıyla (İHA) yapılan saldırıları hatırlatan Bahçeli, 4 Mart'ta da İran'dan Türkiye istikametine doğru gelen balistik mühimmatın Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirildiğini anımsattı.
Devlet Bahçeli, şöyle konuştu:
'Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti'nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir. Ancak 9 Mart 2026 tarihinde, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep'te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti'dir.
Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz. Elbette Türkiye'yle İran'ı karşı karşıya getirmeye matuf siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal veya göz ardı etmiyoruz.'
'Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz'Bahçeli, savaşın bölgesel mahiyet alması için sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin veya Azerbaycan'ın hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek istemediklerini vurgulayan Bahçeli, 'Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz. Tedavüldeki iftiraları ve yaygın fitneleri elimizin tersiyle itiyoruz. Tek millet, iki devlet gerçeği, tarihin, kültürün ve yaşanmış ortak anıların muazzez sonucu ve sorumluluğudur. Biz hem sınır güvenliğimizi hem de hava saha güvenliğimizi korumakla mükellefiz.' diye konuştu.
'Devletimizin egemenlik haklarına, milletimizin birliğine, dirliğine ve bekasına uzanacak her eli kırmaya da hamdolsun muktediriz' diyen Bahçeli, Türkiye'nin İran'la sınır uzunluğunun 530 kilometre olduğunu hatırlattı. Bahçeli, 'Biz aynı coğrafyayı paylaşan, tarihi ilişkileri çok yoğun olan iki dost ülkeyiz. Komşu bir ülkeye yapılan her vandal saldırıya tepkimiz ve itirazımız vardır. Biz haklının yanında, haksızlık yapan kim olursa olsun sonuna kadar da karşısındayız. Şayet söz konusu zalimlerse asla bitaraf olmayacağız.' ifadelerini kullandı.
ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan saldırılarının küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olduğunu dile getiren Bahçeli, dünya petrol ticaretinin beşte birinin yapıldığı Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığını anımsattı.
Ortaya çıkan krizin petrol üreticisi ülkelerin fiziksel altyapılarını, depolama kapasitelerini, rafineri imkanlarını ve küresel makroekonomik istikrarını tehdit eden bir aşamaya geldiğini bildiren Bahçeli, şunları söyledi:
'Tarımsal girdiler ticaretindeki aksaklıklar ise açlık ve yoksulluk sarmalını genişletebilecektir. Hava saldırılarına eş zamanlı olarak yapılan elektronik operasyonlar nedeniyle Basra Körfezi ve çevresindeki sularda bulunan pek çok ticari geminin sahte sinyallerle manipüle edilen navigasyon sistemleri arızalanmıştır.
Bölgede ticaret durma noktasına gelmiştir. ABD'nin neyin peşinde koştuğu, neyin üzerine çöreklenmek istediği hepinizin malumu alisidir. Petrol için yıkmayacağı ocak, yapmayacağı çamurluk, göze almayacağı vandallık olmayanların hüviyeti bellidir. Merhum Hocamız Prof. Dr. Erol Güngör'ün aynen temas ettiği gibi, 'İslam dünyasında petrol zenginliği olmasa, İslam ülkelerinde olup bitenler büyük sanayi ülkelerini ilgilendirmezdi.' Biz hem dünyanın her noktasında hem de coğrafyamızın her köşesinde barış, huzur ve istikrarın kökleşmesini arzuluyoruz. ABD-İsrail saldırganlığı son bulmalıdır.'
Silahın seçenek olmaktan çıkarılması, siyaset ve diplomasinin önünün açılması gerektiğini, Türkiye'nin bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrileceğine belirten Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye hedefiyle iç barış ve huzur ortamını güçlendirmenin gayesinde olan bir ülkenin komşu coğrafyalardaki sıcak çatışma iklimine cemrenin suya düşmesi gibi barışçıl çabalarla nüfuz etmesi mukadderdir. Huzur ve barış içinde yaşamak her insanın, her ülkenin hakkıdır. Ramazan Bayramı'na yaklaştığımız şu günlerde sulh ve sükunetin yanında, uzlaştıran ve kucaklaştıran diyalogların filiz filiz büyümesi samimi temennimizdir.' diye konuştu.
'Ciddiye alınacak hiçbir yanı yok'Bölgesel ve küresel alanda fırtına yaşanırken, Türkiye'nin tetikte bir iradeyle tüm gelişmeleri yakinen takip ettiğini vurgulayan Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in son dönemdeki açıklamalarına yönelik 'infial uyandıran, şuursuzluk' değerlendirmesinde bulundu.
'Coğrafyalar deprem geçirirken Türkiye muhalifliğinde yeni kulvarlar açmaları vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayan ayıp ve ahlaki seviyesizliktir' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
'Burada yaşanmış tarihi bir olayı tekrar hatırlatarak CHP'nin ne hallere düştüğünü sizlere göstermek istiyorum. Mustafa Kemal Paşa, 25 Nisan 1915'te, düşmanın durumunu anlamak amacıyla Conkbayırı'na gider. Arıburnu'ndan karaya çıkan düşman Conkbayırı'nda ilerlemektedir. Askerin kaçtığını görünce hepsinin önüne geçer ve şunları söyler: 'Niçin kaçıyorsunuz dedim. Komutanım düşman dediler. Düşmandan kaçılmaz dedim. Cephanemiz kalmadı dediler. Cephaneniz yoksa süngünüz var dedim. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır.' Ve Türk askerine tarihi emrini bildirir: 'Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir.' Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeyi emretmişti, onun koltuğunda köhne köhne oturan zat ise Türkiye'yi karalamanın ve kötülemenin peşindedir.'
CHP Genel Başkanı Özel'in Sinop'taki füze test atışlarına ilişkin 'yapmayın balıklar korkuyor' dediğini bildiren Bahçeli, 'Şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin. CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir. Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır. Allah'a çok şükür Türkiye'nin her şeyi vardır.' dedi.
Türkiye'nin savunma sanayinde 'altın çağını' yaşadığını belirten Bahçeli, 'Türkiye'nin gücü her muhasım ülkenin bileğini bükecek kifayettedir. Bunu dünya gördü de bir tek CHP Genel Başkanı ve yönetimi görmedi, göremedi, görmek de istemedi. Göremezler, görmek için adamlık gerek, emek gerek, yürek gerek, mertlik gerek, vatan ve millete feda edilmeye hazır tertemiz ömürler gerek. Çünkü onlar hala balıklarla meşguller, nasıl olsa battı balık yan gider anlayışındalar. Sayın Özel, unutma, balık kavağa çıkınca kösenin sakalı biter. Balık tavada, tantanacılar da siyasette belli olur.' ifadelerini kullandı.
'Hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlar''İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü'ne yönelik 105'i tutuklu, 407 sanık hakkında açılan davada 'çirkeflik' yaşandığını, 'hukuk güvenliğine darbe vurulduğunu' söyleyen Bahçeli, 'Mahkeme salonunu şov alanına, grup salonuna ve miting meydanına çevirenler adalet nedir, hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlardır.' dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle konuştu:
'Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir usule, uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur? Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur. Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir.
Milletimiz CHP'nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir. Biz, 'Duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın' derken haksız mıydık? 'Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun tefrik edilsin, her şey bilinsin, görülsün, birebir takip edilsin' derken yanlış mı söylüyorduk? Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir. Ayyuka çıkan siyasi içerikli hukuk ihlallerinin Türk yargısına kesif bir karşı duruş olduğu belgelenmiştir.'
CHP'nin hukuku hiçe saydığını, bedelini adalet ve hukuk karşısında mutlaka ödeyeceğini belirten Bahçeli, 'Kati sonuçlarına da öyle ya da böyle katlanacaktır.' dedi.
Bahçeli, MHP ve Cumhur İttifakı'nın yıkmak için değil yapmak için, ayırmak için değil birleşmek için, bölmek için değil buluşmak için, küsmek için değil kucaklaşmak için ahlaki, manevi ve milli mücadelesini inançla sürdüreceğini ifade etti.
Muhabir: Oğuzhan Sarı




