Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 69,6 artarak 2,5 milyar doları aşarken, bu ticaretin önemli bir bölümü Hatay üzerinden gerçekleşti. Cilvegözü ve Yayladağı başta olmak üzere faal sınır kapılarındaki yoğunluk, kentin hem ticari hem de lojistik önemini bir kez daha ortaya koydu. 2025’te kara sınır kapılarından geçen yolcu sayısının 2,3 milyona yaklaşması, Hatay hattındaki hareketliliğin boyutunu da gözler önüne serdi.

HATAYLI FİRMALAR SURİYE PAZARINA YENİDEN YÖNELDİ

İhracatta özellikle hububat, bakliyat, yağlı tohumlar, gıda ürünleri, inşaat malzemeleri, mobilya, demir-çelik ve makine sektörleri öne çıkarken, bu alanlarda faaliyet gösteren Hataylı firmalar Suriye pazarına yeniden güçlü şekilde yönelmeye başladı. Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde temel ihtiyaçlara yönelik ürünlerin yanı sıra sanayi ve altyapı yatırımlarına dönük malzemelerin de büyük ölçüde Hatay üzerinden sevk edilmesi bekleniyor.

DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya’nın da vurguladığı gibi, siyasi istikrarın güçlenmesi ve yaptırımların gevşemesiyle birlikte ticaret daha öngörülebilir ve güvenli bir zemine oturuyor. Bu tablo, sınırın sıfır noktasındaki Hatay için yalnızca ihracat artışı değil, aynı zamanda istihdam, lojistik yatırımları ve sanayi hareketliliği anlamına geliyor.

SURİYE'NİN YENİ İMARINDA HATAY KRİTİK NOKTADA

Hatay'da asayiş operasyonu: 6 kişi yakalandı
Hatay'da asayiş operasyonu: 6 kişi yakalandı
İçeriği Görüntüle

Uzun yıllar kapalı kalan sınır kapılarının yeniden faaliyete geçmesi, gönüllü geri dönüşlerin hızlanması ve ticaretin ivme kazanmasıyla Hatay, Suriye’nin yeniden imarında doğal bir üs konumuna yükseliyor. İş dünyası, önümüzdeki dönemde ticaretin yanı sıra Türk yatırımcıların da Suriye’de sanayi ve altyapı projelerine yönelmesini, bu sürecin en güçlü yansımalarının ise yine Hatay’da hissedilmesini bekliyor.

Hataylı ihracatçılar ve sınır esnafı açısından Suriye’deki istikrar, yalnızca ekonomik değil, sosyal ve bölgesel normalleşmenin de anahtarı olarak görülüyor. Yeni dönemin, iki ülke arasında “kazan-kazan” anlayışıyla şekillenen bir ticaret iklimini kalıcı hale getirmesi umut ediliyor.

Muhabir: Hasan Sarp