ANKARA (AA) - İran ile İsrail ve ABD arasındaki çatışma, artık sadece konvansiyonel silahlarla değil, bitler ve baytlar üzerinden yürütülen 'beşinci cephede' şekilleniyor.

İran'ın enerji tesislerinden mobil ağlarına kadar uzanan geniş bir saldırı yüzeyinde, gelişmiş kalıcı tehdit (APT) grupları ve yapay zeka destekli sistemler aktif rol oynuyor.

CybertArs Üst Yöneticisi (CEO) Erdem Eriş, bu görünmez savaş ve teknik derinliği, askeri amaçlarla yapay zeka kullanımı ve siber güvenlik konularında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Günümüzde savaşın sadece fiziksel yıkım üretmediğini, aynı zamanda veri ve algoritma üzerinden stratejik üstünlük kurma mücadelesine dönüştüğünü belirten Erdem Eriş, siber cephede yürütülen mücadelenin çeşitli katmanlarda gerçekleştiğini vurguladı.

Eriş, devlet destekli aktörlerin altyapılara sızarken, eş zamanlı olarak psikolojik harp operasyonlarının toplumun dijital dünyasını hedef aldığını söyledi.

Özellikle ABD ve İsrail'in operasyonel kabiliyetlerine dikkati çeken Eriş, şu değerlendirmede bulundu:

'ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) İran'a yönelik operasyonlarda yapay zeka destekli analiz sistemlerini aktif kullandığı biliniyor. Yapay zeka modelleri, istihbarat analizi, hedefleme değerlendirmesi ve veri yoğunluklu karar süreçlerinde kritik rol oynuyor. Öte yandan, İsrail siber güçlerinin İran'da milyonlarca kişinin kullandığı bir mobil uygulamayı ele geçirerek propaganda mesajları göndermesi, artık savaşın cep telefonlarının içine kadar taşındığını gösteriyor. Devlet haber ajanslarının ve medya sitelerinin eş zamanlı hacklenmesi ise doğrudan algı ve psikolojik üstünlük hedefli operasyonlara işaret ediyor. Yani görünmeyen cephede, enerji santrallerinden medya portallarına, askeri ağlardan mobil uygulamalara kadar geniş bir saldırı yüzeyi söz konusu.'

Siber dayanıklılık ve ulusal güvenlik ilişkisi

Siber cephede yaşanan bu gelişmelerin, küresel güvenlik mimarisi için kritik mesajlar barındırdığını ifade eden Eriş, yapay zekanın artık savaşın 'karar destek motoru' haline geldiğini belirtti.

Eriş, ancak bu durumun teknoloji bağımlılığı ve tedarik zinciri risklerini de beraberinde getirdiğini dile getirdi.

Siber cephede üç katmanlı bir mücadele bulunduğunu aktaran Eriş, şunları kaydetti:

'Birincisi devlet destekli ileri seviye tehdit aktörleri (APT'ler), kritik altyapılara sızma, kalıcı erişim sağlama ve istihbarat toplama faaliyetleri yürütüyorlar. Yapay zeka destekli analiz ve karar sistemleri artık operasyonel planlamanın parçası. İkinci olarak algı ve psikolojik harp operasyonları ile mobil uygulamaların ele geçirilmesi, push bildirimlerle propaganda yapılması, medya sitelerinin ana sayfalarının değiştirilmesi geliyor. Amaç, toplumda güven ve otorite algısını zayıflatmak. Üçüncü adım ise siber suç ekosistemi. Kriz ortamını fırsata çevirerek oltalama, fidye yazılımı ve sahte bağış kampanyaları artırılıyor.'

Ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Gelinen noktada siber dayanıklılığın, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Eriş, bu tablodan üç kritik mesaj çıkarılabileceğini ifade ederek, şu analizde bulundu:

'Yapay zeka artık savaşın karar destek motoru. Ancak burada tedarik zinciri riski ve teknoloji bağımlılığı ciddi bir kırılganlık oluşturuyor. Bir teknoloji şirketiyle yaşanan siyasi gerilim, sahadaki askeri operasyonu etkileyebilecek seviyeye gelebiliyor. Siber savaş artık yalnızca altyapıyı değil, toplumsal algıyı hedef alıyor. Mobil uygulama hackleri ve medya manipülasyonu bunun en net göstergesi. Siber dayanıklılık, ulusal güvenliğin ayrılmaz parçası haline geldi. Fiziksel olarak çatışmanın tarafı olmasanız bile, dijital ekosistemin parçasıysanız etkilenebilirsiniz. Türkiye açısından bakarsak enerji, finans, telekom ve kamu altyapılarında 'tasarımdan itibaren güvenlik' (security-by-design) yaklaşımı, Siber Olaylara Müdahale Ekipleri'nin (SOME) olgunluğu ve tedarik zinciri risk yönetimi artık stratejik zorunluluktur. Siber alan artık destek unsuru değil, doğrudan savaşın eş zamanlı yürütülen cephesidir. Ve bu cephede üstünlük, yalnızca teknik kapasiteyle değil, yönetişim, denetlenebilirlik ve stratejik teknoloji bağımsızlığıyla sağlanır.'

Arktik bölgesine ilgi, buzlu sularda yolu açan buzkıran gemilere ihtiyacı artırıyor
Arktik bölgesine ilgi, buzlu sularda yolu açan buzkıran gemilere ihtiyacı artırıyor
İçeriği Görüntüle


Muhabir: Firdevs Bulut Kartal

Kaynak: AA