Taşar, açıklamasında vatandaşlarla birlikte yalnızca bir basın açıklaması yapmak için değil, haklarını savunmak için bir araya geldiklerini belirtti. 6 Şubat 2023’te yaşanan 2023 Kahramanmaraş depremlerinin etkilerinin hâlâ sürdüğünü vurgulayan Taşar, deprem sonrası enkaz kaldırma sürecinde yeterli önlemlerin alınmadığını ve halk sağlığının olumsuz etkilendiğini ifade etti.

Beton santrali sürecini 7 Nisan’da öğrendiklerini dile getiren Taşar, o tarihten bu yana konuyu yakından takip ettiklerini, ilgili kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve itiraz dilekçelerini resmi makamlara sunduklarını söyledi. Taşar, sözleşmede belirtilenin aksine projenin geçici değil, kalıcı bir tesis olduğunun ortaya çıktığını iddia etti.
Tüm hukuki süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü belirten Taşar, itirazlara rağmen firmanın projeyi hayata geçirme ısrarını sürdürdüğünü öne sürdü. Açıklamada, projeye olumlu görüş veren kurumlara da çağrıda bulunularak, “Halkın sağlığı ve çevrenin geleceği göz ardı edilmemeli” denildi.
Bölgenin zeytinlik alan olduğuna dikkat çeken Taşar, kurulması planlanan tesisin hava, toprak ve su üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratacağını savundu. Tarım ve üretimin bölge halkı için temel geçim kaynağı olduğunu vurgulayan Taşar, beton santralinin bu yapıya zarar vereceğini ifade etti. Açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk’ün Yalova’daki “Yürüyen Köşk” örneğini hatırlatan Taşar, doğayı koruma anlayışının bu toprakların temel değeri olduğunu belirtti.

Samandağ’ın çeşitli mahallelerini de anan Taşar, bölgenin beton santraline teslim edilmeyeceğini ifade ederek, “Bu sadece bir tesis meselesi değil; bu, sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği meselesidir” dedi.
Basın açıklaması, vatandaşların “Beton santrali istemiyoruz” sloganlarıyla sona erdi.


