VIYANA (AA) - Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler arasında iktidarını en uzun süre koruyan lider Orban'ın karşı karşıya olduğu bu seçim, sadece Macaristan için değil, AB ve bölgedeki sağ ve aşırı sağ partilerin geleceği açısından da kritik görülüyor.
Seçim sonuçlarının, Macaristan'ın Brüksel ile ilişkilerinin yönünü doğrudan belirleyebileceği, aynı zamanda Avrupa'daki sağ hareketler için dönüm noktası niteliği taşıdığı değerlendiriliyor.
Anketlerde muhalefet önde görünüyorMuhalefetin önde göründüğü çoğu anket, Orban'ın 16 yıllık iktidarında ilk kez bu ölçekte bir yenilgi riskiyle karşı karşıya bulunduğu yorumları yapılmasına neden oluyor.
21 Research Center tarafından 23-28 Mart'ta yapılan ankete göre, Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi kararlı seçmenler arasında yüzde 56 destek alırken, Orban'ın Fidesz Partisi yüzde 37'de kaldı.
Zavecz Research'in aynı dönemde yayımladığı bir başka ankette ise Tisza'nın yüzde 51, Fidesz'in yüzde 38 seviyesinde olduğu görüldü.
Nezopont Enstitüsünün şubatta yaptığı ankete göre de Fidesz yüzde 46, Tisza yüzde 40 oy alıyor.
Ülkede yapılan anketlerin ortalamasına göre, Magyar liderliğindeki Tisza'nın, Fidesz'i geçmesi bekleniyor.
Dış politika seçimlerin ana gündemini oluşturuyorOrban, Avrupa'nın Rus enerjisine olan ihtiyacının göz ardı edilemeyeceğini savunurken, AB'yi Ukrayna'daki savaşı sürdürmeye çalışmakla suçluyor.
Macaristan, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda izlediği politika nedeniyle AB içinde en fazla eleştirilen ülkelerden biri haline geldi.
Budapeşte yönetimi, AB'den Ukrayna'ya sağlanan mali ve askeri destek ile Rus enerjisine yönelik yaptırımları bloke ederek Brüksel'e sık sık cephe alıyor.
Orban hükümeti, son olarak AB'nin Ukrayna'ya yönelik 90 milyar avroluk kredisini veto etti. Budapeşte yönetimi bu kararına gerekçe olarak, Drujba boru hattı üzerinden Macaristan'a gelen petrol akışına yönelik kısıtlamayı gösterdi.
Birçok AB ülkesinin lideri, Orban'ı 'Rusya yanlısı' bir politika izlemekle eleştirirken, Macaristan'ın AB'de karar alma süreçlerini zorlaştıran bir aktör haline geldiğini söylüyor.
Magyar, seçimi 'Avrupa'nın demokratik toplumları' için bir 'referandum' olarak görüyorOrban'ın karşısındaki en güçlü aday olan Peter Magyar ise AB ile ilişkilerin güçlendirilmesini, Macaristan'ın 'Batı ile daha uyumlu' ve Rusya ile 'daha pragmatik' bir dış politikaya dönmesi gerektiğini savunuyor.
Uzun yıllar Fidesz içinde yer alan Magyar, 2024'te yaşanan siyasi kriz sonrası partiden ayrılarak kısa sürede muhalefetin en önemli figürü haline geldi.
Eski bir diplomat ve hukukçu olan Magyar, 3 Nisan'da Associated Press'e (AP) verdiği demeçte, seçimlerin, Macaristan'ın 'Doğu'daki otokratik rejimlere' doğru sürüklenmeye devam edip etmeyeceği ya da 'Avrupa'nın demokratik toplumları' arasındaki yerini geri alıp alamayacağına dair bir 'referandum' niteliğinde olacağını söyledi.
Magyar, Macar halkının büyük bölümünün AB ve NATO üyeliğini ülkenin güvenliği ve refahı açısından temel gördüğünü belirterek, 'Macar halkı ülkenin bir Rus uydusu olmasını istemiyor.' dedi.
Orban'ın yeniden kazanması halinde AB ile gerilimin devam etmesi beklenirken, seçimin muhalefetin zaferiyle sonuçlanması durumunda ise Macaristan'ın AB ile ilişkilerinde normalleşme sürecine girilebileceği öngörülüyor.
Seçim sonucu Avrupa siyasi iklimi için kritikOrban, yalnızca Macaristan'da değil, 'Avrupa'yı Yeniden Büyük Yap' (Make Europe Great Again) sloganıyla Avrupa'da da sağın öne çıkan isimlerinden biri.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, seçimde destek verdiğini duyurduğu Orban'a, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in de 7-8 Nisan'da Budapeşte'yi ziyaret ederek destek vermesi bekleniyor.
Öte yandan Ukrayna'daki savaşın başlamasından bu yana Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birçok kez bir araya gelen Orban'ın liderliğindeki Macaristan, Moskova yönetimiyle de arası en iyi olan AB ülkesi konumunda bulunuyor.
Budapeşte'de düzenlenen Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) video mesajla katılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Orban'ın 'güvenlik, emniyet ve istikrarı' temsil ettiğini belirterek, seçimlerde ona destek verdiğini açıkladı.
Avrupa'nın farklı ülkelerinden sağ ve aşırı sağ partilerin liderleri de Budapeşte'deki konferansta Orban'a destek mesajları verdi.
Macaristan seçimlerinde olası iktidar değişimi, özellikle AB içerisinde kırılma yaşanabileceğine işaret ediyor.
Ukrayna'ya mali ve askeri destek fonları ile Rusya'ya yönelik yaptırımları veto eden Orban yönetiminin değişmesi, AB içerisinde Brüksel'in politikalarına karşı çıkan cephenin zayıflayabileceği ve Ukrayna'ya yönelik 90 milyar avroluk AB kredisinin onaylanması ihtimalini ortaya çıkarıyor.
İktidar değişimi ayrıca, göç, ulusal egemenlik, Ukrayna'ya sağlanan destek, Rusya'ya yönelik yaptırımlar, enerji ve iklim politikaları gibi başlıklarda AB yönetimine eleştirel yaklaşımı da etkileyebilir. Bu başlıklarda Slovakya Başbakanı Robert Fico ve Çekya Başbakanı Andrej Babis ile benzer görüşlere sahip Orban'ın iktidardan uzaklaşması, AB'ye eleştirel yaklaşan bu çizgiyi zayıflatabileceği yorumlarının yapılmasına neden oluyor.
İktidar değişiminde, siyasi krizler yaşanabilirÖte yandan, 2025 sonunda parlamentonun, cumhurbaşkanının görevden alınmasını zorlaştıran bir düzenlemeyi kabul etmesi, olası bir iktidar değişiminde siyasi kriz yaşanması ihtimalini gündeme taşıdı.
Uzmanlar, bu tür düzenlemelerin Orban sonrası dönemde devlet mekanizması üzerindeki etkinin sürdürülmesine yönelik adım olabileceğini savunuyor.
Politico internet sitesinde 3 Nisan'da yayımlanan haberde, Orban'ın 16 yıllık iktidarı boyunca kilit kamu kurumlarına 'yerleştirdiği' sadık isimlerin, olası bir iktidar değişimi durumunda yeni hükümetin bütçe ve yasa süreçlerini engelleyebilecek güçlü yetkilere sahip olmayı sürdüreceği iddia edildi.
Haberde, Anayasa Mahkemesi, bütçe konseyi ve cumhurbaşkanlığı makamı gibi yapılar üzerinden, yeni başbakanın yasama ve yürütme süreçlerinde ciddi zorluklarla karşılaşabileceği belirtiliyor.
Ayrıca birçok kritik alanda değişiklik yapılabilmesi için üçte iki parlamento çoğunluğu gerektiği, bu durumun yeni bir hükümetin etkili şekilde yönetim kurmasını zorlaştırabileceği öne sürülüyor.
Tüm bu ihtimaller doğrultusunda 12 Nisan'daki seçimlerin, Macaristan'ın ötesinde, Avrupa siyasetinde ve AB içerisinde de önemli sonuçlar doğurması bekleniyor.
Reporter: Salih Okuroğlu




