Paksoy, güvenli liman olarak görülen altının yalnızca fiyat artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, altının 5 bin 600 seviyelerine yükselirken jeopolitik riskler, küresel borç sürdürülebilirliği endişeleri ve tahvil piyasalarındaki baskıları önceden fiyatladığını ifade etti.
Altında son dönemde görülen geri çekilmeyi “doğal soluklanma ve kâr realizasyonu” olarak yorumlayan Paksoy, yüksek petrol fiyatları ile faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentisinin kısa vadede baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Merkez bankaları ve kurumsal yatırımcıların altın talebinin güçlü kalmaya devam ettiğini vurgulayan Paksoy, “Dünya normalleşmedikçe ve normalleşme süreci uzadıkça altın trend içinde kalacaktır. Ancak kısa vadeli satış baskısını doğru okumak gerekiyor” dedi.
Teknik görünümde 4 bin 450 seviyesinin kritik destek olduğunu belirten Paksoy, bu seviyenin kırılması halinde daha derin geri çekilmelerin gündeme gelebileceğini söyledi. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4 bin 750-4 bin 850 bandının aşılması durumunda 5 bin, 5 bin 600 ve üzeri yeni rekorların konuşulabileceğini kaydetti.

Küresel piyasaları da değerlendiren Paksoy, DAX endeksinin ABD borsalarına göre geride kalmasının Avrupa kaynaklı risklerin yakından izlenmesi gerektiğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye piyasalarına ilişkin konuşan Paksoy, gösterge tahvil faizlerinde yüzde 40 seviyesinin kritik eşik olduğunu ifade etti. Bu seviyenin altına inilmesinin yabancı girişini destekleyebileceğini, üzerinde kalınmasının ise sıkı finansal koşulların devamına işaret edeceğini söyledi.
Borsa İstanbul’da yükselişin sürdüğünü ancak genele yayılmadığını belirten Paksoy, savunma ve enerji gibi sektörlerin endeksi desteklediğini dile getirdi. Paksoy, 15 bin seviyesi üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 15 bin 500-16 bin bandına doğru hareketin mümkün olabileceğini ifade etti.





