SAKARYA (AA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ve Sakarya Üniversitesi (SAÜ) işbirliğinde 'Sapanca Gölü Havzası'nın Sürdürülebilir Yönetimi Çalıştayı' gerçekleştirildi.
SAÜ Esentepe Kampüsü'ndeki çalıştaya Sakarya Valisi Rahmi Doğan, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, ilçe kaymakamları, kent protokolü ve akademisyenler katıldı.
Çalıştay öncesi konuşan Turan, kasım ayından bu yana bakanlıklar ve kurumlar işbirliğinde kuraklığa karşı mücadele için çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Bakanlığın havza yönetimi, alternatif su kaynakları, gri su geri kazanım ve enerji teşvikleri gibi alanlarda çalışmalar gerçekleştirdiğine değinen Turan, bakanlığın yerel yönetimlerin kayıp ve kaçağı önlenmesine yönelik destek sağladığını anlattı.
Turan, suyun stratejik önemine dikkati çekerek, 'Yakın gelecekte su, iklim değişikliği nedeniyle stratejik bir kaynak olarak yönetmemiz gereken, hava gibi asli bir yaşam kaynağı olduğunu unutmadan, bireysel olarak da vatandaşlarımıza bu farkındalığı oluşturacak şekilde çalışmalar gerçekleştirmemiz gerekiyor.' dedi.
- '6 bin civarında kaçak yapı tespit ettik'
Vali Doğan, çalıştaydaki konuşmasında, Sapanca Gölü'nün iki şehre de can veren kıymetli havza olduğunu, öncelikle durumunu tespit edip daha sonra çözüm yollarının aranması gerektiğini ve bu etkinliğin de bunu sağlayacağını ifade etti.
Kuraklıktan, yeraltı sularının çekilmesi, yanlış kullanım, suya gelen rezerv ve Sapanca Gölü'nü dolduran sularda sıkıntı yaşandığına işaret eden Doğan, gölün etrafında çirkin yapılaşma olduğunu da dile getirdi.
Doğan, tespitlerine göre 6 bin civarında kaçak yapının bulunduğunu bildirerek, 'Bungalov diye tabir ettiğimiz bu yapılar doğal sit, kıyı kenar çizgisi, dere yatakları, orman ve hazine arazileri ile özel mülk de içerisinde olmak üzere 6 bine yakın kaçak, izinsiz, ruhsatsız, imarsız, iskansız yapılar var. İçerisinde yaşayan insan sayısını göz önüne aldığınızda hem tüketimi hem çevreye vermiş olduğu kirliliği birlikte değerlendirdiğimizde ciddi tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz aşikardır.' ifadelerini kullandı.
Göl, şehrin ihtiyaçları için ve coğrafya ile doğayı koruyarak kullanıldığında turizm geliri sağlayacağını vurgulayan Doğan, orantısız şekilde kullanıldığı takdirde hem havzanın hem de gölün içerisindeki suyun kirleneceğinin altını çizdi.
Doğan, kaçak yapılarla ilgili adım adım mevzuatın gerektirdiği tüm adımları uyguladıklarını belirterek, 'İlk önce tespitlerini, sonrasında bunlarla ilgili kanunun ön gördüğü cezai işlemleri yaptık. Şu an da ikinci cezai işlemler gerçekleştiriliyor ve sonra bu yapıların yıkılması için tebligatlar yapılacak. Kendileri yıkarsa yıkacak, yıkmazlarsa da yıkmak durumunda kalacağız.' diye konuştu.
- 'Kayıp oranını indirmek için 2025'te 253 kilometrelik içme suyu hattı yeniledik'
Sakallıoğlu da Sapanca Gölü ve havzasının çok yönlü bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
'Sapanca Gölü sadece bir içme suyu kaynağı değil, yaşam alanı, turizm ve rekreasyon alanının cazibe merkezi ve içerisinde bulunan doğal güzelliklerle şehrimizin göz bebeğidir.' diyen Sakallıoğlu, göl havzasının, çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Sakalloğlu, kuraklık, değişen iklim koşulları, artan su talebi, insani faaliyetlerin artması ve kirlilik baskısının gölün geleceğini tehdit ettiğini, SASKİ olarak gölü tüm etkenlere karşı korumak için yatırımları sürdürdüklerini anlattı.
Su kayıp oranını minimum seviyeye indirmek için 2025 yılında 253 kilometrelik içme suyu hattı yenilediklerini bilgisini veren Sakallıoğlu, 13 milyon avro değerinde bir proje ve 1 milyar liralık ek yatırımla 7 ilçede altyapı yenileme çalışmalarıyla su tasarrufu sağlanacağını söyledi.
Rektör Al, dünyanın, Türkiye'nin ve bölgenin en önemli sorunlarından birisi olan su yönetimi için düzenlenen çalıştayın, kurumlar arası işbirliğinin güzel bir örneği olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin su kaynakları konusunda riskli bir ülke olduğuna işaret eden Al, 'Geldiğimiz noktada suyun en kıt kaynaklardan birisi olduğunun farkındayız. Çalıştayımızın verimli ve başarılı geçmesini diliyorum. İnşallah bu çalıştay bundan sonra da geleneksel hale gelerek uzun dönemli bir işbirliğinin sonucu olur.' şeklinde konuştu.
Çalıştayda çeşitli alanlardan bir araya gelen uzmanlar tarafından oluşturulan 9 çalışma gurubu ile yeraltı kaynakları, göl ekosistemi, havza koruma planları, sanayi faaliyetleri, dijital çözümler ve hukuki süreçler gibi konular ele alınıyor.




