Oysa basın mensuplarına verilen kartın statüsü ve kamu kurumlarında sağladığı kolaylıklar açıkça mevzuatta yer alıyor.
Mevzuat Ne Diyor?
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yürütülen Basın Kartı Yönetmeliği, basın kartının resmî bir kimlik belgesi olduğunu açıkça tanımlıyor.
Basın Kartı Yönetmeliği’nin 4. maddesinde basın kartı;
“Basın mensuplarının görevlerini ifa ederken kamu kurum ve kuruluşlarında mesleklerini kolaylaştırıcı bir resmî kimlik belgesi”
olarak tanımlanıyor.

Eskiden Alınmıyordu, Şimdi Neden Alınıyor?
Hatay Havalimanı’nda geçmiş yıllarda basın kartı sahibi gazetecilerden otopark ücreti alınmadığı biliniyor. Benzer uygulamaların İzmir Adnan Menderes Havalimanı ve Çukurova Uluslararası Havalimanı ve birçok havalimanında için de geçerli olduğu ifade ediliyor.
Bu durum, gazeteciler arasında “Türkiye genelinde bir standart mı kaldırıldı, yoksa her havalimanı kafasına göre mi hareket ediyor?” sorusunu gündeme taşıdı.

Ücret Değil, Keyfîlik
Basın mensupları açısından asıl sorun, ücretin kendisinden çok belirsizlik ve keyfîlik. Aynı ülkede, aynı basın kartıyla bir havalimanında ücretsiz geçiş sağlanırken başka bir havalimanında ücret alınması, “eşitlik” ve “kurumsal ciddiyet” tartışmalarını doğuruyor.
Hatay özelinde yaşanan olay, kamuoyunu bilgilendirme yükü ağırlaşan basın çalışanlarının görevlerini yerine getirirken ek engellerle karşılaştığını da gözler önüne seriyor.
Sorun Kartta Değil, Uygulamada
DHMİ’ye bağlı birçok havalimanında Turkuaz Basın Kartı sahibi gazetecilerden otopark ücreti alınmazken, Hatay Havalimanı’nda yaşanan bu durum “uygulama birliği” tartışmasını gündeme getirdi.
Basın mensupları, mevzuatın açık olmasına rağmen personelin “bilgi eksikliği” gerekçesiyle ücret alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Kurum içi bilgilendirme eksikliğinin, basın mensuplarına maddi yük olarak yansıtılmasının hukuki ve idari açıdan sorunlu olduğuna dikkat çekiliyor.
Gözler Yetkililerde
Yaşanan olay sonrası Hatay Havalimanı yönetiminin nasıl bir adım atacağı merak edilirken, basın camiası açık bir çağrıda bulunuyor:
Mevzuat personelin inisiyatifine bırakılmamalı, uygulama Türkiye genelinde eşit ve net olmalı.



