Yer Bilimci Naci Görür, İstanbul’da beklenen büyük depremle ilgili yeni değerlendirmelerde bulundu. Deprem riskinin devam ettiğini vurgulayan Görür, tartışılması gereken asıl konunun depremin tarihi değil, insanların nasıl hayatta kalacağı olduğunu söyledi.

Deprem Dirençli Kentler Vurgusu

Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu ve geçmişte yaşanan büyük depremlerde on binlerce insanın hayatını kaybettiğini hatırlatan Görür, deprem dirençli kentlerin oluşturulmasının zorunluluk haline geldiğini belirtti.

Hatay'daki meslek lisesi geçen yıl 51 milyon lirayı aşkın ciroya ulaştı
Hatay'daki meslek lisesi geçen yıl 51 milyon lirayı aşkın ciroya ulaştı
İçeriği Görüntüle

Görür, deprem dirençli kent kavramının yanlış anlaşıldığını ifade ederek, bu tür kentlerin hiç zarar görmeyen yerleşim alanları anlamına gelmediğini söyledi. Deprem sırasında oluşabilecek hasarın en aza indirilmesi gerektiğini vurgulayan Görür, insanların can kaybı yaşamadan afetleri atlatabilmesinin temel hedef olması gerektiğini dile getirdi.

“Depremin ne zaman olacağını değil, insanların nasıl hayatta kalacağını konuşmalıyız. Depremde insanların ölmemesi gerektiğini konuşmalıyız.”

İstanbul Depremi İçin Olasılık Revize Edildi

İstanbul’da büyük bir deprem beklendiğini belirten Görür, depremin kesin tarihinin bilimsel olarak öngörülemeyeceğini söyledi.

1999 Marmara Depremi’nin ardından yapılan araştırmalarda, İstanbul’da 30 yıl içerisinde büyük bir deprem meydana gelme olasılığının yüzde 60’ın üzerinde hesaplandığını hatırlatan Görür, sonraki bilimsel çalışmalarla bu oranın revize edildiğini açıkladı.

Yeni değerlendirmelere göre büyük deprem olasılığının yüzde 48 seviyesine gerilediğini belirten Görür, buna rağmen riskin halen yüksek olduğuna dikkat çekti. Görür, bilimsel çalışmaların depremin zamanını değil, risk düzeyini ortaya koyduğunu ve hazırlıkların bu doğrultuda yapılması gerektiğini ifade etti.

Kentsel Dönüşüm Tek Başına Yeterli Değil

Deprem hazırlığının yalnızca kentsel dönüşüm projeleriyle sınırlı tutulamayacağını söyleyen Görür, deprem dirençli kent anlayışının çok daha kapsamlı bir süreç olduğunu belirtti.

Kentlerin yönetim yapısından altyapısına, yapı stokundan ekonomisine kadar birçok unsurun birlikte ele alınması gerektiğini kaydeden Görür, yollar, köprüler, tüneller, barajlar ve diğer kritik altyapı unsurlarının da deprem dayanıklılığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Devlet Eliyle Kapsamlı Bir Çalışma Gerekli”

Görür, Türkiye genelinde deprem dirençli kentlerin oluşturulabilmesi için merkezi düzeyde koordinasyon sağlanması gerektiğini belirterek, bu amaçla özel bir bakanlık kurulmasını önerdi.

Uzun vadeli planlama ve yeterli bütçeyle 10 ila 15 yıl içerisinde ülkenin deprem dirençli hale getirilebileceğini ifade eden Görür, vatandaşların can güvenliğinin sağlanmasının devletin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı.

Muhabir: Ayşe Yöney