ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Çocukluğundan bu yana bir tür karaciğer hastalığıyla mücadele eden ve tedavi gördüğü hastanede 45 yaşında vefat eden Antalya Cumhuriyet Savcısı Gadem Taş, ömrünü hem adalete hem de çocuk ve yaşlıların iyiliğine adamıştı.
Manavgat ilçesi Beşkonak Mahallesi Yardibi mevkisinde 1981'de dünyaya gelen Taş, çocukluğundan itibaren karaciğer içindeki safra kanallarının genişlemesi, kist ve enfeksiyonla kendini gösteren 'Caroli' hastalığıyla mücadele etti.
Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Taş, birçok ameliyatın yanı sıra iki kez böbrek ve karaciğer nakli oldu, safra kesesi ve dalağı alındı.
Taş, Cumhuriyet savcısı olarak Gümüşhane, Burdur ve Antalya'nın Korkuteli ilçesi ile Antalya Adliyesinde görev yaptı.
Tedavi gördüğü hastanede 45 yaşında hayatını kaybeden Taş'ın iyiliğe adanan hayatını ailesi ve meslektaşları anlattı.
Taş'ın ağabeyi Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş, AA muhabirine, Toroslar'ın eteklerinde dünyaya geldiklerini, kardeşinin hayatının zorlu bir mücadeleyle geçtiğini söyledi.
Doğuştan gelen genetik hastalığı nedeniyle damarlarının sürekli taş yaptığını, sonrasında ise enfeksiyon, yüksek ateş olduğunu dile getiren Taş, 'Hayatı boyunca yılda üç, dört kez en az bir hafta hastanede yatardı. Hastalığı nedeniyle babamın okutmak istememesine rağmen mücadele etti, hukuk fakültesi okudu. Amansız hastalığına rağmen mesleğinde kendini çok iyi yetiştirdi. Vicdanlıydı, hep kanun adamıydı. Haksızlığa dayanamazdı. Her zaman doğrunun yanındaydı. Aracında her zaman yaşlılar ve çocuklar için hediye taşırdı.' diye konuştu.
Kardeşinin her zaman köylülerden alışveriş yaptığını ifade eden Taş, çocuk savcılığı döneminde istismara uğrayan çocukların evlerini ziyaret edip ailelerle görüştüğünü anlattı.
Taş, kardeşinin 'Bir gün ölürsem tüm birikimimi eğitime bağışlayın' diye vasiyet bıraktığını vurgulayarak evini, aracını satacaklarını ve tüm birikimlerini isminin yaşatılacağı eğitim kurumuna bağışlayacaklarını söyledi.
Kardeşinin iyi insan olmak için uğraştığını anlatan Taş, şunları kaydetti:
'İki kez böbrek nakli ve karaciğer nakli yapıldı, safra kesesi ve dalağı alındı. Ömür boyu ilaç kullandı. Hastalığına rağmen başarıdan başarıya koştu. En iyi hukukçu, en iyi insan olmaya çalıştı. Sürekli okur, araştırır, doğaya, canlılara, çocuklara, yaşlılara ayrı önem verirdi. Hastalığına rağmen hiçbir zaman işini aksatmadı. Hayalleri, yaşama sevinci vardı. Vefat ettiğinde de aracı çocuklar ve yaşlılar için hediyelerle doluydu. İnsanlara hediye vermeyi çok severdi.'
Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ramazan Yılmaz ise Gadem Taş'ın çok ince düşünen, insana dört mevsimi yaşatan, hukuktan hiç ayrılmayan ender insanlardan biri olduğunu ifade etti.
- 'İddianameyi özenle hazırlardı, işinde aşırı titizdi'
Mesai arkadaşlarından Hakim Coşkun Gök de Gadem Taş ile 17 sene birlikte çalıştıklarını, savcının disiplinli, titiz, temiz ve pozitif biri olduğunu söyledi.
Savcının hep hayallerinin olduğunu anlatan Gök, 'İnsanlara yardımcı olurdu. Aracında hep hediyeler olur, nereye gitsek onları dağıtırdı. Kimin hastanede işi olsa çözer, yeni atananlara ev bulurdu. Herkese yemek ısmarlamayı severdi. İddianameyi özenle hazırlardı, işinde aşırı titizdi. Hiç ölmeyecek gibi pozitifti ama öleceğinin de bilincindeydi. Kendisinin defnedildiği yeri çok önceden ayarladı, ne zaman gitsek otlarını temizlerdi, kimseye yük olmayı sevmezdi.' ifadelerini kullandı.
- Cenazesine gelecek arkadaşları için önceden yemek parası ödemiş
Korkuteli'de birlikte çalıştığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Tünay da 2011'de Korkuteli'ne ilk atandığında Gadem Taş'ın kendisini arayıp ihtiyacının olup olmadığını sorduğunu anlattı.
Savcının çalışkan ve iyi bir hukukçu olduğunu dile getiren Tünay, şunları ifade etti:
'Tez canlı, ele avuca sığmaz kişiliği vardı. Caroli hastalığından intikam alır gibi yaşadı ömrünü. Hayatı, tabiatı, insanları sevdi. Cenazesinde ısrarla yemek yememizi istediler, çok üzgün olduğum için geri çevirdim. Dönerken yolda dinlenme tesisinde mola verdiğimizde ortak arkadaşımız Ramazan Yılmaz beni uyardı. 'Mustafa Ankara'dan gelir, aç dönmesin' diye Gadem, restorana yemeğin parasını önceden ödemiş dedi. Gadem ağabey bu dünyadan göçerken bile son hesabımı ödemiş.'





