Hürmüz’de Müzakere Krizi
ABD ile İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yürütülen diplomatik temaslar, ilk etapta iyimser bir zeminde ilerlese de Hürmüz Boğazı’nın statüsü konusunda yaşanan sert görüş ayrılığı nedeniyle kritik bir tıkanma noktasına geldi. İran tarafının boğazdan geçen her gemi için Tahran’dan onay alınması şartını masaya taşıdığı, ABD heyetinin ise bu talebi uluslararası seyrüsefer serbestisine aykırı bularak reddettiği bildirildi. Taraflar arasında artan gerilim, bölgedeki enerji güvenliği, askeri dengeler ve geçici ateşkesin geleceği açısından yeni bir belirsizlik alanı oluşturdu.
İslamabad’da tansiyon yükseldi
Müzakereler, ABD ile İran arasında son dönemin en kritik diplomatik başlıklarından biri olarak öne çıkarken, görüşmelerin Pakistan’ın ev sahipliğinde yapılması sürece bölgesel bir ağırlık da kazandırdı. Diplomatik kaynaklara yansıyan bilgilere göre taraflar, başlangıçta uzlaşma zemini arasa da Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve kullanım şartları, masadaki en sert anlaşmazlık başlığına dönüştü.
İran’ın, boğazdan geçen her gemi için kendi onay mekanizmasının işletilmesini istemesi, Washington cephesinde kabul görmedi. ABD heyeti, söz konusu talebin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda küresel ticaret ve enerji nakil hatları bakımından da ciddi sonuçlar doğurabileceği görüşünü dile getirdi.
Krizin merkezinde Hürmüz Boğazı var
Dünyanın en kritik enerji geçiş hatlarından biri olarak görülen Hürmüz Boğazı, bu kez yalnızca bölgesel değil küresel bir diplomatik kriz başlığı haline geldi. İran’ın bu alandaki denetim talebini “kırmızı çizgi” düzeyinde savunduğu, ABD’nin ise bunun mevcut uluslararası deniz geçiş rejimiyle bağdaşmadığını öne sürdüğü aktarıldı.
Bu nedenle müzakerelerde yaşanan tıkanmanın yalnızca teknik bir ayrıntıdan kaynaklanmadığı, tarafların güvenlik, egemenlik ve caydırıcılık anlayışlarının doğrudan çatıştığı bir eşik oluştuğu değerlendiriliyor.
İran’dan ilk sert mesaj
İran cephesinden müzakerelerin ardından gelen ilk açıklamada, ABD’nin masaya “aşırı taleplerle” geldiği vurgulandı. İranlı müzakere heyetinin, askeri kazanımlardan geri adım atılmayacağı yönünde net bir duruş sergilediği ifade edildi.
“ABD’nin aşırı talepleri var.”
Bu açıklama, Tahran’ın yalnızca diplomatik bir pazarlık yürütmediğini, aynı zamanda son dönemde elde ettiğini düşündüğü siyasi ve askeri kazanımları koruma refleksiyle hareket ettiğini gösterdi.
Pezeşkiyan’dan iç kamuoyuna güçlü mesaj
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da Pakistan’daki temaslara ilişkin yaptığı değerlendirmede, heyetin ülke çıkarlarını savunmak üzere görev yaptığını belirtti. Pezeşkiyan’ın açıklamaları, hem müzakere masasındaki kararlılığı hem de iç kamuoyuna verilen siyasi güven mesajını öne çıkardı.
“Pakistan’da bulunan üst düzey İran heyeti, tüm varlığıyla İran’ın çıkarlarını korumakta ve bu doğrultuda cesurca müzakere edecektir.”
Pezeşkiyan ayrıca, müzakerelerin sonucundan bağımsız olarak hükümetin halkın yanında olacağını vurgulayarak sürecin yalnızca dış politika değil, iç siyasi denge açısından da dikkatle yönetildiğini ortaya koydu.
İran 10 maddelik paketi iletti
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin açıklamasına göre, İran tarafı değerlendirme, talep ve görüşlerini içeren 10 maddelik bir öneri paketini Pakistan tarafına iletti. Pakistanlı yetkililerle yapılan görüşmelerin 2 ila 2,5 saat sürdüğü ve temasların devam ettiği bildirildi.
Bu öneri paketinin, ateşkesin çerçevesi, savaş tazminatı, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol başlıklarını içerdiği kaydedildi. Böylece İran’ın sadece mevcut kriz başlığında değil, daha geniş bir bölgesel denklem içinde pazarlık yürüttüğü görüldü.
ABD heyetine Vance liderlik ediyor
İslamabad’daki görüşmelerde ABD tarafını Başkan Yardımcısı JD Vance’in başkanlığındaki heyet temsil ediyor. Heyette Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’in de yer aldığı belirtildi.
İran tarafında ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın liderliğinde; Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan, İran Merkez Bankası Başkanı ve bazı milletvekillerinin bulunduğu aktarıldı.
Heyetlerin profili, görüşmelerin sıradan diplomatik temasların ötesinde; siyasi, güvenlik ve ekonomik boyutları olan çok katmanlı bir müzakere sürecine dönüştüğünü gösterdi.
Şahbaz Şerif iki tarafla da görüştü
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in, resmi görüşmeler öncesinde hem İran hem de ABD heyetiyle ayrı ayrı bir araya gelmesi dikkat çekti. Şerif’in önce İran heyetini, ardından ABD heyetine başkanlık eden JD Vance’i kabul ettiği belirtildi.
Bu temaslar, Pakistan’ın süreçte yalnızca ev sahibi değil, aynı zamanda kolaylaştırıcı ve dengeleyici bir rol üstlenmeye çalıştığı şeklinde yorumlandı. Özellikle Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın mesaj trafiğinin sürmesi için çaba gösterdiği bilgisi, diplomatik kanalların tamamen kapanmadığını ortaya koydu.
Yeni tur için kritik saatler
Müzakerelerdeki sert kırılmaya rağmen diplomatik temasların tamamen sona ermediği bildirildi. İran medyasında yer alan bilgilere göre taraflar arasında yeni bir müzakere turunun bu gece ya da yarın sabah yapılması bekleniyor. Ayrıca bazı başlıklarda yazılı metin alışverişinin başladığı da ifade edildi.
Bu gelişme, tarafların kamuoyu önünde sert açıklamalar yapsa da masa devrilmeden yeni formüller aramaya devam ettiğini gösteriyor. Özellikle enerji güvenliği ve askeri gerilim bakımından kritik sonuçlar üretebilecek bu temasların, önümüzdeki saatlerde daha da önem kazanması bekleniyor.
Ateşkesin geleceği de masada
Süreç, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle bölgesel savaş atmosferine dönüşen gerilimin ardından yeni bir evreye taşındı. ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Nisan’da, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini duyurduğu aktarılmıştı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin ise nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasını hedeflediği belirtildi. Ancak Hürmüz konusunda uzlaşma sağlanamaması, geçici ateşkesin kalıcılığa dönüşme ihtimalini zayıflatabilecek en önemli risklerden biri olarak görülüyor.
İran’ın kırmızı çizgileri netleşti
İran devlet televizyonuna yansıyan bilgilere göre Tahran yönetimi, Pakistan Başbakanı’na kendi “kırmızı çizgilerini” iletti. Bu başlıklar arasında Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol, savaş tazminatlarının ödenmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve bölge genelinde kapsamlı bir ateşkes yer aldı.
Bu tablo, İran’ın müzakereleri yalnızca kısa süreli bir çatışma durdurma adımı olarak değil, savaş sonrası bölgesel düzenin yeniden tanımlanacağı daha büyük bir siyasi pazarlık olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Bölgeyi ne bekliyor?
İslamabad’daki görüşmelerden çıkacak sonuç, yalnızca ABD ile İran arasındaki ilişkileri değil, Körfez hattındaki enerji akışını, küresel petrol piyasalarını ve bölgedeki askeri denklemi doğrudan etkileyebilir. Hürmüz Boğazı gibi stratejik bir başlıkta yaşanan anlaşmazlık, tarafların diplomatik çözüm arayışını zora sokarken aynı zamanda yeni bir kriz dalgası riskini de artırıyor.
Önümüzdeki tur görüşmelerin seyri, ateşkesin sürüp sürmeyeceği ve İran’ın 10 maddelik teklifine Washington’un nasıl yanıt vereceği, bölgesel gerilimin yönünü belirleyecek temel başlıklar arasında yer alıyor.






