Planda yer alan değerlendirmede, Türkiye’nin halen “su stresi” yaşayan ülkeler arasında bulunduğuna dikkat çekildi. İklim değişikliği, artan nüfus ve su kaynakları üzerindeki baskının devam etmesi halinde Türkiye’nin ilerleyen yıllarda “su kıtlığı çeken ülke” konumuna sürüklenebileceği uyarısı yapıldı.
Su kullanımında en büyük payı alan tarım sektörü, planın merkezine yerleşti. Türkiye’de toplam su kullanımının yüzde 79’unun tarımda gerçekleştiği belirtilirken, Devlet Su İşleri tarafından sulama altyapısının modernize edilmesi ve su verimliliğinin artırılması için çalışmaların hızlandırılacağı bildirildi. Tarımsal üretimde riskleri azaltmak amacıyla kısıntılı sulama programları, toprak neminin korunmasına dönük yöntemler, alternatif ürün planlamaları, kurak ve tuzlu koşullara uygun arazi ıslahı ve drenaj uygulamaları öne çıktı.
Planın en dikkat çeken başlıklarından biri ise tarımda arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı oldu. Düşük nitelikli sulama sularının, yani arıtılmış atık sular ve sulamadan geri dönen suların hangi koşullarda yeniden kullanılabileceğine ilişkin bilimsel ve teknik çalışmaların yürütüleceği kaydedildi.

Taşkınlarla mücadelede de yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Son yıllarda taşkınlar nedeniyle 5 milyar lirayı bulan maddi kaybın oluştuğu belirtilen planda, yalnızca yapısal önlemlerin değil yapısal olmayan tedbirlerin de yaygınlaştırılmasının zorunlu hale geldiği vurgulandı. Bu kapsamda 2030 yılına kadar tüm havzalarda yaygınlaştırılması hedeflenen Ulusal Taşkın Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi ile taşkınlara karşı 72 saat önceden tahmin yapılması amaçlanıyor. Sistem, yapay zekâ tabanlı yöntemlerle güçlendirilerek daha isabetli tahminler üretecek.
Yeraltı suları için de kapsamlı bir eylem dönemi başlıyor. Plana göre Su Kanunu hazırlıkları tamamlanacak, Yeraltı Suları Hakkında Kanun’da düzenlemeye gidilecek. Yeraltı sularının hem miktar hem kalite bakımından daha sıkı izleneceği süreçte, koruma tedbirlerini içeren yeraltı suyu eylem planı hazırlanacak. Ayrıca yeraltı suyu depolama tesisleri ile suni besleme yapıları inşa edilerek kaynakların desteklenmesi hedeflenecek.

Öte yandan, su tahsisi yapılan tüm tesislerde ölçüm ve izleme sistemleri yaygınlaştırılacak. Pestisit kaynaklı kirliliğin önlenmesi amacıyla izleme, takip ve denetim sistemi geliştirilecek. Evsel, kentsel ve endüstriyel atıksu arıtma tesislerinin tamamlanarak deşarj kriterlerine uygun işletilmesi sağlanacak. Ayrıca biyolojik filtrasyon sistemleri ve yenilikçi dezenfeksiyon yöntemleri gibi ileri su arıtma teknolojilerinin kullanımının artırılması hedefleniyor.
Plan, yalnızca mevcut su kaynaklarını korumayı değil, iklim krizinin yol açtığı ani ve sert hava olaylarına karşı yeni çözümleri de içeriyor. Aşırı yağışların oluşturduğu sağlık risklerinin azaltılması, mikroplastik ve mikrokirleticilerin neden olduğu su kirliliğinin önlenmesi, kuraklık tehdidi altındaki göller için eylem planlarının hazırlanması ve uygun alanlarda baraj-gölet yatırımlarının artırılması da yol haritasının başlıca başlıkları arasında yer aldı.

Özellikle dikkat çeken bir diğer hedef ise yerüstü su kaynaklarında buharlaşmanın azaltılması için yüzer GES ve benzeri uygulamaların yaygınlaştırılması oldu. Ayrıca taşkın ve sel sularının boşa akmasının önüne geçilerek, bu suların depolanması ve yeniden değerlendirilmesi planlanıyor.
Türkiye’nin 10 yıllık yeni su planı, bir yandan kuraklık ve su kıtlığı riskine karşı alarm verirken, diğer yandan tarımdan sanayiye, taşkın yönetiminden yeraltı sularına kadar çok geniş bir alanda daha kontrollü, daha teknolojik ve daha sürdürülebilir bir su yönetimi modeli hedefliyor.





